7 Haziran genel seçimleri sona erdi. Seçim, birinci parti ile dördüncü parti arasında geçti. Ak Parti'nin anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edememesinde hatta tek başına iktidar olamamasındaHDP'nin bir başarısı söz konusu.Açıkçası HDP, üstlenmiş olduğu misyonu da yerine getirdi.Bu başarıda HDP'nin kimlik siyaseti, % 10 baraj motivasyonu etkili olduğu gibi Ak Parti'nin de 13 yıllık iktidarı süresince biriken, olumsuz etkenleri de mutlaka etkili olmuştur.
Günlerdir,Gazete ve TV'lerde, Ak Parti'nin, oy kaybını ve özellikle Kürt seçmenin mesajını ve yazıyor / söylüyoruz. Kürtler AK Parti'den neden gitti? gibi yazılar yazıldı. Ancak, Kürtlerin oylarını özgürce kullan(a)madığını hiç değinemiyoruz.
Seçim süreci boyunca Doğu Anadolu özelinde Van'da yaşanılanları öğrendiğimde, vahametin boyutunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Batı'da Erdoğan'ın tabiriyle 'cici çocuk'u oynayan Demirtaş ve HDP'nin, Doğu ve Güneydoğu'da 'özgürlük ve demokrasi' safsatası yerini tehdit, şiddet ve işkenceye bırakmış.
Öyle ki, seçim öncesi bir muhtarın öldürülmesi medyada gündeme gelirken, bölgeden aldığımız bilgilerde bir baskının olduğu yönündeydi. Ancak, sandık başındaki memurların tehdit edilmesi, Ak Partili müşahitlerin aileleri üzerinden tehdit ve şiddete uğramalarının açıklanabilinir yanı yok. Bu hadiseler direk seçimi sonucunu etkilemektedir. HDP ve PKK sözde 'Barış' adı altında bölgeye 'huzur ve istikrar', getirme rolünü biçip, halka vaatte bulunurken, aslında Doğu Anadolu ve Güneydoğu'ya ikinci bir 1991-1996'lı karanlık dönemi yaşatmaktadır.
Bir dönem varlığıyla bölgeye korku salan JİTEM'e (halen var olup-olmadığını bilmediğimiz) isyan eden HDP'lilerin bugün geldiği pozisyon, JİTEM'den farklı değil. Zira, HDP'ye oy vermeyenlerin fişlenmesi, yüzlerce çocuğun dağa çıkartılması, zorla partiye bağış toplama, vergi vermeyenlerin dağda yargılanması, HDP'ye oy vermek istemeyenlerin darp edilmesi veya aileleri üzerinde tehdit savrulması en bilinenleri…
Seçim öncesi, "Biz barajı geçemezsek sonuç böyle olur'' mesajı adı altında geceleri binlerce mermi sıkıldı. Halka 6-7 Ekim olayları hatırlatıldı. Kürt halkı, HDP'ye oy vermeleri için tehdit edildiler. Birçok insan korktuğu için HDP'ye oy vermek zorunda kalıyor. Köylerde oylar, tehditle HDP'ye veriliyor,"Bu köyden AK Parti'ye oy çıkmasın" diyetehdit ediliyor. Köy veya ilçelerde sandık başına gitmeyenlerin oyları, HDP'liler tarafından kullanıldığı da iddia ediliyor. Hadiseler yaşanırken polis olay yerinde hiçbir şey yapmıyor. Çünkü polisler, sürgün gönderilen paralel yapı elemanları.
HDP ve PKK, tehdit ve baskıdan uzak kalarak da %10'u geçebilir(di) Ancak bölgede ciddi bir huzur kaçırdıkları, köylüyü, esnafı iş yapamaz hale getirdikleri ve halka rahatsızlık verdikleri aşikardır. Evet, başarılı bir gönüllü teşkilat yapılanmasıyla HDP, barajı geçerek 80 milletvekiliyle mecliste yer aldı. Ancak, % 10 barajını gurur meselesi yaparak, seçim öncesi bölge halkını tehdit, baskı ve faili meçhul cinayetlerle Doğu ve Güneydoğu'da halka, 90'lı yıllardaki gibi karanlık bir dönem yaşatıyor. Tıpkı JİTEM gibi…
drhusamettin@hotmail.com
@HusamettinAslan