YAZARLAR

Tüm Yazıları Yusuf Girayalp Atan

Değişen dünyada biz...

09.12.2019 00:01

Dünyanın içinden geçtiği dönemde adeta kuralsızlık, kural haline gelmiş durumda.

Haklı olmanın önemli olmadığı, güçlü olmanın yeterli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Uluslarüstü kurumların işlevsiz kaldığı, güncellenmesinin de bir hayli zaman gerektirdiği bir dönem…

ABD’nin sahip olduğu hegemonik güç ile uluslarüstü kurumlar gibi hareket ettiği, kendi çıkarına göre hareket ederek gözüne kestirdiği ülkelere ambargo ve yaptırım gibi uygulamalarla kendi çizgisine getirme çabası var.

Çin’e karşı başlatılan ticaret savaşları, İran’a uygulanan ambargo, Türkiye’ye karşı yaptırım tehditleri ABD’nin bu uygulamalarına örnek olarak gösterilebilir.

Diğer taraftan Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesine uluslararası toplum tarafından ufak çaplı tepkiler gelse de Rusya'ya geri adım attıracak çok ciddi bir yaptırım uygulanmamıştır.

Böylesi bir ortamda Türkiye kendi vatandaşlarının çıkarlarını korumak üzere büyük atılımlar yapıyor.

Bunlardan bir tanesi de hava savunma sistemi S-400 füzelerini almak olmuştur.

Geçen hafta İngiltere’de gerçekleşen NATO toplantısında ABD Başkanı Trump ile birlikte kameralar karşısında geçen Fransa Cumhurbaşkanı Macron yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bir NATO ülkesi olarak Rusya’dan S-400 hava savunma sisteminin doğru olmadığını iddia etmişti. Ancak Türkiye gibi NATO ülkesi olan Yunanistan, Bulgaristan ve Slovakya’nın Rus yapımı S-300 hava savunma sistemini kullanmalarına herhangi bir ses çıkarmamaktadır.

Bu durum açık bir şekilde çifte standart uygulamasıdır.

İşin daha ilginç tarafı ise, NATO kapsamında ittifak içinde olduğumuz Fransa ve ABD’nin PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmelerine rağmen Suriye kolu olan PYD/YPG’yi terör örgütü olarak tanımamalarıdır. Terör örgütünün isim harflerini değiştirerek insanları kandırmaya çalışıyorlar. Nitekim büyük ölçüde başarılı olduklarını da görüyoruz. Ellerinde tuttukları medya gücü ile gerçekleri çarpıtarak aktardıkları için PKK/PYD terör örgütünü Kürt direnişçiler olarak gösteriyorlar. Dediğimiz gibi kuralsızlığın kural olduğu bir dönemdeyiz.

Türkiye’yi AB’nin sınır güvenliğini sağlayan ülke olarak görmek isteyen AB’nin Suriye’de oluşturulması planlanan bir terör devletinin kurulması durumunda kendi güvenliğinin de tehlikeye gireceğini düşünememesi, sadece NATO’nun değil AB ülkelerinin de beyin ölümünün gerçekleştirdiğini göstermektedir.

Tüm bu düşünce, kapitalizmin ana felsefesi olan homo-economicus, yani kendi çıkarlarını düşünüp başkasını düşünmeyen, bencil, egoist bireycilik düşünce yapısından gelmektedir. Kısa vadeli çıkarlar peşinde koşup uzun vadeli düşünememek, kapitalist düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Çünkü “1929 Büyük Buhran” sonrası kapitalizmin adeta kurtarıcısı konumuna gelen Keynes “uzun vadede hepimiz ölüyüz” diyerek kapitalizmin temelinde bulunan bencilliği desteklemiştir.

Kapitalizm dışında herhangi bir iktisadi sistemin barındırılmadığı günümüzde Türkiye, mazlumların hakkını savunmak için canhıraş bir şekilde mücadelesini sürdürmektedir. Kazan-kazan yöntemiyle hareket etmeye gayret gösteren Türkiye, ilişkide olduğu ülkeleri sömürme derdinde olmayıp her iki tarafın da kazandığı, her iki ülke vatandaşlarının da insanca yaşamaları için antlaşmalar sunmaktadır. Bu davranış modeli de Selçuklu ve Osmanlı gibi ata devletlerimizden bizlere miras kalan sömürge değil, Fetih ruhundan kaynaklanmaktadır.

İçeride olan olayların da uluslararası meselelerden bağımsız olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Bugün Kanal İstanbul’u yaptırmam beyanı verenlerin Paris ile İstanbul’un kardeş şehirler olduğunu söylemeleri, Fransız bankalarından kredi almaları oraların suflörlüğünü yaptıklarını açık bir şekilde göstermektedir.

Her ne kadar içimizdeki “Batı” kafalılar Türkiye’nin batılılaşarak refah seviyesini artıracağını savunsalar da işin aslı küresel güç merkezi doğuya doğru kayıyor.

Türkiye ise bu durumdan kazançlı çıkabilmek için denge politikası izliyor.

Kurulacak yeni düzende Türkiye önemli ve güçlü bir aktör olacaktır. Ancak ahlaki yozlaşma devam ettikçe bu gücü korumak hiç de kolay olmayacaktır. Siyasetten ticarete her alanda ahlaklı bir yaşam olmazsa “Batı” dünyasının bugünkü düştüğü duruma düşer, Osmanlı gibi 600 yıllık bir güçlü dönem değil, daha kısa süreli bir yükseliş dönemi geçiririz.

Son Haberler

  • 1

    Erdoğan'dan Elazığ'a destek olan hayırseverlere teşekkür

  • 2

    Elazığ'da 4,5 büyüklüğünde artçı sarsıntı korkuttu

  • 3

    'Şu ana kadar koronavirüs tanısı alan hiçbir hasta yok'

  • 4

    Ortalığı karıştıran Bolton'un iddialarına yalanlama

  • 5

    FETÖ'nün sözde 'Malezya imamı' ile eşi tutuklandı

Günün Manşetleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: Suriyeli Mahmut'a ve ailesine vatandaşlık verildi
Başkan Erdoğan: Hafter durdurulmalı
Başkan Erdoğan'dan Merkel'e uyarı: Yanlış yoldasın
ABD Başkanı Trump, sözde İsrail-Filistin barış planını yarın açıklayacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hafter'in ateşkes diye bir derdi yok
Erdoğan'dan Elazığ ve Malatya'ya 10'ar milyon lira ödenek talimatı
Taliban: ABD askeri uçağını düşürdük
Sokak köpeklerini zehirleyen 3 kişiye 10 yıl hapis
Asker çorabını çıkartıp depremzedeye giydirdi
Elazığ'daki deprem sonrası ölü sayısı artıyor