Başkan Erdoğan geçenlerde yaptığı bir açıklamada; "İzmir'in sadece 14 ilçesindeki CHP listelerinde, terör örgütü PKK ile ilişkili 27 kişinin tespit edildiğini biliyorum. Bunların 19'u direkt dağ kadrolarıyla bağlantılı" dedi.
Sabah Gazetesi'nin haberine göre; SP, 81, İP 29, CHP ise 229 PKK/KCK ile bağlantısı bulunan ismi belediye meclis üyeliklerine aday olarak gösterdi.
Aralarında, PKK propagandasından tutuklanan, korsan gösteri ve güvenlik güçlerine/araçlarına yönelik havai fişek atma, taşlı/sopalı saldırı eylemi gerçekleştirenlerden tutun da karakola saldıran, teröre kuryelik yapan, patlayıcı taşıyan ve PKK adına uyuşturucu ekip-biçenlerin olduğu yüzlerce isim var.
Baksanız yerel seçimler öyle değil mi?
"Net söyleyeyim" diyordu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. "14 değil 325 kişi de olsa, iltisakını, irtibatını tespit ettiğimiz anda bu adamların hiçbirisi Allah muhafaza belediye meclis üyesi seçilse biz bunlara belediye meclis üyeliği yaptırmayız." Kesinlikle yaptırılmamalıdır.
Partisi, Batman'da seçim müziği olarak Selahaddin Demirtaş'ın yazıp seslendirdiği " Giden kuşlar" şarkısını belirleyen Kemal Kılıçdaroğlu ise kalkıp; "Sonuçta, muhtarlarımızı, belediye meclis üyelerimizi ve belediye başkanlarımızı seçeceğiz. Muhtar seçmek bir beka sorunu mu? Belediye meclis üyelerini seçmek bir beka sorunu mu? Belediye başkanını seçmek bir beka sorunu mu?" diyebiliyor.
Kandil'in açıkça "Erdoğan-Bahçeli faşizmini bitirin" şeklinde talimat verdiği bu seçimlerde listelerine PKK'lı adaylar yerleştiren CHP, "muhtar seçmek beka sorunu mudur?" şeklinde meseleyi basitleşiyor. Açıkçası beka sorunumuzu manipüle ediyor.
Kemal Bey'e göre; "Siyaset, halka hizmet etmek için yarışmak demekmiş. Siyasi partiler, çıkarlar ve 'daha güzel hizmet yaparız derlermiş" o kadar.
Ne yani, patlattığı bombalarla yüzlerce sivil masum insanı katleden, hendek kazarak Kürtlerin evlerini tepesine yıkan, çocuk öldüren bir örgütün kalkıp "barış ya da özgürlük" nutukları atmasını da bu çerçevede mi değerlendirelim?
Siz PKK terör örgütü yandaşlarını listeye sokacaksınız ve sonra bunu "temiz siyaset" diye yutturmaya kalkacaksınız. Bunun eli kanlı PKK terör örgütünün "barış" palavrasından ne farkı var?
Bakın, bu ülke, sadece 1961-1999 yılları arasında ortalama ömürlerinin bir yıl kadar sürdüğü 33 hükümet döneminde yaşanan sefaleti, krizleri, darbeleri, mağduriyetleri unutmadı.
60 yıldır milletimizi esir alan bu vesayetçi ceberut devlet düzeneğini tasfiye edip milletten çalınan devleti sahibine iade etmek istediği için Erdoğan'ı diktatör ilan eden siz değil misiniz? Yıllardır millete rağmen kurduğunuz saltanatı deşifre edip tasfiye ettiği için onu bitirmek niyetinde olduğunuzu bu millet bilmiyor mu?
Kurduğunuz ittifakın kimler tarafından çekip çevrildiğini bu millet biliyor. Evet, ülkemiz yıllardır ajanların ve devşirmelerin istilası altındadır. Bunu da biliyoruz.
Listelerinize pay edilen PKK yandaşlarına bakılacak olursa bu kuşatmanın hız kesmeden devam ettiğini görebiliyoruz. Sizin derdiniz yerel seçimler değil.
Hep derim. Bugün Erdoğan'ın en büyük icraatlarından biri de; tüm maskeleri indirmiş olmasıdır. Bugün kimin hangi safta kime hizmet ettiği artık ayan beyan ortadadır. Üstadın ifadesiyle; "Hakikati bayıltıp ırzına geçen sefiller aynı taktik ve sahtekarlıkla yine yol almaya çalışıyor."
Çok iyi biliyoruz ki; küresel şeytani düzenin İslam'ı ve onun hayat bulduğu bu bereketli toprakları tarihten kazımak gibi bir hedefi var. FETÖ, PKK, DAEŞ gibi terör örgütleri bunun için var. Bu terör örgütlerinin etrafında çöreklenen yapılar onun için var.
15 Temmuz bunun için yapıldı. Savaş bu toprakların yerli insanlarıyla yabancı işgal güçleri arasında cereyan etmektedir. 31 Mart'ta, 15 Temmuz'un intikamını almaya çalışacaklar!
Geçenlerde tam da bu noktada şöyle bir cümle kurmuştum. "Erdoğan'a ceza kesmeye çalışanların namuslu olduğuna inanmıyorum. Erdoğan giderse, huzur içinde yaşayabileceğimiz bir vatanımız olmayacak. Bu vatanı iki günde satmaya hazır namussuzların olduğu bir ülkede bunu asla unutmayın."
Ey kendilerini halkın tepesinde gören, ülkenin bekası uğruna mücadele etmek yerine zilleti seçen omurgasız taife! Artık alnınıza sürülmüş bu kara leke ile dolaşacaksınız. Bilin ki bu ülkede artık ahlakı, vicdanı, erdemi ve insanlık değerlerini öncelemeyen bu toprağın ruhuna uygun düşmeyen hiçbir düşüncenin, siyasetin hayat bulma/ hayatta kalma şansı yoktur.