0
Değer erozyonu geçiren, ruhsuzluk sendromuna kapılan, tefrika illetine takılan, zavallı bir hal içinde hayretler uyandıran, delilik alametleri gösteren, cinnet boyutlarını taşan, ümmet olma bilincini hepten yitiren, yitik bir kitle olan Müslümanların bu elim hastalığına şifa şerbeti olacak bir mekan idraki, ruh kazanma, birlik meyvelerini tatma, şuur ahenginin doruklara ulaştığı mekan… Mekanlar üstü bir nimet…
Nimetlerin nimeti, Mekke-i Mükerreme, Kabe-i Muazzama, Medine-i Münevvere, Ravza-i Mutahhara… Tahir topraklar… Gönle, gönül vasfını hakkıyla kazandıran, anlamlandıran… İnsan olma vasıflarını, Müslüman olma sıfatlarını keskin bir halet-i ruhiye içinde yaşatan, o medeni vatan… O aydınlık beldeler, o derin tefekkür coğrafyası...
Kalbi billurlaştıran, hücreler aydınlatan, zerreler uyandıran, rahmetlere erdiren, müjdeli taçlar giydiren diyar…
Ruhu olan, şuuru olan, ahlakı olan, davası - heyecanı olan, şan şeref taşıyan, izzetle birlikte tevazu barındıran, aksiyon yaşatan, gönül açtıran, selam verdiren, kelam erdiren, bilinç yükleyen bu ulu vatanımız Kıblemizin barındırdığı ruhu yaşayamamanın bedelini ödüyoruz biz Müslümanlar.
İçinde bulunduğumuz dehşet ve ürperti uyandıran halin bedelini Mekke'yi, Medine'yi tanıyamadığımız, yaşayamadığımız için ödüyoruz… Miraç vatanının ruhunu bedenlerine yükleyememenin cezasını çekiyorlar, çekiyoruz… Kalıbımdan büyük laflar söylüyorum ama hakikat bu.
Ey zavallılık hastalığını taşıyan, ey nefs, ey kibir, ey ırkçılık kabalığına bulaşan kişi, ey tefrika illetiyle hemhal olan bilmelisin ki hastalığının tedavisi Muhammed Mustafa'nın nurudur, Kabe'nin huzurdur… O cennet bahçelerinin bulutudur…
İçinde bulunduğumuz gaflet uykusunu sonlandıracak olan, küfrün ve kibrin mumunu söndürecek olan, izzet bayrağını dalgalandıracak olan, '''''birlik''''' hasretini sonlandıracak olan,''
'''beraberlik''''' şerbetiyle bizi hoş edecek olan o vatandır bizim ilhamımız…
O vatandır bizim dirliğimiz… Kabe-i Muazzaman'ın etrafında şekillenen ruh…
Vatanımız etrafında dönen şeytani entrikaları, o namussuz hileleri, paramparça edecek olan sadece Kabe'ye yönelmek değildir, Kabe'ye yönelişte tüm Müslümanların derdini yüreğinin dehlizlerinde yaşamaktır. Siyasi sınırları aşan bir tahayyül ile aynı kalpte aynı heyecanı yaşamaktır bizi gerçek Müslüman kılacak olan. Hudut bizim gönül sınırlarımızdır. Kabe'nin etrafında dönen milletlerin milliyetlerini nasıl sorgulama haddi ve salahiyeti taşımıyorsak, kendi ülkelerimizin yapay sınırlarını ölçü saymamalıyız, saymayacağız. Ölçü İslam'ın nurudur. Müslümanlığın gururudur bizim yegane ahengimiz. Yedi katlı göklerden biz Müslümanlara gönderilen o sağanak dolu nurlardır bizim ırkımız, bizim milliyetimiz, bizim illiyetimiz, bizim siyasetimiz.
Müslümanlığın ruhunu fark ederek kendimize gelecek ve o zaman hamd ü senaları işiteceğiz içimizde, içimizin ta en içinde…
İnanacağız, kaderin üstünde bir kader olduğuna inanıp o sancıyla savaşımızı vereceğiz…