İslam

'Din eğitiminde yeni yöntemler lazım'

Araştırmacı ve yazar Yusuf Yıldız İslam’ın özündeki aşk, samimiyet ve fedakârlık anlayışının zamanla şekilciliğin gölgesinde kaldığını belirterek; Kur’an’ın çağın diliyle doğru anlatılması ve din eğitiminde bilimle vahyin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Söyleşi: Emre TAŞKIN

Kur’an merkezli eserleriyle dikkat çeken Yusuf Yıldız, günümüz Müslümanlarının yaşadığı manevi, fikri ve toplumsal sorunların temelinde Kur’an’ın yeterince anlatılmamasının yattığını düşünüyor.

İman ile aşk arasındaki bağı merkeze alan yazar, gençlerin anlam arayışından din eğitimine, sünnet anlayışından modern bilimle ilişkilere kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu. Biz de Yusuf Yıldız ile 'Aşkın Anahtarı: Fatiha Suresi' ve 'Felak'tan Felah'a: Felak Suresi' kitapları üzerinden bu konuları konuştuk.

ŞEKİLCİLİKTEN İLAHİ AŞKA YOLCULUK

“Aşkın Anahtarı”nda Fâtiha Suresi’ni ‘ilahi aşkın anahtarı’ olarak tanımlıyorsunuz. Neden ‘aşk merkezli’ bir anlatıya ihtiyaç duydunuz?

Öncelikle iman, dinimizin en temel kavramıdır. Gerçek imanın ancak “aşk” seviyesinde yaşandığında kemale ereceğini gösteren birçok hadis ve ayet bulunmaktadır. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Hz. Ömer ile Peygamber Efendimiz (S.A.V.) arasında geçen diyalogdur. Hz. Ömer’in her şeyini feda etmeye hazır olduğunu söylemesi üzerine Efendimiz’in “Nefsini de ya Ömer” buyurması, imanın özünü ortaya koyar. Burada işaret edilen şey, nefsin bile Allah yoluna adanmasıdır.

“Aşk” kelimesi de bir varlığa derin sevgiyle bağlanıp kendini feda etmeyi ifade eder. Dolayısıyla iman, fedakârlık düzeyine ulaşmadıkça gerçek anlamını bulmaz. İslam’ın ilk dönemlerindeki ruhu bugün yeniden yakalayabilmek için imanı aşk boyutunda anlatmak gerekir.

Aşk merkezli olmayan bir iman anlayışı, sadece şekle indirgenmiş bir din algısı üretir. Bu da zamanla ruhsuz bir pratiğe dönüşür. Oysa sevgi, fedakârlık ve ahlak merkezli bir anlatım, dini daha dönüştürücü kılar.

Araştırmacı ve Yazar Yusuf Yıldız

SÜNNETLE BÜTÜNLEŞEN DOĞRU ANLAYIŞ

Her iki kitabınızda da Kur’an’ın yalnızca teorik değil, insanın hayatını dönüştüren canlı bir rehber olduğunu vurguluyorsunuz. Sizce bugün Müslüman toplumların Kur’an’la ilişkisindeki en büyük problem nedir?

Kur’an, Allah’ın insanlığa gönderdiği en mükemmel kitaptır. Buna rağmen bugün en büyük problem, Kur’an’ın yeterince tanınmaması ve hayatla bağının zayıflamasıdır. Kur’an, adeta bir “aşk mektubu” gibi görülüp merak edilmesi gerekirken çoğu zaman ihmal edilmektedir.

Sadece “Kur’an bize yeter” anlayışı da, Kur’an’ı Peygamber Efendimizin hayatından ve sünnetten kopardığında eksik kalır. Kur’an’ın en doğru uygulaması Hz. Peygamber’in hayatında görülür. Bu yüzden hem Kur’an’a hem sünnete birlikte bakmak gerekir.

Ayrıca meallerin ve yorumların doğru hazırlanması büyük önem taşır. Yanlış veya yüzeysel aktarımlar, özellikle gençlerde şüphe ve uzaklaşmaya yol açabilmektedir. Bu nedenle Kur’an’ın doğru anlaşılması için ehil kişiler tarafından açıklanması ve günümüz insanına uygun bir dille aktarılması gerekir.

BİLİM, KOZMOLOJİ VE FURKAN ÖLÇÜSÜ

“Felak’tan Felâha” kitabınızda Kur’an ayetlerini yalnızca klasik tefsir perspektifiyle değil; fizik, kozmoloji, psikoloji ve maneviyat gibi farklı alanlarla birlikte yorumlamaya çalışıyorsunuz. Modern insanın Kur’an’ı anlayabilmesi için nasıl bir yöntem gerekiyor?

Öncelikle her çağ kendi diliyle doğru okunmalıdır. Kur’an, her dönemin insanına hitap eden evrensel bir kitaptır. Bu nedenle bulunduğumuz çağın bilimsel, sosyal ve düşünsel yapısını doğru analiz etmek gerekir.
Kur’an’ın “Furkan” oluşu, hakkı batıldan ayıran bir ölçü sunduğunu gösterir. Bu ölçü, modern bilimin verileriyle çelişmek zorunda değildir; aksine doğru okunduğunda uyumlu bir bütünlük ortaya çıkar.
Ancak burada önemli olan, Kur’an’ı bilimle zorla uyumlu hale getirmek değil, onun işaret ettiği derin anlamları doğru kavrayabilmektir. Bunun için hem dini ilimlere hem de fen bilimlerine vakıf bir bakış açısı gereklidir.
Yanlış yorumlar veya eksik mealler, insanlarda ciddi kafa karışıklıklarına yol açabilmektedir. Bu nedenle Kur’an’ın çağın diliyle ama özünü bozmadan aktarılması gerekir.

ADALET, MERHAMET VE GÜZEL AHLAK

Kitaplarınızda 'sünnetin şekilden ibaret olmadığı; aynı zamanda ahlak, merhamet ve adalet olduğu’ vurgusu yapılıyor. Günümüz Müslümanları şekil ile özü birbirinden ayırmakta zorlanıyor mu?

Evet, günümüzde sünnet çoğu zaman sadece dış görünüşe indirgenmektedir. Oysa sünnet, Peygamber Efendimizin hayatının bütününü kapsar. Onun adaleti, merhameti, ahlakı, yönetim anlayışı ve insanlara yaklaşımı sünnetin esasını oluşturur.

Elbette şekle dair sünnetler vardır ve değerlidir. Ancak bunlar tek başına dinin özü değildir. Sünneti sadece kıyafet veya dış davranışlara indirgemek büyük bir eksikliktir.

Peygamber Efendimizin hayatını bütünüyle anlamak gerekir. Onun toplumsal adaleti, insanlara yaklaşımı ve ahlaki duruşu bugün Müslümanlar için en önemli örnektir. Aksi halde din, sadece ritüellerden ibaret bir yapıya dönüşebilir.

GENÇLİĞİN ANLAM ARAYIŞI VE İÇ HUZURUN FORMÜLÜ

Eserlerinizde çağımız insanının manevi yorgunluğuna, kimlik krizine ve gençlerin anlam arayışına değiniyorsunuz. Özellikle gençlerde bu konuyla ilgili gözlemleriniz ve onlara ne tavsiye edersiniz?

İnsan, yaratılışı gereği bir anlam arayışı içindedir. Gençlerin en büyük problemi de bu anlamı doğru yerde bulamamalarıdır. Kur’an, insanın yaratılış amacını açıkça ifade eder: Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmek.
Gençler çoğu zaman kendilerini merkeze koyarak bir anlam üretmeye çalışıyor. Oysa insan, kendi küçüklüğünü ve acizliğini fark ettiğinde gerçek huzura ulaşır.

Kâinatın düzeni, atomdan gezegenlere kadar bir uyum ve denge içindedir. İnsan da bu düzen içinde yerini doğru konumlandırmalıdır. Bu farkındalık, insanı hem iç huzura hem de doğru bir yönelişe götürür.

Gerçek mutluluk, Allah ile kurulan bağda gizlidir. Bu bağ kurulduğunda insanın içsel boşluğu da gider.

FİTNELERE KARŞI KALKAN OLARAK KEHF SURESİ

Fâtiha’dan sonra Felak Suresi üzerine yazmanız bir devam fikri gibi görünüyor. Bundan sonraki çalışmalarınızda Kur’an’ın hangi sure veya kavramlarına yönelmeyi düşünüyorsunuz?

Sıradaki çalışmamız Kehf Suresi üzerine olacak. Kehf Suresi, derin anlamlar taşıyan ve fitnelere karşı manevi bir kalkan olarak görülen önemli bir suredir.

Bu sure, sadece tarihî bir kıssa anlatmaz; aynı zamanda insanın imtihan dünyasını da açıklar. Bu nedenle günümüz insanı için de güçlü mesajlar içerir.

Üzerinde çalıştığımız eser, klasik tefsirlerden farklı olarak çağın sorunlarına da temas eden geniş kapsamlı bir çalışma olacaktır. Kur’an’ın günümüz insanına bakan yönünü daha derinlikli şekilde ele almayı hedefliyoruz.

MARİFETULLAH VE HAYATIN ESAS GAYESİ

Sizin eklemek istedikleriniz var mı?

En büyük problemimiz, Allah’ı sevdiğini söyleyen insanların O’nu yeterince tanımamasıdır. Oysa dinin en temel görevi Allah’ı doğru tanıtmak ve sevdirmektir.

İnsanın her gün kendine “Bugün Allah’ı razı edecek ne yaptım?” sorusunu sorması gerekir. Bu bilinç, hayatın merkezine yerleşmelidir.

Ayrıca insanları Allah’a yaklaştırmak da önemli bir sorumluluktur. Bu, doğru bilgiyle, doğru örneklikle ve ahlaki yaşantıyla mümkündür.

Sonuç olarak dinin özü, Allah’ı tanımak, sevmek ve O’nun rızasına uygun bir hayat yaşamaktır.