01 Ağustos 2021

Orman yangınları, sabotaj ve sosyal medya!

Ciğerlerimiz yanıyor.

Her fırsatta Ankara’nın “riyakâr” ortamından kaçıp,  güzelim ormanlarımızdaki ağaçların, otların, çiçeklerin, börtü böceklerin samimiyetine sığınan bu kardeşiniz de, sizler gibi kavruluyor.

Manavgat’ta, arazözde görevli işçilerimizin alevlerin arasında kalarak vefat ettiği haberi acılarımıza yenilerini ekledi.

Rabbim rahmet eylesin.

*

Bu, memleketin farklı bölgelerindeki ormanlarımızı eş zamanlı olarak yakan bir “terör organizasyonu” mu?..

Türkiye’nin Büyük Kıbrıs Hamlesi’ne bir karşılık mı?

Yunanistan mı yaptı?...

Yoksa…

Elebaşısının, teröristlerine “Keklik gibi avlanıyorsunuz, bir kibritiniz, çakmağınız da  mı yok!” diye bağırdığı Terör Örgütü mü?

“Yıkım ekibi”nin radikal şovmeni, “Seçim olmaz, yangınlar olur, ortalık karışır!” yollu lâflarla, “Ateşin Çocukları”nın eylemlerine mi işaret etmişti?

Ormanlarımızı kimler yaktı, yakıyor?..

Birazcık tefekkür edene “büyük ihtimalle sabotaj” dedirten bir durum var ortada.

Sayın Cumhurbaşkanı konuşuncaya kadar konu hakkında açıklama yapan bir takım “yetkililer”, bu işin “sabotaj” olma ihtimalini adeta yok sayan ifadeler kullanmışlardı.

Devleti temsil eden bir yetkili, ortada delil yokken, “Bu sabotajdır!” demez elbette.

Ama “Sabotaj değildir”e yakın bir şeyler de demez!

“Bütün ihtimaller titizlikle araştırılıyor!” çerçeveli bir şeyler söyler ve bırakır.

Sayın Erdoğan’ın “sabotaj” iddialarına ilişkin soruya verdiği cevabı bir hatırlayalım:

“Çalışmalar sonrası net bir şey açıklayabileceğiz. Boş verip geçilecek bir iş değil.  Değişik mekânlarda hemen hemen aynı anda, Manavgat'ta başlayıp Marmaris, Bodrum kapsayacak şekilde süren bir yangın.”

*

Sayın Erdoğan’ın açıklamasıyla, diğer bazı yetkililerin açıklamaları arasında çok büyük fark var.

Bu farkı, her aşamada gördük.

Yangınların başladığı andan, itibaren müthiş bir sosyal medya operasyonunun düğmesine basıldığını da net bir şekilde gördük.

O anlarda, hatta o günlerde, vatandaşlar olarak, ilgili bakanlardan, olmadı bakanlıkların iletişim birimlerinden tatmin edici açıklamalar bekledik.

Ne var ki, “uçak-helikopter” meselesinde bile, açıklamalar arasında çelişkiler vardı.

Devletin yangına müdahalesinin boyutları etraflıca ortaya konulamıyordu.

Yangınlara müdahaleye dair rakamlarla beslenmiş açıklamayı alabilmemiz için Cuma gününü,

Sayın Erdoğan’ın konuşmasını beklememiz gerekti.

Ne var ki…

Sosyal medyada etkili olan unsurlar o ana kadar yapacaklarını çoktan yapmışlardı.

Ve ortalık, “Orman Yangınları”nın yol açtığı korkunç tahbirâtı “gölgede bırakacak” ve alanda mücadele eden fedakâr insanlarımızın motivasyonlarına zarar verecek kadar karışmıştı.

Sosyal medyada ortalık biraz karışınca, gerisi kendiliğinden geliyor.

Sabahtan akşama, hatta akşamdan sabahın erken saatlerine kadar sosyal medya ile uğraşan “iyi niyetli” fenomen isimler bile, sağdan soldan atılan “fake” malzemelerin üzerine balıklama atlayınca, bu karmaşa iyice artıyor.

Büyük hesaplara sahip olanların kahir ekseriyeti, gelen malzemenin sahih mi, sahte mi olduğunu araştırma ihtiyacını hissetmiyor.

Malzeme “ideolojik duruşu”nu, “tarafını” destekliyor gibiyse, anında paylaşıyor.

Sosyal medya ortamındaki bu genel zaafı çok iyi bilen odaklar da, tabiri caizse bol bol yemliyor.

*

Bunca can gitmiş, ciğerlerimiz yanmış.

“Ya, Allah aşkına bir durun! Önce şu felâketi atlatalım. Ormanlar hepimizin, oralarda kaybettiğimiz canlar hepimizin. Yanan ciğerler bizim ciğerlerimiz. Durun, kalabalıklar!” diye haykırıyorsunuz…

Duyulmuyor!..

Politika koridorlarındaki “küçük hesaplar”, moralleri iyice bozuyor.

Felâketi mümkün olan en az zararla atlatmak için ortaya konulan çabalara zarar veriyor.

Felâkete karşı “ortak dua” eylemini bile gerçekleştiremiyoruz.

*

Kimi vakit etkin bir şekilde kullandığım twitter hesabıma girenler göreceklerdir ki,  “yangınlara” ilişkin iddiaları paylaşmaktan imtina ettim.

Ortamın kirliliğine kirlilik ekleme ihtimalini görerek, kendimi geri çektim.

Büyük bir sabotaj organizasyonuyla mı karşı karşıyayız?

Bunu ortaya çıkartmak devletin görevi, onca istihbarat unsuru var, başka birçok imkânı var.

Yangına müdahale açısından “önceden yapılması” gerekenler vardı da, bunların bir bölümü yapılmadı mı?

Bunu da tartışırız.

Bir hafta beklemek çok mu zor?

KONYA’DAKİ KATLİAM, AMAN DİKKAT!..

Aynı aileden 7 kişi katledildi!..

Bir büyük acı daha!..

Vefat edenlere Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.

Bu müessif olay duyulur duyulmaz, sosyal medyada birileri işi hemen “Türk-Kürt” meselesine çekerek, ortalığı karıştırmaya çalışmıştı.

Konuya ilişkin resmi açıklamada şu ifadeler dikkat çekiyor:

“Olayın iki komşu aile arasında 11 yıldır devam eden anlaşmazlık ve husumetten kaynaklandığı tespit edilmiştir. Eylemin ırkçı nefret saikiyle işlendiğine dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu vahim olay tüm yönleriyle değerlendirilmekte olup, soruşturma titizlikle yürütülmektedir. Öte yandan provokatif paylaşımlarda bulunarak olayı kasten çarpıtan kişiler hakkında soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

*

Oyun büyük.

Her olay, sosyal medyadaki şer odakları tarafından kullanılıyor ve görüyoruz ki, “iyi niyetli” birileri de “tepki vereceğim” derken bu faaliyetlere alet oluyor.

Her paylaşım önemli, aman dikkat!

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement