0
Bugün, burada "Beyaz İhtilal"ın mimarı Adnan Menderes'in bir konuşmasını sizlerle paylaşacağım. Bugün, bu ülkeye kumpas kuranlar ile Menderes'i ipe götürenlerin stratejilerinin, söylemlerinin ve oyunlarının birebir aynı olduğunu göreceğiz. Geçmişte yaşananlar ile bugünküler arasında herhangi bir farklılık yoktur.
O güzel insanın şöyle diyor: "Aziz ve muhterem vatandaşlarım, her an ve her saat başında yalan haberler, bir takım korkunç şayialar çıkarılmak suretiyle heyecan yaratmak ve bu heyecan vasatında bir takım kışkırtmalar da yaparak hadiseler çıkartmak istenmekte olduğunu ve bu yıkıcı faaliyetlerin belli merkezlerden idare edilmekte bulunduğunu dünkü konuşmamda arz ve ifade etmiştim (…) Filhakika ortada hiçbir şey yokken hadiseler çıkarabilmek için, ancak bu yollara ve bu usullere müracaat olunur."
"Kandırılması en kolay olan ve toplantı halinde bulunan zümreler seçilmek suretiyle bunların üzerinde daimi surette yıkıcı propagandalar teklif edilir ve bunlar küçük bir zümre bile olsalar otuz milyonluk Türkiye'nin hacmine ve ebadına nispetle bir zerre dahi teşkil etmeseler, bunlar sanki teşkilatlı ve vurucu bir kuvvetmiş gibi ele alınarak bir memleketin kaderi üzerinde pervasızca oynayabilmek için imkanların aranmasına ve bu yolların araştırılmasına çıkılır."
"İstanbul ve Ankara'mızda iki gündür yaratılmak istenen hadiselerin izahı ve manası işte bundan ibarettir. Bir memlekette, bir takım ayaklanma için vasat ve şartlar hiçbir surette müsait değil ise profesyonellerin, bu işlerin esnafı olanların tutacakları yol işte budur. Güzelim memleketimizde, ayaklanmalar için hiç bir sebebin mevcut olmadığı aşikar."
Memleketimiz, eski devrin hürriyetsizlik ikliminden çıkıp çok partili bir idareye kavuşmuştur. Binaenaleyh, hürriyetsizliğin, tek parti tahakkümünün ve seçim yapmadan iktidarda olmanın ve seçim yapıldığı takdirde ise rey sandıklarının nasıl kırılıp on binlerce mazbatanın nasıl tahrip edildiğinin ve nasıl reylerin çalınıp millet iradesinin ayaklar altında çiğnendiğinin türlü ve aşikar misallerini görmüş ve yaşamış bir memleketiz. Bu iklimin içinden çıkıp gelmekteyiz. Diğer taraftan, sefalete mahkûm olmanın bu memleketin kaderi olduğuna inanmışçasına ve bunu kabul etmişçesine çeyrek asır içerisinde memleketin meselelerine vatandaşın ihtiyaçlarına medeni ve ileri bir hayata kavuşmanın icaplarına nasıl omuz silkercesine lakayt kalındığını görüp yaşamış olan bir memlekettir, Türkiye. Türkiye'miz bugün, asırlarca yapılamayanlar nasıl on sene içerisinde yapıldığını, memleketin bir baştan diğer başa her birisi bir kıymeti olan sayısız eserlerle nasıl donanmış hale geldiğini görmektedir."
"Ziraatta, sanayide madencilik ve nakliye ekonomisinde velhasıl iktisadi hayatın bütün kollarında, Türkiye'nin nasıl akla sığmaz bir süratle bir asırlık bir mesafeyi bir on sene içinde aldığını görmekteyiz."
"Terakki, ümran, imar, iktisadi kalkınma, içtimai düzen, velhasıl medeni ve içtimai cemiyet olmanın bütün şartlarını, muayyen bir nizam ve ülke içinde nasıl hep birden ele alınıp tahakkuk yolu konmuş olduğunu vatandaşlar görmektedir. On sene evvel ki ile bugünü, vatandaşlar kıyaslayabilmekte ve hükümlerini vermiş bulunmaktadır."
İşte, tablo kısaca bu…
AK Parti döneminde ise Cumhuriyet tarihinin en köklü sorunlarına çözümler üretildi. Ekonomi, son 12 yılda beş kat büyüdü. Sağlık alanında, "tarihi" olarak nitelendirilebilecek adımlar atıldı. Ulaşımda ise gerçekleştirilenler hayalin ötesinde…
Kısacası, siyasi arenada Başbakan Erdoğan'ı yenemeyen küçük azgın azınlık, tıpkı Menderes döneminde olduğu gibi, türlü oyunlarla millet iradesini ayaklar alıp çiğnemeye çalışmaktadır. Memleketin kaderi üzerinde pervasızca oyunlar oynanmakta. Bilinmelidir ki, Başbakan'a kurulan tuzak, bu millete kurulmuştur. Veyl olsun, o tuzağı kuranlara ve onun taşeronlarına…