YAZARLAR

Tüm Yazıları Yusuf Girayalp Atan

Türkiye’nin diplomatik gücü

08.07.2019 00:02

Küreselleşme hikayesi tüm dünyayı bir dip dalgasıyla dönüşüme sokmuştu.

1980’li yıllardan itibaren sınırların kaldırılmasıyla birlikte “batılılaşma ve tek tipleşme” operasyonu başladı.

Çok uluslu şirketler dünyayı küresel bir köy haline getirme hedefi doğrultusunda yönlendirirken ulus devletlerin sosyolojik kodlarında da büyük dönüşümlere neden oldu.

Televizyon, sinema ve internet aracılığı ile insanların hayal dünyasını yeniden biçimlendirerek ihtiyaç kavramının kodları yeniden yazılarak tüketim alışkanlıkları dönüştürüldü.

Bu dönüşüm ile birlikte tüketim artışı hızlandı buna bağlı olarak ithalat bağımlılığı da arttı.

Artan ithal bağımlılığı uluslararası ilişkilerin boyutunu da değiştirdi.

2008 krizi sonrasında korumacılık arttıkça küresel ekonominin kodları yeniden şekillenmeye başladı.

Artan ekonomik milliyetçilik tutumları ulus devletlerin gelecek stratejilerini yeninden ele almalarına neden oldu.

Bu bağlamda Türkiye de yol haritasını güncelledi.

Hedef 2023 stratejisiyle birlikte yerli üretimi artırma ve yüksek katma değerli üretime geçerek ihracata dayalı büyüme stratejisine geçildi.

Bu hamle sonrasında Türkiye’nin yeniden yapılandırılmaması için büyük ekonomik ve siyasi operasyonlara maruz kaldı.

Geçtiğimiz yıl yaşanan döviz saldırısının ardından yol haritasına yeni bir güncelleme yüklendi.

Yeniden belirlenen büyüme stratejisi ile cari açığın azaltılarak yerli imkânlarla üretimle büyüme sürecine geçildi.

Başta savunma sanayi olmak üzere yerlileşme oranı artırılarak hem yurt içi pazarın ihtiyaçları karşılanırken hem de ihraç ederek Türkiye’nin ekonomik gelişimi sağlanma çalışmaları başladı.

Bu hamle ile birlikte ekonomik diplomasi önem kazandı.

Küresel sistemin kodları yeniden yazılırken ülkelerin ve küresel şirketlerin hem kendi aralarında hem de karşılıklı olarak yürüttükleri diplomatik hamleler yeni boyutlara ulaştı.

Özellikle Türkiye’nin hemen yanı başında bulunan Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan devasa doğal gaz rezervi, Çin’den Londra’ya uzanacak Tek Kuşak Tek Yol inisiyatifi Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi stratejisini belirleyen önemli etkenler oldu.

Savunma sanayinde artırılan yerlilik oranı ekonomik diplomaside Türkiye’nin gücünü artıran en önemli unsur oldu.

Bununla birlikte küreselleşme süreciyle dönüştürülen zihin yapısı ile birlikte artan “Batılılaşma” akımı diğer ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de küresel aktörlerin hegemonyasının güçlenmesine neden olmuştu.

Özellikle 15 Temmuz sonrasında PKK, FETÖ, DHKP-C, DEAŞ gibi küresel terör örgütlerinin belinin kırılmasıyla birlikte Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde yürüttüğü diplomaside elini güçlendiren etkenler oldu.

Nitekim G-20 toplantısında ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’nin alacağı S-400 konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ziyade selefi Obama’yı eleştirmesinin altında bu etkenler yatmaktadır.

Türkiye’nin gerek bölgesinde, gerekse küresel meselelerde etkin rol alması sahip olduğu güç unsurlarının kapasitelerindeki artışla doğru orantılıdır.

Türkiye’nin diplomatik gücünün artması için ithal bağımlılığının azaltılması son derece önemlidir.

Bunun için ise yurt içinde üretimin artması gerekiyor.

Üretimin artışı yatırımlarla doğru orantılıdır. Yatırım artışı ise faizlerin azalması ile mümkündür.

Borçlanmanın maliyeti ne kadar düşük olursa yatırımlar o kadar artar ve üretim ve istihdam da buna bağlı olarak artış gösterir.

Geçtiğimiz hafta açıklanan enflasyon verisi faizlerin azaltılması için önemli bir gelişme olmuştur.

Enflasyon ile faiz oranındaki farkın (reel faiz oranının) giderek artması politika faizinin azaltılması gerektiğini açık bir şekilde göstermektedir.

ABD Merkez Bankası FED’in de faiz indirimi sinyali verdiği bugünlerde Merkez Bankası’nın elinde güçlü argümanlar bulunmaktadır.

Cari açığın ve enflasyonun ve döviz kurunun düşmesi de bu etkenlerdendir.

Türkiye’nin önünde seçimsiz 4 yıl bulunuyor.

Birileri Türkiye’yi tekrar seçim sürecine sokmak istese de asla bu dalgaya kapılmamalıdır.

Seçimsiz bu süreçte uluslararası meselelere odaklanmalı ve Türkiye’nin haklarını koruyarak ekonomik bağımsızlık için gerekli adımları atmalıyız.

 

Son Haberler

  • 1

    Boğaziçi kesinlikle imara açılmamaktadır

  • 2

    Ruhani'den tarihi itiraf: Yalnızlaşırız

  • 3

    Gözaltına alınan HDP'li başkan tutuklandı

  • 4

    SAT komandolarından nefes kesen tatbikat

  • 5

    Merkel'den ülkesine ırkçılık uyarısı

Günün Manşetleri

İBB'de işten çıkarılanlarla ilgili önemli karar: İade edilme kararı
Washington'da FETÖ iş birliğinde Türkiye karşıtı panel
Dışişleri Bakanlığı: Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de geri adım atmasını ummak beyhudedir
Rusya'dan şoke eden itiraf: 169 milyon dolarımız çalındı
İmamoğlu'ndan zam şova devam: İstanbul'da su yüzde 20 artıyor
DEAŞ'lı terörist Türk-Yunan tampon bölgesinde kalakaldı
Eski İngiliz askeri görevlisi İstanbul'da ölü bulundu
El-Halil'de terör saldırısı
Fransa medyasının Türkiye standartları: Yalan, çarpıtma, sansür
MSB'den taciz ateşi açıklaması
Suriye petrolü ABD'yi yasal çıkmaza götürüyor
81 ilde 11 milyon fidan toprakla buluşuyor
Türkiye Barış Pınarı Harekatı bölgesindeki sivillere yardıma koştu
Hac ön kayıtları başladı
Dünya ASELSAN'ın denizlerdeki başarısını konuşuyor