Merz, başkent Berlin'de gazetecilere ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı hakkında açıklamalarda bulundu.
ABD ve İsrail ile, İran rejiminin terörünün sona ermesinin yanı sıra tehlikeli nükleer ve balistik silahlanmanın durdurulması konusunda ortak çıkarları olduğuna işaret eden Merz, "Askeri saldırılar, zayıflamış bir rejimin yıkıcı oyununa son vermeyi amaçlamaktadır. Bu risksiz değildir. İran'ın sert misillemelerinin bölgedeki gerilimi ne kadar tırmandıracağını bilmiyoruz." dedi.
Merz, Tahran'a gelişigüzel saldırılarını derhal durdurması çağrısında bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sonuçta, dışarıdan yapılan askeri saldırılarla içeriden siyasi bir değişim sağlanabileceği planının işe yarayıp yaramayacağını bilmiyoruz. İran'daki iç dinamikleri anlamak çok zor. Afganistan, Irak ve Libya ile karşılaştırma yapmak elbette sadece kısmen yardımcı olabilir ancak bu karşılaştırma, orta vadede risklerin ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor. Bu risklerin sonuçlarını Avrupa ve Almanya da üstlenmek zorunda kalacaktır."
ABD, İsrail ve Avrupa’daki ortaklarla İran’la ilgili "ertesi gün" için bir gündem oluşturmak istediklerini dile getiren Merz, dört temel hedef belirlediklerini söyledi ve şöyle devam etti:
"Orta Doğu’da tüm komşuların İsrail’in var olma ve güvenlik hakkını koşulsuz tanıdığı yeni bir barış ve istikrar düzeni oluşturmak. İran’ın askeri nükleer ve balistik füze programını kalıcı olarak sonlandıracak bir anlaşma üzerinde çalışmak. Karşılığında İran’ın ekonomik olarak istikrar kazanmasına katkı sağlamak. İran halkının kendi kaderini özgürce belirlemesine destek olmak."
Merz, molla rejiminin artık görevde kalmak için hiçbir meşruiyeti kalmadığını daha önce ifade ettiğini hatırlatarak, şu anda İran’da hangi kişilerin gelecekte nasıl bir yapı oluşturacağını bilmediklerini vurgulayarak, "Benim açımdan en önemli şey, İran halkının artık siyasi liderliğini kendisi belirleme fırsatına sahip olmasıdır. Ancak bunu yapabilecek olası aktörleri veya grupları bilmiyoruz. Bu nedenle açıklamamda, şu anda böyle bir askeri harekatın riskli olacağına da dikkat çektim." dedi.
Uluslararası hukuk tartışması
Başbakan Merz, çatışma hatlarının giderek belirsizleştiğini ve uluslararası hukuk kuralları da dahil, mevcut kurallara giderek daha az riayet edildiğinin altını çizdi.
Geçmişte uygulanan yaptırımların ve hukuki adımların İran’ın nükleer silahlanmasını durdurmada etkili olmadığını savunan Merz, İsrail ve ABD’nin askeri operasyonlarının, uzun süredir devam eden terör ve nükleer tehdit döngüsünü sona erdirmeyi amaçladığını ileri sürdü.
Merz, ortaklarına ve müttefiklerine ders verme zamanı olmadığını kaydederek, "Tüm şüphelerimize rağmen, birçok hedeflerini paylaşıyoruz ancak bunları gerçekten gerçekleştirebilecek durumda değiliz. Federal hükümet olarak, gerçekten harekete geçebileceğimiz alanlarda harekete geçmek istiyoruz." diye konuştu.
Almanya’daki güvenlik önlemleri
Merz, İran istihbaratının Avrupa ve Almanya’da faaliyet gösterdiğini bildiklerini, bu nedenle güvenlik makamlarının teyakkuzda olduğunu söyledi.
İçişleri Bakanı’nın eyalet içişleri bakanlarıyla güvenlik durumunu görüştüğü bilgisini paylaşan Başbakan, şu an için Almanya’da aşırı bir tehdit bilgisi bulunmadığını ancak durumun yakından izlendiğini kaydetti.
Merz, Almanya'da kamu güvenliğini sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını dile getirerek, "Bu, özellikle Yahudi, İsrail ve Amerikan kurumlarının korunmasını ilgilendiriyor. Alman topraklarında antisemitik veya anti-Amerikan saldırılara müsamaha göstermeyeceğiz." diye konuştu.
Bölgedeki Alman vatandaşları
Bölgede binlerce Alman tatilci ve kalıcı olarak yaşayan Alman vatandaşı bulunduğuna işaret eden Merz, Dışişleri Bakanlığının bilgilendirme ve destek çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Merz, şu aşamada geniş çaplı tahliye planı öngörmediklerini, askeri operasyonların kısa sürede sona ermesini umduklarını ifade etti.
ABD-İsrail'in İran'a saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.
İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.