20. yüzyılı iki dünya savaşı ile kapatan insanlık, 3. Dünya savaşının kapılarının aralanması endişesi ile yaşıyor. Birinci dünya savaşı sonrasında İmparatorluklar yıkılarak İngiltere öncülüğünde batı eksenli bir dünya nizamı kurulmuş, sistemden dışlanan Almanya, İtalya ve Japonya'nın diplomatik yollarla başaramadıklarını askeri güçle elde etmek istemeleri 2. Dünya savaşının sebebi olmuştu. Savaş sonrası kurulan çift kutuplu zorba düzeninin de insanlığın ihtiyaçlarına cevap verememesi yüzünden insanlık bir üçüncüsünü bekler hale geldi.
Büyük şeytan ABD'nin diplomasi kurdu Hanry Kissincer, ABD'nin elindeki açıklanmayan silahlara hiçbir ülkenin karşı koyamayacağına dikkat çekerek dünyayı büyük savaşa götürecek ateşin Kore, Akdeniz veya Kafkaslar'da yakılacağını söylüyor. NATO'nun kontrol edemediği Türkiye'yi darbe, işgal veya bölme planının deşifre olması üzerine yıllardır Kıbrıs'ta oyalandığımız gibi, Suriye ve Irak'ta da atacağımız meşru adımların önü alınmak isteniyor.
ABD Başkanı Trump'ın, Kuzey Kore, İran, Rusya ve Türkiye ile uzun boylu uğraşmasının sebebi ise, çıkabilecek büyük savaşta rakiplerini zayıflatarak pozisyonunu güçlendirme çabası. Muhtemel bir savaşta devletlerin karlı çıkaracak iki güç var biri diplomasi diğeri askeri güç. ABD hedefine bugüne kadar müttefik göründüğü AB'yi de aldı. Önce İngiltere'yi Brexit ile AB'den kopardı. Çin'in gündeme getirdiği ve ABD'nin şiddetle karşı çıktığı Pekin'den Londra'ya 'bir yol bir kuşak' projesi Çin projesi olduğu kadar bir İngiliz projesidir. Rusya bir yandan Çin'e karşı ABD ile el altından işbirliği yaparken, Diğer yandan Almanya ile arasına örülmek istenen duvarları yıkmak istiyor. Hegemonik güç olarak varlığını devam ettirmek isteyen İngilizler ise eski kolonilerindeki hakimiyetlerini sürdürme peşinde.
Gelişmeleri bir beka sorunu olarak gören Türkiye ise, kendi göbeğini kendi kesebileceğini ispatlamak zorunda. Lozan'da İngilizlere teslim ettiğimiz Kıbrıs'ta bugüne kadar uyguladığı denge politikası ile boşa zaman harcadığını görerek, BM'ye rağmen yeni politikalar üretmeli. BM'nin Kıbrıs'ta Barış Gücü Misyonu'nun görev süresini bir 6 ay daha uzatması şımarık Rumlara verilen bir hediyedir. Doğu Akdeniz Gaz Formu'nun Bakanlık Toplantısı İsrail, İtalya, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Filistin yönetiminin Enerji Bakanlarının yanı sıra Ürdün Enerji Bakanı temsilcisinin katılımıyla Kahire'de yapılması Türkiye'yi yalnızlaştırma politikasının bir sonucu. Türkiye bu çemberi ancak Kıbrıs'ın dış işlerinde Türkiye'ye, iç işlerinde bağımsız özerk bir cumhuriyet olması adımıyla kırabilir.
Hem ABD, hem AB düşmanca politikalar uyguladıkları Türkiye'yi karşı tarafa da kaptırmak istemiyorlar. Biz Kıbrıs'ı Ruslar'ın Akdeniz'e inmesini engellemeleri karşılığında İngilizlere teslim etmiştik. Bugün gelinen noktada, Çin ve Rusları Akdeniz'e davet ederek etrafımızdaki çemberi kırma aşamasına geldik. Türkiye'nin menfaatlerini savunuyorum deyip Lozan'ı la yüsel yapmak isteyenler şunu kaçırıyorlar. Atatürk'ün Lozan'ı kabul etmek zorunda kaldığında Türk ordusunun elinde tek bir uçak yoktu. Atatürk 1936'da Türk ordusunun envanterinde 370 uçak temin ettiği için, Hatay'ın ülkeye bağlanmasını sağlamıştı. Eğer zehirlenmese idi, Ege Adaları meselesini de, Musul-Kerkük'ü de, Batı Trakya hatta Batum'u da halletmenin yoluna bakabilecek aşamaya gelinmişti. Yani sadece diplomasi değil aynı zamanda askeri gücünü de gösterdiği için, diğerleri ses çıkartamamıştı. Bugün ise, Türkiye'nin yaptırım tehditlerine rağmen, S-400'e de, en gelişmiş uçaklara da, denizaltı ve deniz gücüne de ihtiyacı var. En mükemmel orduyu kursanız da donatamazsanız savaşta mağlup olur. Donatım ise ekonomi ile olur. Türk ekonomisine karşı kur-döviz saldırılarının altındaki sebep te işte bu. Türkiye'nin, NATO'nun bölme planlarını parçalamak için imkanın yanında inanmış liderlere ihtiyacı var. Liderin gücü de para ve askerinden çok milletin verdiği destekle oluşuyor. Eğer ülkemizde istikrar devam ederse, bize kurulan tuzakları rahatlıkla bozabiliriz. Bu milletin hakkı ve hukukunu bileğimizin ve diplomasinin gücüyle elde ederiz. Veya kısmetsiz İsmet gibi Adalar dahil istedikleri her şeyi veririz. Vesselam….