ZİNCİRİNİ KOPARMADAN İLERLEYEMEZSİN

0

İnsan kendini bütün varlıklardan üstün görür. Ama sürekli olarak kaygısız mutlu bir yaşamın arayışını da sürdürür. Tamamen kaygısız bir yaşam mümkün müdür peki?

Biliyoruz ki en kaygısız insanlar delilerdir. Yani akli melekesini yitirmiş insanların ne geçmişten kendisini acıtan hatırası vardır ne de gelecekten kaygıları vardır.

Onun için "deliye her gün bayram"dır.

Ondan daha mutlusu hayvanlardır. Hayvanın da ne gelecekten ne de geçmişten kaynaklı kaygısı olmadığı için mutsuzluk nedir bilmez.

Yaşadığı her şeyi unutur. Unutabildiği için geçmiş kendisini bağlamaz. Ayağına bağ olmaz.

Çünkü eğer geçmişe bağlı yaşamak istersen ilerleyemezsin. Geçmişi tekrar etmeye çalışmak, geçmişi bu güne taşımaya çalışmak hele hele bu günü geçmişe uydurmak özeliniz dahil olmak üzere bütün çağınızı karşınıza almak demektir.

Onlarla mücadele edeyim derken, geçmişi algıladığınız şekilde kabul ettireyim derken kendinizi yer bitirirsiniz.

Geçmişe meraklı olanlar ve ona takılıp kalanlar geçmişi bu günün yerine "ihya" (animasyon) etmeye yani yeniden canlandırmaya çalışırlar.

Dünyadaki milli ve dini ihya hareketlerinin hep başarısızlıkla sonuçlandığını görürsünüz.

Çünkü doğru olan geçmişi "ilkesel" olarak okumaktır. Yani tarihten ilke çıkarmak yerine ilkelerden tarih dersi çıkarmak gerekir. Elbette ilkenizin ne olduğu önemlidir. Kimisi materyalist bir ilke ile okur, kimisi ırkçı bir ilke ile okur ve kimisi de "kendisini yaratan Rab" ilkesiyle okur.

Geçmişi nasıl okuduğunuz önemlidir. Ancak asli tehlike geçmişte yaşamış kişileri ve olayları "ilke" yerine te'sis etmek ve konumlandırmaktır.

Geçmişi ihya etmek yerine geçmişi de yargılayacak ilkeleri keşfetmeye, icat değil, çalışmaktır doğru olan. Çünkü insan "ilke"nin mücidi değil kaşifidir.

Ne dini ne de milli ihya hareketleri çatışma ve fanatizmden başka bir şey getirmemiştir. Ve bütün bu tür çatışmalar ilk önce kendisine "fikirsel" ve "fiziksel" olarak en yakın olanla başlar.

O yüzden dini ve milli ihya hareketleri hep "kardeş kavgası" ve iç savaş ile sonuçlanmıştır.

Dinlerin evrensel ilkelerini keşfetmek yerine tarihte yaşanmış "gelenekleri"nden ilkeler icat etmeye çalışmak dini anlamamak ve yaşanır kılmaktan çıkarmaktır.

Etnik veya milli gelenekleri tekrar diriltip yeni nesillere dayatmak yerine eskiyi de bu günü de bağlayacak olan insanlık dersleri çıkarabilmek gerekir.

Yoksa sürekli olarak atalarının geçmişini kutsayan yaşlılar ile bu güne uyum sağlamaya çalışan gençler arasında "kuşak çatışmasına" maruz kalacaktır insanlık.

Esas mesele güncel olmak veya düncel olmak. Bütün mesele budur. İnsanlığı kurtaracak, insanlığa huzur ve barış getirecek olan yaklaşım budur. Çünkü:

Güncel olan bu günü ve geleceği düşünür.

Düncel olan geçmişi ve hatıraları düşünür.

Güncel olan geleceği inşa etmeye çalışır.

Düncel olan tarihi olayları ve şahısları ihya etmeye çalışır.

Güncel olan insanların daha iyi bir yaşamı nasıl olur diye plan ve tasarım yapmaya çalışır.

Düncel olan geçmişi kurcalar, kim ne yaptı kimin atası nedir, kimdir gibi bu güne yararı olmayanın peşine düşer.

Güncel olan bilimin ve bilimin üreteceği konfor peşindedir.

Düncel olan tarihin ürettiği kinin ve nefreti güncel tutan komplo peşindedir.

Güncel olan bireyler ve toplumlar uzlaşmacı veevnerselcidir.

Düncel olan bireyler ve toplumlar kinci ve ırkçıdır.

Güncel olan barışçıldır.

Düncel olan kinci ve kavgacıdır.

Güncel olan eşini dostunu bu gün nasıl mutlu ederim diye kaygılar. Onları bu günüyle değerlendirir.

Düncel olan eşinin ve dostunun dün yaptıklarını hatırlatır huzur bozar. Onları sürekli geçmişin hesabını vermeye zorlar ve gerer ilişkileri.

O nedenle diyoruz ki geçmişin kendisine değil ondan çıkarılacak ilkeleri al yeter.

Geçmişi kendinle sürükleyerek ilerleyemezsin. Kendini geçmişe bağladığın zincirleri kırmadan yaşamda yol alamazsın.

Geçmişin ne insanı ne de olayları bu gün yaşayan insan için "ihyası" (animasyon) mümkün değildir. Onlardan insanlık için çıkarılacak ilkesel ders var mı onun peşine düşmelisin.