Zorunlu eğitimi kaldırın problem çözülsün

Bir türlü hal yoluna koyamadığımızı itiraf ettiğimiz konuların başında eğitim geliyor. Zorunlu eğitim biterse her sorun çözülür mü? O kadar kolay değil tabii. Osmanlı'nın gerileme devriyle başlayan eğitim sorunu; Tanzimatla batı teslimiyetçiliğine, Cumhuriyetle ret ve imhaya dönüştü. Şimdi buyurun cenaze namazına.

Prof. Dr. Erol Güngör; İstanbul Üniversitesi Gelişim Psikolojisi Bölüm Başkanı. Selçuk Üniversitesi kurulunca oraya rektör oldu ve rahmeti rahmana kavuştu. 1970'lı yıllarda iddiası şuydu: “Bu çocukların 5 yılını niye ilkokulda heba ediyorlar. Bana verin 5 yılda öğrendiklerini ben onlara 6 ayda öğreteyim."

Buyurun, ehliyet konuşuyor. Merhum Prof. Dr. Erol Güngör'ün yarınlara da ışık tutacak eserleri, maalesef kaybolup gitti.

Zorunlu eğitim 5 yıldı, maalesef 28 Şubat 8 yıllık zorunlu eğitime çıkardı, köy okullarını da kapatıp taşımalı eğitime geçti. 2002'de başa gelen iktidar, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardı, taşımalı eğitimi kaldırdı. 12 yıllık zorunlu eğitimi savunmayı da hafızlık sosuyla tahkim etti.

KÖYLER KENTLERE GÖÇTÜ

Sonra ne oldu: Köyde kalan tek tük insanlar, çocuklarını okuyacak okul olmadığı için köyü terk etti. Köy kaldı 3-5 ihtiyara. Yüzde 80'i köyde yaşayan Türkiye'nin, yüzde 20'si şehirde yaşarken, şimdi yüzde 95'i şehirde yüzde 5'i köyde yaşadığı bir ülke... Terkedilmiş köyler ve terkedilmiş araziler...

Başka: İlkokulu bitiren çocukların heveslisi ve zeki olanı okumaya devam etti. Şimdi ilkokulu bitirip, usta ve meslek adayı çırak ve çifte çubuğa gidecek çocukları zorla okuttuk. Okumaya hiç niyeti veya kabiliyeti olmayan çocuklarla sınıfları doldurduk. Aşkla şevkle eğitim vermek isteyen idealist öğretmenleri okumak istemeyen haytaların maskarası yapıp doğduğuna pişman ettik. Aşkla şevkle eğitim almak isteyen öğrencileri bu haytaların tacizine maruz bıraktık.

KIZLARIMIZIN EVLENMEYE VAKTİ YOK

İlkokul en fazla ortaokul okuyan kızlarımız annenin başyardımcısı iken, evlenip aile ocağının öncülüğünü yaparken; liseye kadar zorunlu eğitimle onları üniversiteye itekledik. Üniversiteden sonra da kariyer yapmaktan evlenmeye vakitleri kalmadı. İlkokuldan sonra meslek hayatına atılıp, ilkokul veya ortaokul mezunu bir kızla evlenecek delikanlının da, kızın da yerinde yeller esiyor. Şimdi feryad-ı figan edin, nüfusumuz yaşlanıyor diye...

Zorunlu eğitimin evlenme ve doğurma oranları üzerindeki etkisi akademik çalışmalarla ispatlanmış bir durum. Özellikle Türkiye'de 1997'de zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasıyla ilgili yapılan araştırmalar, bu sürenin uzamasının genç yaştaki evlilikleri ve doğumları belirgin şekilde ertelediğini göstermektedir.

OKUL SÜRESİ, DOĞURGANLIĞI ENGELLİYOR

Eğitim süresinin uzaması, gençlerin iş ve aile kurma yaşını doğal olarak yükseltmektedir. Yapılan araştırmalar, zorunlu eğitimin artırılmasının 16 yaş altındaki evlilik ihtimalini yüzde 50 oranında azalttığını ortaya koymuştur. Eğitim süresindeki artış, özellikle 17 yaş altındaki ilk doğum oranlarını da yaklaşık yüzde 40 ile yüzde 72 oranında düşürmektedir. Bu durumun temel sebebi, evliliğin ertelenmesidir. Öğrencilerin okulda geçirdikleri zamanın artması, onları sosyal ve fiziksel olarak evlilik piyasasından uzaklaştırmaktadır. Bu durum, biyolojik olarak doğurganlık süresinin en verimli yıllarının bir kısmının eğitimle geçmesine neden olur. Artık beka sorunu haline gelen toplam doğurganlık hızındaki düşüş, büyük risk. Türkiye'de doğurganlık hızı son 11 yıldır aralıksız düşerek 2024 yılında 1,48'e kadar gerilemiştir. Eğitim seviyesi en yüksek olan kadınlar, en düşük doğum oranına sahip grubu oluşturmaktadır. Özetle; 12 yıllık zorunlu eğitim, hem evlilik yaşını erteleyerek hem de bireylerin kariyer hedeflerini ön plana çıkararak doğrudan evlenme ve doğurma oranlarını düşürmektedir.

EV GENCİ SAYIMIZ: 4 MİLYON

Evde işsiz oturan üniversite mezunu ev delikanlıların sayısı 4 milyonu buldu. Çırak bulamayan meslekler yavaş yavaş bize veda etmek üzere. Bunun feryad-ı figanını işitiyoruz. Sürekli hor görülen, “mülteci” diye damgalanan ve memleketlerine geri dönmeleri istenen Suriyeli, Afganistanlı, Türkmenistanlı, Iraklı veya Özbek vb. yabancı ülke kökenli insanlar eleman olarak çalışmasa, birçok sektör çökmekle karşı karşıya...

12 Yıllık eğitimin faydalarını saymaya devam edelim mi?.. Üniversiteyi dört yıl yerine üç yıla, liseyi dört yıl yerine üç yıla indirmenin müzakereleri yapılıyor. Ne işe yarayacak...

Acilen, zorunlu eğitim kaldırılmalı. Prof. Dr. Erol Güngör gibi “zorunlu eğitimi 6 aya indirelim” demiyorum. Zorunlu eğitim 5 yıla insin, köy okulları açılsın. Yoksa her sokak ve okul katliamından sonra bir çuval laf etmeye devam ederiz...

MESLEKİ EĞİTİM VE ARA ELEMAN AÇIĞI

Çözüm tabii ki bundan ibaret değil... Zorunlu eğitimin kısaltılmasının ara eleman sorununu tamamen çözüp çözmeyeceği, eğitimciler, ekonomistler ve sektör temsilcileri arasında yoğun bir tartışma konusu. Mevcut 12 yıllık (4+4+4) sistemin gençleri en üretken çağlarında sahadan kopardığı ve mesleki beceri kazandırmadan mezun ettiği savunulsa da, süreyi kısaltmanın yeni toplumsal ve ekonomik sorunlar doğurabileceği belirtilmektedir.

Zorunlu eğitimin kısalması, öğrencilerin daha erken yaşta mesleki eğitim merkezlerine veya çıraklık programlarına yönlendirilmesini sağlayabilir. İş dünyası, özellikle sanayi ve zanaat kollarında (oto tamiri, inşaat, imalat gibi) usta-çırak ilişkisinin erken yaşta kurulmamasının nitelikli eleman açığını büyüttüğünü savunmaktadır.

Herkesin üniversite okumak zorunda hissettiği mevcut yapının, lise ve üniversite eğitimini niteliksizleştirdiğinin ve gençlerin hayat kurmasını zorlaştırdığının da önemli tartışmalarımız arasında olduğunu unutmayalım…

///////