Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyada ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede önemli değişimlerin hızla gerçekleştiğini, hangisinin hayır, hangisinin şer getireceğinin oldukça belirsiz olduğunu, belirsizliğin ise risk anlamına geldiğini söyledi.
Her sahada paylaşım mücadelelerinin yaşandığını, bu mücadelelerin hemen hepsinin ise sıcak çatışma ihtimallerini barındırdığını, dünyanın eskiyle yeninin kesişim alanında geçiş sancıları yaşadığını dile getiren Dervişoğlu, İYİ Parti olarak birinci önceliklerinin Türkiye'ye ve millete çektirilen acıların ve sancıların sona erdirilmesi olduğunu kaydetti.
İstanbul'da çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'a Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı dileğinede bulunan Dervişoğlu, 'Bu kaçıncıdır? Ve biz, daha böyle kaç cinayet haberine şahit olacağız? Daha kaç evladımızı kurban vereceğiz de kaç Atlas, kaç Ahmet öldükten sonra asıl sebeplerle açık açık yüzleşip, onlara çare üreteceğiz?' ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, Türkiye'de güvenlik ve emniyet sorunu olduğunu, çocukların mafya dizilerindeki rollere özendirildiğini, sokakların mafya düzenine mahkum edildiğini savundu.
Türkiye'nin Latin Amerika'ya çevrildiğini iddia eden Dervişoğlu, 'Meşru, makul ve muteber olanı bitirdiler. Çocuk, diplomasına, iş bulacağına inanmıyor, yuva kurmayı hayal dahi edemiyor. Cebi boş babasına, pazarda sebze arayan annesine, sürünen dedesine bakıyor. Diğer yanda da plazaları izliyor, spor arabalara, villalara, teknelere bakıyor ve diyor ki 'sizi bu hayattan kurtaracağım, size bunu yaşatan ülkeden intikam alacağım.' Kumar reklamları düşüyor önüne, bahis sitelerinin mesajları geliyor. 'Neden olmasın, ne kaybederim?' diyor. Çünkü seçimle iş başına gelenler, onlara kaybedecek bir şey bırakmadı, onlara seçenek bırakmadı. Kazanmanın her yolunu mübah, her günahı da helal kıldılar.' değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'deki gelişmeler
Suriye'de yaşanan gelişmelere değinen Dervişoğlu, şöyle konuştu:
'Şimdi kalkmış, Suriye'deki gelişmeleri sanki zafermiş gibi sunmaya kalkıyorlar. İçindeki en etkili silahlı unsur olan PKK'yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat'ın batısından süpürülünce, bunu uluslararası bir başarı gibi sunuyorlar. SDG'nin dağılması, içindeki YPG unsurlarının süpürülmesi elbette gereklidir. Ama dikkatinizi çekerim, yine mutfakta biri var ve yine bize başka bir film izletiyorlar. Şam hükümetiyle mutabakata varamayan YPG, kendine doğal bölge ilan ettiği alana çekiliyor. PKK, 'medya' diye ilan ettiği alanlarda Türkiye'ye 40 yıl kan kusturdu. 'Yeni bir alan mı yaratılıyor?' diye kimse sormuyor mu? Bu iş, federatif bir yapıya, bir terör devletinin kuruluşuna doğru gidiyor. Türkiye'yi yeni ve daha büyük bir beka sorununa doğru itiyor. Türk milleti, bugün vatanımız iktidarın direktifleri sebebiyle vaktiyle alınmayan önlemlerin bedelini ödüyor. Neredeyse 15 yılın bedelidir bu. Güney sınırlarımızda önlem almak, milyonlarca sığınmacı geldikten sonra akıllarına geldi. Bundan 8 yıl önce ordumuz Afrin'e girdiğinde maalesef Suriye PKK'sı iktidarın can dostu müttefiki tarafından çoktan eğitilip donatılmıştı. Türkiye, bunca bedeli ödedikten sonra utanmadan zafer nidaları attırıyorsunuz. Öcalan'ın mahdumu, yine aynı müttefikiniz tarafından general muamelesi gördükten sonra ondan silah bırakmasını bekliyorsunuz. Türkiye'nin elini, kolunu bağlayanlarla ittifak kurup, hiçbir şey almadan, istedikleri her şeyi verip, muzaffer başkomutan manşetleri attırıyorsunuz.'
Hükümetin politikalarını eleştiren Dervişoğlu, ABD ve İsrail'in planlarının tıkır tıkır işlediğini, hükümetin göstermelik bazı adımlar dışında olayları sadece izlediğini iddia etti.
DEM Parti'yi de eleştiren Dervişoğlu, Türkiye partisi olmamakta ısrarcı olan 'malum ulakların' Kürtleri yine bir karanlık çukura davet ettiğini, bunun Kürtlere yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu kaydetti.
Dervişoğlu, 'Ben, sizi bu Cumhuriyet'ten ayrı görmek niyetiyle akıl vermek, üst perdeden konuşmak gibi bir niyet içinde konuşmuyorum, kimseyi de konuşturtmam, herkes aklını başına devşirsin. Cumhuriyetçi devlet aklında politikanın öznesi devlettir, muhatabı diğer devletlerdir, güvenliğin aracı kurumlar ve egemenliktir. Halklar ve topluluklar hakların konusu ama jeopolitiğin aktörü değildir. Terör örgütleri ve terörist ise asla muhatap sayılamazlar.' ifadelerini kullandı.
'Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir'
Sınır hattında terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Türk bayrağına saldırmasına da tepki gösteren Dervişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
'Türkiye bir kışkırtma planıyla karşı karşıyadır. Sinir uçlarına basılmak, tahrik edilmek istenmektedir. Aziz milletimiz bu tuzağa düşmeyecektir. Aklını, izanını, ferasetini ve basiretini yitirmeyecektir. Bu vesileyle milletimize bir kere daha itidal tavsiye ediyorum. Herkes müsterih olsun. Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir ve tarih bunun örnekleri ile doludur. Bu bayrak, Malazgirt şehitlerinin al kanlarına yansıyan hilal ve yıldızdır. Bu bayrak, Peygamberin müjdesi, İstanbul'un fethinde Ulubatlı Hasan'ın can pahasına surlara diktiği bayraktır. Bu bayrak, Çanakkale'de, uğruna ölüm emri verilen bayraktır. Bu bayrak, Sakarya'da, Türk'ün talihini ve tarihi değiştiren bayraktır. Bu bayrak, Kocatepe'de ilk hedefi işaret eden bayraktır. Bu bayrak, İzmir'de düşmanı denize döken bayraktır.'
İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı, Dervişoğlu'nun konuşmasının ardından basına kapalı devam etti.