Evet…
Bugünkü yazımızda, "Yeni Türkiye'nin Eski ODAları" meselesini ele alacağız…
Bazıları, alenen "örgüt yandaşlığı" yaptığında, "Bu alana çeki düzen verileceği" söylenmişti ya…
Araya seçimler girdi, gündem değişti.
Şimdi…
Yeni Türkiye, Yeni Kabine, Yeni Umutlar…
"Hukuk devletinde yaşıyoruz, dünyanın birçok ülkesinde odalara, birliklere mecburi üyelik yok. Biz de mecburiyete son vereceğiz!" çerçeveli konuşmaların fiiliyata geçmesi bu döneme kaldı.
"Başkanlık Sistemi"ne…
"Yeni Türkiye"ye kaldı.
Memleketin dört bir yanındaki kıymetli okuyucularımdan bu yönde talepler geliyor…
Diyor ki kıymetli okuyucum:
"ODAlara, birliklere 'mecburi üyelik' uygulamasına artık bir son verilsin!.. Bu alandaki 'TEKEL'ler kaldırılsın, çeşitlilik sağlansın. İsteyen gitsin istediği yere üye olsun veya hiçbir yere üye olmasın. İşimizin, aşımızın önündeki bu büyük engel kaldırılsın!"
Buradan devam edelim efendim:
'Başkanlık Sistemi'nin İlk Kabinesi'ne ilişkin düşüncelerimizi canlı yayınlarda dile getirdik.
Özetlemek gerekirse…
Başkan Erdoğan, "Laf, laf, laf, bu nedir kardeşim, bir cam filmi işi bile bize kalıyor!" diyerek…
Her işi önüne getirmeyecek, aktif, dinamik, mahir isimlerde karar kılmış…
Şöyle bir baktığınızda, "Ya arkadaş, bunun bu bakanlıkla ne alakası var?" diyebileceğiniz isim yok gibi.
Ekonomideki "çift başlılığa" son verilmesi çok önemli.
Enerji alanındaki hamlelerin alt yapı çalışmasını gerçekleştiren Sayın Berat Albayrak, görevi en yakın çalışma arkadaşı Sayın Fatih Dönmez'e devretti…
Faiz oranlarının üretime bu kadar engel olmayacak seviyeye çekilmesi için gayret göstermek üzere yola çıktı.
Önümüzdeki yıllarda, büyük enerji kaynaklarının (muazzam petrol yatakları mesela) ekonomiye kazandırılmasıyla, Türkiyemiz ayağındaki en büyük prangayı atar ve hızla koşmaya başlar İnşallah.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank'ın alanı da çok önemli, "üretmek isteyenin" ayağındaki prangaları söker atar umarız.
İşte böyle…
Yeni Bakanlar Kurulu…
"Ekonomiye" ağırlık veren, işin ve aşın olmadığı yerde mutluluğun da olmayacağı yargısından hareketle şekillenen bir tablo.
Bakanların kimler olduğu elbette önemli, "bayatlamış zihniyetlerle" mücadele yolundaki adımların bir an evvel atılması çok daha önemli.
"Hayırlı işlerinizi ertelemeyin!"
Evet…
İşte, bu yazının başlığında işaret ettik:
"Eski ODAlar Meselesi!"
Milyonlarca vatan evladı, "ODA"lara habire ve de mecburen para ödemekten bıkmış usanmış durumda!..
Her işlemde mecburen yolunuz oralara düşürülüyor ve siz, hem aidat hem de farklı isimler altında "şey edilen" bedelleri çatır çatııır ödemek mecburiyetinde bırakılıyorsunuz.
Ödemezseniz mesleğinizi icra edemezsiniz, çoluk çocuğunuzun rızkına giden yollarınız kesilir!..
Mevzuat ve uygulamalar bu yönde!..
ODAlara çatır çatır para ödemek mecburiyetinde bırakılan vatandaşlara sorunuz lütfen:
O paraları veriyorlar da, karşılığında ne alıyorlar?..
Yıl başlarında birer ajanda, anahtarlık filan geliyor; bir de telefonlarına bayram mesajları işte, istifadeleri bunlar!..
Peki…
Üyelerine gerçekten faydalı olan ODAlar yok mu?..
Var elbet…
Var ve bunlar teşvik edilmeli.
Teşvik de, "mecburi" üyelikle olmaz, "ihtiyari" üyelikle olur.
Her meslek alanındaki "ODA"lar, "birlik"ler çeşitlendirilir ve de üyelik "isteğe bağlı" hale getirilirse… Bunun için gerekli Anayasa değişikliği için 'muhalefete' teklif götürülse.. Bu iş bir şekilde halledilse..
Daha iyi hizmet veren daha çok üye çeker, daha çok aidat geliri elde eder!..
İşte size serbest piyasa, işte size rekabet…
İşte size…
Özgürlük!..
"ESKİ ODALAR" MESELESİ… VATANDAŞ DER Kİ:
Efendim:
Çıkıp sordum vatandaşa…
Biri dedi ki; "Bir ODA başkanı, inanın 40 yıldır başkanlığını sürdürüyor. Yurt dışına, bir aylık tatile ODA parası ile gidip tatil yapıyorlar ekip halinde… Yazıktır günahtır."
Bir başkası;
"Seminer adı altında yedi yıldızlı otellerde geziler!"
Dedi ki bir başka meslek erbabı:
"Eskiden sektör dışı çalıştığım için ODAya hiç üye olmadım. Şimdi üye olmak için gideceğim, geriye dönük aidatlar isteniyor. Meslek için bir sınava girecek olsam, 'Aidatlarını öde de öyle gel!' deniyor."
Ve dedi ki;
"Bu ODA yöneticileri ne maaşlar alıyorlar ne maaşlar! Yani, ben mecbur muyum arkadaş bunları taşımaya. Serbest olur üyelik, isteyen gider üye olur, paraya öder ve varsa hizmetleri istifade eder! Niye mecburi olsun arkadaş?"
Evet, niye?..
Ha…
"Ödeme yapmadınız diye icraya veriyorlar bir de!"
Bu "ODA" meselesi çok önemli.
Böyle mecburi üyelikler ve mecburi ödemeler olmaz, olmamalı…
Her alanda "alternatifleri" çoğaltırsınız, bunun önünü açarsınız…
Meslek erbabı gider, beğendiği "ODA"ya üye olur…
Hiçbirini beğenmiyorsa eğer, hiçbirine üye olmaz; bir nevi "sendika" modeli işte.
Ama…
Meslek erbabına, her işlemde "Aidatını öde de gel!" diyen bir sistem varsa…
Bütün yollar oraya çıkar…
Ve siz, "Haram ede ede" ödemek zorunda kalırsınız…
Oysa…
Bu alana "serbesti" gelse…
İstediğine üye olmak, olmamak meslek erbabının beğenisine, tercihine kalsa…
"ODA"lar rekabetçi bir ortamda, daha etkin bir şekilde çalışır, üyelerini ve muhtemel üyelerini memnun etmek için ne gerekiyorsa onu yapar.
Kendisine güvenen, rekabetten çekinmeyen hiçbir "ODA" yönetimi de bu yaklaşımımıza karşı çıkmaz!..
"GAZETECİ" VE SOKAKTAKİ VATANDAŞIN DERDİ!
İşte, bu…
"Yeni Türkiye'nin Eski ODAları" meselesi, meselelerden bir mesele sadece…
Birçok dert var ve sokaktaki her vatandaşın hayatını bir şekilde etkileyen böyle temel meseleler, maalesef medyamızın gündeminde pek yer bulmuyor…
Niçin bulmuyor?..
Gazetecilik hayli vakittir, "Ölesiye düşmanlık etme" ve "Göstere göstere alkışlama" kutuplarına çekilmiş durumda.
Oysa…
Bunlar gazetecinin görevi değil.
Gazeteci, iyilerin daha da iyi olması için teşvikçi olacak…
Eksikliklere, yanlışlıklara da dikkat çekecek!..
Yetmez…
Dahi iyiye ulaşmak için yapılan çalışmalara katkı sağlamak için farklı "çözüm tekliflerini" dikkatlere arz edecek.
Amma velakin…
İşler, şimdilik böyle yürümüyor…
Türkiye, gerçekten Yeni Türkiye olursa…
Gazeteciler de sadece mesleklerini icra ederler…
Sokaktaki vatandaşın gündeminden de bu kadar kopmazlar!..