Kulluk yürüyüşümüzün kolay olmadığını biliriz… Kaçışlar, kopuşlar, kırılmalar, çözülmeler, yanılgılar, yenilgiler, yorgunluklar hepsi insan için… Hayır ve şerlerle sınanan biz kullar bir şekilde bu sınavı vermek zorundayız… Yani kulluğa mecburuz ve mesuluz…
Modern zamanlarda kulluğumuzu tehdit eden yozlaşma, yorulma ve yalnızlaşma yakın tehlike arz ediyor… İç güdülerinin güdümüne giren nesiller savunmasız… Yürek çoraklaşması, iç bünyedeki çözülme insanlarımızda takat ve mecal bırakmıyor… Zihinsel donukluk, iç tutarsızlık, ideolojik körlükler işin cabası…
Sonuçta bakıyorsunuz, rüzgarımız gitti… Rüyalarımız bitti… Rotamız kaydı… Ruhumuz kaydı…
Yorgun, yılgın, yalnız, ye'se mahkûm kitleler…
Aslında bizi yoran yolun uzunluğu değil yüreğin yalnızlığıdır…
Bireyselleşme, bencilleşme, dünyevileşme değerleri aşındırıyor, duyarlılıkları öldürüyor…
Bir defa kasvetler, korkular, kuşkular, kaygılar, karamsarlıklar, karasızlıklar çökmeye görsün ne hareket kalıyor ne de heyecan…
Bu halsizliği, hareketsizliği, heyecansızlığı nasıl atabiliriz? Diriliş dinamiklerimizi nasıl kuşanabiliriz? Şayet maruz kaldığımız atalet ve rehavete kader demiyorsak, ciddi bir karalılık ve iç tutarlılık ile tüm bu olumsuzlukları aşabiliriz… Yolumuz üzerinde konuşlanmış iblisleri, ayartıcı arzuları yenebiliriz… "Vehen" virüslerini, "şüphe" mikroplarını üretilmiş korkuları, "adam sen de"ci algıları yok edebiliriz…
Peki, düştüğümüz bu rehavetten bizi rahmete taşıyacak bir yol yok mudur? Çözüm arayışlarında, yol haritası ve anlam kodlarını içerecek bir şifre bulamaz mıyız? İşte bu amaca katkı olsun niyeti ile (3R) formülü diyorum…
Rih…
Ruh…
Rah…
Rih… Rüzgar, kuvvet, devlet, heybet anlamındadır…
"Allah'a ve Rasülü'ne itaat ediniz, birbirinizle çekişmeyiniz, yoksa içinize korku düşer, rüzgarınız gider. Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir."( Enfal 46)
"Ve tezhebe rihukum/ rüzgarınız gider"
Kuvvetiniz, devletiniz, ağırlığınız, saygınlığınız, onurunuz, özgürlüğünüz yok olur… Acziyet ve zafiyetler sizi vurur…
Bu durum da yeni bir rüzgar kaçınılmazdır… Heybet, izzet, asalet, cesaret, adalet, erdem, özgürlük içeren bir rüzgar… Aşılayıcı bir rüzgar… Kabusları, kaosları, karanlıkları sonlandıracak bir rüzgar… Moral, mecal bulabileceğimiz yeni bir heyecan estirebileceğimiz rüzgara muhtacız…
Bireysel değil kolektif bir rüzgar… Lokal değil küresel bir rüzgar… Popüler, seküler, rasyonel, liberal rüzgarları bitirecek müteal bir rüzgar… Mümin esen rüzgarlar karşısında savrulan değil rüzgar estirendir… Bu arada kendimize şu soruyu kendimize sormak durumundayız… Acaba rüzgarımızı kesen hangi günahlarımızdır? Dağınıklığımızın, donukluğumuzun, duyarsızlığımızın nedenlerini biliyor muyuz? Niza, hased, gıybet, husumet, kin, nefret değimlidir, rüzgarımızı alıp götüren?
Yeni bir rüzgar için vahdet şuuru, cemaat ruhu, ümmet bilinci, kardeşlik iklimi olmazsa olmazımızdır…
Ruh… Ruhsuzluğumuza iksir olacak, ölü toprağı serpilmişliğimize ba'sü ba'del-mevt olacak yeni bir ruha ihtiyacımız var… Nefha-i cedid ile canlanmalıyız… En tehlikeli yorgunluk bedensel değil ruhsal olandır… Ama önce ruhumuzu yoran, öldüren marazları bilmeliyiz…
Teferuat, tartışma, tefrika ruhumuzu öldürüyor…
Asabiyetler, aşırılıklar, arzular ruhumuzu vuruyor…
Enaniyet, nefs-i emare, riya, nifak ruhumuzu çürütüyor…
Vahyin diriltici ruhuna her zamandan daha çok muhtacız… O ruh olmazsa yığınlaşırız… Sürüleşir ve sürünürüz…
Rah… Doğru ve açık yol… Yanlışa götürmeyen hakikat yolu… Rahmete vuslat için rah diyoruz… Yeniden yola koyulmalıyız… Yoldan çıkmamak için birlikte yola çıkmalıyız… Çıkar- çizgi çatışmasında çizgiyi bozmadan yola revan olmalıyız… Yola çıkanlar için yol açık… Ama "yarın"cılarla yol alınmıyor… Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerindir…
"Ya bir yol açın, ya bir yol bulun ya da yoldan çekilin…"
Yolda kalmak için yürek lazım…
Unutmayalım ki, rih… ruh… rah buluşması bizi rabbanileştirecektir…
Ne diyelim belki de RABİA'nın dörtlü şifresi de buna benzer bir şeydir…
Ramazan Kayan