Yürek Yarası

0

BBC panorama ekibi Türkiye'de yaptığı çekimlerde Suriyeli mülteci çocukların emeklerinin nasıl sömürüldüğünü gözler önüne serdi. Saatlik ücreti dört lirayı bile bulmayan, çoğu zaman haftanın her günü en az on saat çalıştırılan bu çocuklar sadece bizim değil insanlığın yürek yarası. Gerçekte hepimizin hemen her gün şahidi olduğumuz, trafik ışıklarındaki duraklamalar sırasında gelip para isteyen, kaldırımlarda annesi dilenirken yanı başında dünyadan bihaber meraklı gözlerle etrafa bakınan vatansız kimliksiz çocuklar.

UNİCEF verilerine göre Türkiye'de bulunan Suriyelilerin %54'ü yani 1,5 milyonu çocuklardan oluşuyor. Okula kayıtlı çocukların sayısı ise yalnızca 330 bin O halde geri kalan çocuklar ne durumda? Bu sorunun cevabı herkesçe malum piyasanın en çok da pazarın insafına(acımasızlığına mı demeliydik?) mahkum.

Konuyu gündeme taşıyarak hep görmezden geldiğimiz açık bir yarayı gözümüze sokan batılı kurumların ikiyüzlülüğünü, çifte standartçılığını bir başka yazıya bırakıp konuya odaklanmak bence daha yararlı.

Herhangi bir konuyu ele alırken o konuyu genelleştirip evrensel ölçeklerde değerlendirmek, ardından lokalleştirerek kendi tarihselliğine oturtmak en makul yaklaşım galiba. Yöntemi böyle belirledikten sonra yukarıda bahsettiğimiz haberin konusunu "çocuk işçiliği sorunu" şeklinde yeniden adlandıralım.

"Çocuk İşçiliği, çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler" olarak tanımlanıyor. Uluslararası çalışma örgütü(ILO)'nun verilerine göre dünya üzerinde yaklaşık 168 milyon çocuk çalışmaktadır. Daha da vahim olanı 85 milyonunun "tehlikeli işler" olarak nitelendirilen kategoriye dahil olması. Nedir bu "tehlikeli işler"? Uluslararası kabul görmüş tanımı şöyle: "çocuğun fiziksel, zihinsel ya da ahlaki iyi olma halini tehlikeye düşüren işlerdir". 182 sayılı ILO sözleşmesinin 3. Maddesinde bu kapsama giren işler sayılıyor:

  • Çocukların alım satımı ve ticareti, borç karşılığı veya bağımlı olarak çalıştırılması ve askeri çatışmalarda zorla tutularak kullanılmasını da içerecek şekilde çalıştırılmaları.
  • Çocuğun fahişelikte, pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılması
  • Çocuğun uyuşturucu maddelerin üretimi ve ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerde kullanılması
  • Doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işler.

En kötü çocuk işçiliği biçimleri olarak ta tanımlanan bu tür tehlikeli işlerin dünya üzerinde en yoğun olduğu bölgeler Asya ve Pasifik(yaklaşık 78 milyon çocuk) ülkeleri ile sahra güneyi Afrikası(59 milyon çocuk)dır. Ortadoğu ve kuzey Afrikada bu sayı 9,2 milyon civarındadır.

Sorunu rakamlara boğmadan anlamaya çalışırsak şöyle bir benzetme işe yarayabilir. Düşünün ki nüfusunun tamamı çocuklardan oluşan yaklaşık iki Türkiye büyüklüğünde bir ülke haftanın en az 6 günü 10'ar saat çalışarak 7 milyarlık tüm dünyanın tarım, sanayi ve hizmetler sektörünün üretimine katıldıkları gibi bir de fuhuş, uyuşturucu gibi gayrı meşru işlerde çalıştırılıyorlar. Üstelik tamamına yakını kayıt dışı.

Çok yüzeysel ve dış hatlarıyla sorunun dünya genelindeki özeti bu. Peki, ülkemizde çocuk işçiliği sorununun durumu nedir? Gelecek yazımızda devam edelim…