Yeni kalemlerden seçkin eserler

Yazı Editörlük ve Medya Kursu’nu tamamlayan 30 öğrenci, mezuniyet belgelerini dün aldı. Yeni kalemlerin seçkin eserleri, dikkat çekiyor.

İstanbul ve civarındaki bazı illerde verdiğimiz Yazı Editörlük ve Medya Kursu’muz, şükürler olsun ki 19. yılına girdi. Türk Edebiyatı Vakfı’nda üç aydan beri kursa devam eden 30 öğrencimiz dün mezuniyet belgelerini aldılar. Merasimde büyük bir coşku yaşandı. Talebeler, başarı belgelerini tecrübeli ve tanınmış kişilerin ellerinden aldılar, tavsiyelerini kulak verdiler ve yeni bir yola girmiş oldular. Bu merasimden sonra mezuniyet belgelerini alanlar acaba bu işin tamamlandığını düşünmüş olabilirler mi? Hayır! Nitekim dün de konuşmamda ‘kursumuzun asıl şimdi başladığını’ belirttim ve çalışmaya yoğun biçimde devam edilmesi gerektiğini hatırlattım.

Törene başlamadan evvel 10 sene önce ülkemize kasteden FETÖ ihanet şebekesini anlattım. O ihanet gecesinde yaşanan olaylar esnasında çekilmiş fotoğrafları paylaştım. Gençler fotoğraflardan oluşan belgeseli, büyük bir dikkatle takip ettiler, etkilendiler. Yanı sıra son yüzyılın abide şahsiyetlerini, fotoğrafları eşliğinde anlatmaya çalıştım. Sonra belge dağıtımına geçildi. Hümay Ayaz’ın başarılı sunuculuğuyla değer kazanan programda, başta Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı ve diğer katılımcıların konuşmaları, son derece isabetli ve faydalıydı. Belgeleri verenler ile alanlar kısa konuşmalar yaptılar. Kurs hakkında hislerini ve düşüncelerini aktardılar. Belgelerin dağıtımından sonra toplu hatıra fotoğrafları çekildi. Mezun 30 öğrenciye Türk Edebiyatı Vakfı ve tarafımdan birer kitap hediye edildi.

İşte dün yazı kursuna düzenli devam eden ve belge almaya hak kazananların alfabetik sıraya isimleri şöyle: Ahmet Bahadır Gülüm, Ali Karakaya, Beyzanur Sema Tümsek Akarsu, Bilgenur Güneş, Burak Altay, Büşra Firdevs Taşköprü, Canan Bostancı, Damla Ateş, Dilara Kurt, Ebrar Şahin, Esmanur Arslan, Eyüp Rasih Doğan, Fatma Öz, Gülcihan Demirci, Hümay Ayaz, İlter Çelik, İrem Kuru, Kıymet İldeniz, Nurhan Yüce, Ömer Baytaroğlu, Samiye Kaplan, Sedat Karavas, Selen Şevval Yüce, Semiha Son, Semanur Çepe, Seyran Karabulut, Sümeyra Gedik, Tuba Avcı, Zeynep Zilan Özyağcı, Zilan Kızıltepe. Öğrencilerimi yürekten kutluyorum. Bahtları açık olsun.

SULTANAHMET SOHBETLERİ

Öncelikle şunu ifade edeyim: Bizim kursa devam eden, mezun olan ve olamayan öğrencilerle irtibatımızı asla kesmiyoruz. Sürekli olarak onlarla iletişim hâlindeyiz. Ayrıca ayda bir toplantıda onlarla bir araya geliyor, sohbet ediyoruz. “Sultanahmet Sohbetleri”ni her ayın ilk cumartesi günü Türk Edebiyatı Vakfı’nın hizmet verdiği tarihî Cevri Kalfa Mektebi’nde gerçekleştiriyoruz. Kursumuzdan mezun olan ve kitap yayımlayan arkadaşlarımızı can kulağıyla dinliyoruz. Edebiyat ve yazı dünyasına yeni giren arkadaşımıza, yayımladıkları kitaptan alıp kendilerine imzalatıyoruz. Hakikaten bu toplantılarda beyin fırtınası esiyor. Çok orijinal çalışmalar, projeler teklif ediliyor.

MEZUNLARIN YÜZLERCE KİTABI

Yazı kursumuza bugüne kadar 2 bin civarında öğrenci devam etti. Şükürler olsun ki bunların yaklaşık yüzde onu yani yaklaşık 200 arkadaşımız ilk kitaplarını yayımladılar. Bir kısmı ikinci üçüncü eserlerine imza attılar. Elbette bu çok sevindirici bir gelişmedir. İlk kitapların büyük heyecanı malum. Ama ilk kitaptan sonra yazma faaliyetini ciddiyetle devam ettiren çok arkadaşımız var. Bu arada dergi çıkaran, mecmualarda düzenli yazan, yayınevlerinde editörlük yapan ve radyo-televizyon gibi kuruluşlarda mesai yapmaya başlayanlar da oldu. Tabii farklı mesleklerde bulunan ancak yazı yazma konusunda hiç ihmalkâr olmayanların sayısı da küçümsenmeyecek kadar çoktur. Velhasıl okuma ve yazma konusunda ümit vadedenler bizleri fevkalâde sevindiriyor. Önemli olan şu ki: Yazı kursuna devam edenlerle irtibatımızın hiç kopmaması ve sürekli olarak iletişim hâlinde bulunmamızdır. Yazdıklarını değerlendirme için gönderenler, hangi dergiye yazması gerektiğini soranlar var. Davet ettiğim toplantılara muntazaman devam eden edenlerin sayısı da giderek artıyor. Dersler için kaleme aldığımız ‘Yazı Masası’nı defalarca okuyanları duyuyorum. Bu kitapta tavsiye edilen 1500 civarındaki kitabı okumaya başlayanları da… Yeni yazarlarla tanışmanın heyecanını aktarıyorlar. Velhasıl bizim hasbi niyetlerle kurulan yazı mektebimiz, hakikaten faydalı oldu, bir mektebe dönüştü. Rabbim faaliyetlerimizi hayırlara, iyiliklere, güzelliklere vesile kılsın.

EMİR SULTAN MENÂKIBNAMESİ

Bu arada velut olan, çok kıymetli eserleri artarda kültürümüze kazandıranları gördükçe Allah’a şükrediyorum. Demek ki emekler zayi olmamış. Bu çalışkan, gayretli genç araştırmacılarımızdan biri Ömer Said Güler’dir. Hazırladığı Emir Sultan Menâkıbnamesi’nden kısaca bahsedelim. Eserin orijinal adı: Vesîletü’l-Metâlib fî Cevâhiri’l-Menâkıb. Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkan eserin tanıtım metni şöyle: “Osmanlı havzasında Emir Sultan namıyla şöhret bulan Şemseddin Muhammed el-Buhârî, Tanpınar’ın deyişiyle 15. yüzyıl Türkiyesinin halk muhayyilesine belki de en fazla mâl olmuş çehresidir. Tabii olarak bu vaziyet, onun tarihî şahsiyeti ile menkıbevi hayatının imtizaç etmesine sebep olmuş, bu da hayatı ve şahsiyeti hakkındaki malumatın tarih kitapları dışında menakıbname gibi farklı bir yazım türü aracılığıyla da günümüze intikal etmesini sağlamıştır. O, hem halk arasında hem meşrebi dâhilinde hem de ümera, ulema ve meşayih katında kendisine duyulan hürmet ve muhabbetin ziyade olması sebebiyle Anadolu sahasında hakkında en fazla menakıbname tertip edilen şahsiyetlerden biri olmuştur. Bilindiği kadarıyla Emir Sultan hakkında yedi sekiz kadar menakıbname kaleme alınmıştır. Bu metinlerden biri de 16. yüzyıl Osmanlı ulemasından Halepli İbrahim Çelebi tarafından kaleme alınan Vesîletü’l-Metâlib fî Cevâhiri’l-Menâkıb isimli menakıbnamedir. Yayıma hazırlanan bu eserde, metnin tenkitli neşri ile birlikte günümüz Türkçesiyle de okurlara sunulmuştur. Çalışma içerisinde Emir Sultan’ın tarihî-menkıbevi şahsiyeti etrafında yeni eser ve meseleler bağlamında ele alınarak değerlendirilmiştir.”

Ömer Said Güler ayrıca Üsküdarâri Mustafa İsâmeddin Efendi ile Mollacıkzâde Mehmed Râif Efendi’nin müşterek eseri olan Bir Şiir Bir Hırka’yı yayına hazırladı. Kıl Şefâat Yâ Resûlallâh Hudâ Affeylesin – Nişancı Abdurrahman Abdi Paşa kitabına da imza attı. Yazarımızın ortak olarak hazırladığı kitaplar ise şunlardır: İki Kapak Bir Hazine (Muharrem Kalenci ve Abdüsselam Ferşatoğlu ile), Sürgün Bir Şeyhe Armağan Atpazarı Kutup Osman Kitabı (İsmail Güleç ve Ali Namlı’yla), Bir Demet Reylan – Kıbrıs Müftüsü Hasan Hilmi Efendi (İsmail Güleç’le), Rumeli’de Osmanlı Vakfları Üzerine Araştırmalar: Bulgaristan (Ahmet Kala ve İsmail Güleç’le), Câmî-i Rûm-îli: Köstendilli Süleyman Şeyhî (İsmail Güleç’le)

SEZAYİ TUĞLA’YI RAHMETLE ANARKEN

Kursumuza devam eden kıymetli şair ve yazar Sezayi Tuğla’yı rahmetle yâd ediyorum. Pek çok eseri yayımlandı. Bunlar arasında En Güzel Mesajlar isimli kitabı masamı süslüyor. İnşallah hatırası unutulmayacak. Bu arada Sevgi Korkusuz yeni kıymetli eserlerle edebiyat dünyamıza değer katıyor. Elimdeki yeni kitabı Coğrafyada Grili Savaş. Eser, birbirinden değerli hikâyeleri barındırıyor. Yolcuya Nasihatler, Mücahit Kocabaş’ın yeni eseri. Müstakil bir yazıda değerlendireceğim inşallah. Hülya Günay’ın kitapları da kütüphane raflarını süslüyor. Şehirden Kaleme, Sımsıcak Bir Merhaba, Ağaçların Gölgesinde ve İstanbul Zamanın ve Tutkunun Şehri kitapları gerek kapakları gerekse muhtevalarıyla ilgi çekiyor. Günay’ın başka çalışmaları da bulunuyor, ileride bahsedeceğim.

GÜLCİHAN DEMİRCİ’NİN İKİ ESERİ

Gülcihan Bilim Demirci, bereketli bir muhitte ve mümtaz şahsiyetlerin arasında büyüdü. Merhum babası Şevket Demirci, irfan ehlinin çok sevdiği ve değer verdiği bir abide şahsiyetti. Türkiye’de kitabı en çok seven seçkinlerdendi. Ziyaret etmek nasip olmadı ama Bâbıâli Sohbetleri’nde hakkında bir anma programı düzenlemiştik. Yakın dostları gelip kendisini anlatmıştı. Gülcihan Bilim, ilk kitabı Talay ile farklı bir türü ve tarzı denedi. Şiirle deneme arası metinler bunlar. Kalbe dokunan, ruha işleyen sayfalar… Şimdi de Noktalarımız Aynı Cümlelere Koyamadık takip eden ikinci eseri. Her ikisi hakkında ayrı bir tanıtım yazısı düşünüyorum inşallah.

SAMİYE KAPLAN’DAN ÜÇ ESER

Kursumuza düzenli devam eden tecrübeli yazarımız Samiye Kaplan Hanımefendi üç eseriyle edebiyat dünyasını selamladı: Mağara, Yaman Ayrılık ve Türkiye Seyahatnamesi. Bu eserler de bağımsız bir yazıda değerlendirilecek. Tabii emek verilmiş her kitap büyük alakayı hak ediyor. Bazıları bu karşılığı buluyor, bazıları bulamıyor ne yazık ki. Her zaman söylediğim ve yazdığım gibi -Milat gazetesi ve birkaç yayın organı hariç- basınımız, maalesef son yıllarda edebiyatı ihmal etmeye başladı. Hâlbuki ilk gazetelerimizi çıkaranlar edebiyatçılardır. Osmanlı’nın son devrinde ve Cumhuriyet’in ilk yarım asrında uzun dönemler basın ve edebiyat âdeta kol kola yürümüşlerdir. Ama sonradan gazeteler, edebiyat dünyasına mesafeli davranmaya başladı. Giderek uzaklaştılar, hiç iyi yapmadılar. Çünkü gazetelerde yayımlanan en kıymetli yazılar edebî yazılardır. Kalıcı olanlar da onlardır. İnşallah bu gereksiz uzaklaşmalar biter, açılan mesafeler kapanır; basınımız ile edebiyatımız yeniden birlikte yürümeye başlar.