Çin lideri, ülkesini ziyaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Rus liderle ortak basın toplantısı düzenledi.
Şi, burada yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci iktidar döneminde tek taraflı tarife artışları, egemenlik talepleri ve güç kullanımıyla uluslararası ortamı Amerikan çıkarları lehine yeniden şekillendirme girişimlerini üstü örtülü eleştirerek 'Bugün dünya barışçıl olmaktan uzak. Tek taraflılık ve hegemonya ciddi tehdit yaratıyor, uluslararası düzeni orman kanunu tarzı güç ve hakimiyet çekişmesine tehlikeli şekilde yakınlaştırıyor.' dedi.
Pekin ve Moskova'nın bu koşullarda uluslararası eş güdümü ilerletmesi gerektiğini vurgulayan Şi, 'Çin ve Rusya, tek taraflı zorbalığın ve orman kanununun barışçıl olmayan dünyasında büyük güçler olarak sorumluluk üstlenmeli, Birleşmiş Milletlerin otoritesini, uluslararası eşitliği ve adaleti korumalı.' ifadelerini kullandı.
Şi, iki ülkenin İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarını inkara, faşizmi ve militarizmi aklamaya yönelik girişimlere de kararlılıkla karşı çıkması gerektiğini belirtti.
ABD-Çin-Rusya denklemi
Çin liderinin, bu sözleri ABD ve Rusya liderlerinin Pekin'e peş peşe yaptıkları ziyaretler oluşturduğu bağlamda dile getirmesi dikkati çekti.
ABD Başkanı Trump, Putin'den günler önce, 13-15 Mayıs tarihlerinde Çin'i ziyaret etmişti. Rus lider de iki günlük ziyaret için dün Pekin'e gelmişti.
Son yıllarda Çin ile ABD arasında artan rekabet ve jeopolitik gerilimler, Ukrayna'daki savaş nedeniyle ABD ve müttefikleri karşısında benzer meydan okumalarla karşı karşıya bulunan Rusya ile Çin'i yakınlaştırmıştı.
Art arda gelen ziyaretler, dünyada jeopolitik gerilimlerin arttığı, İran ve Ukrayna'daki çatışmaların halen çözüme kavuşturulamadığı bir dönemde, Çin'in ABD ve Rusya ile ilişkilerini dengede sürdürme arayışının yanında büyük güç ilişkilerinde merkezi bir konum kazandığını gösteriyor.
Pekin yönetimi, Trump'ın ziyaretinde ABD ile ilişkileri orta vadede çatışmasız yürütmek üzere 'yapıcı stratejik istikrar ilişkisi' formülünü ortaya atarken diğer yanda Rusya ile 'stratejik eş güdüm ortaklığı' olarak anılan ilişkilerini de diri tutarak bunu ABD ile rekabette kaldıraç olarak kullanmayı sürdüreceğinin işaretini veriyor.