Doları bahane ederek gerçek yüzünü ortaya çıkaran fırsatçılarla karşı karşıyayız. Dolar insin çıksın; çok da umurunda olmayan tipler bunlar. Ülkenin gidişatından kendilerine çıkar kapıları peydahlayan bu çıkarcı tüccar kafaların takibine geç de olsa başlanacağı haberini aldık.
Yaşananlardan sonra her şey yolunda demek, güllük gülistanlık bir portre çizmek de ülkemiz adına yapılacak en büyük fenalıklardan biridir. Ülke olarak büyük bir darboğazdan geçiyoruz. İçten ve dıştan süren tehditler bitmek bilmiyor. Hal böyleyken olması gereken devletinin yanında olmaktır.
Kimsenin zarar etmesini hiç kimse istemez. Hassas nokta şu; doları bahane ederek olur olmaz şeylere zam yapma meselesidir üzerinde durulması gereken konu.
Anadolu'nun bir köşesinde büyük bir su tesisi, deposu tonlarca su ile doluyken bile doları bahane ederek akıl almaz bir zamla çıkıyor müşterilerin karşısına.
Her fırsatta milli olduğunu söyleyen ama organik bağı ve kaynakları yurtdışından olan tatlı tuzlu bir firmanın doları bahane ederek önce gramaj düşürüp sonra fiyat artışına gittiğine de şahit olduk.
Yurtdışı kaynaklı olanlar bir nebze anlaşılabilir ama yurdumuzda çıkarılıp işlenen ve yine yurt içinde satışı yapılan kömürün yıllardır neden dolar üzerinden satıldığına anlam veremiyorum. Kimsenin de itirazı yok böyle bir duruma demek ki; devran aynı minval üzerine dönmeye devam ediyor.
Yerli ve milli olduğunu söyleyerek köşe bucak her yerde karşımıza çıkan mağazaların gizli ve açık zamları da ortaya çıkmaya başladı. Elbette bunlara da gerekli tedbirler alınmalı ve cezası ne ise kesilmeli.
Pazar yeri de dolardan nasibini almış görünüyor. Domates, biber, salatalık tarladan çıkana kadar dolardan etkilenmiyor da tüccarın eline ulaşınca ürünler; bir anda fiyatlar tavan yapıyor.
Gelelim Resmi Gazete'ye. Ticaret Bakanlığı, döviz kuru artışından etkilenmediği halde tüketiciye sunulan mal veya hizmete zam yapılmasını "Aldatıcı ticari uygulamalar" sınıfından sayacak. Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye göre zam yapanlara 50 bin TL'ye varan ceza kesilecek.
50 bin lira gibi bir ceza yapılan dalavereler düşünülünce çok da caydırıcı gibi görünmüyor. Çünkü bu işte parmağı olanlar ne tesadüftür ki dünya ölçeğinde büyük şirketler.
100 gram olan bir ürünü 91 gram yapıp fiyatını da doları bahane ederek arttırmak; bedeli 50 bin lira olan bir ceza olmamalı. En ağır yaptırımlar uygulamalı ki bir daha böyle bir yolsuzluğa kimse girişmesin.
Dışarıdaki su ile buzdolabındaki suyu farklı fiyatlardan satmaya cüret eden ahlak yoksunu kafalara da bir yaptırım şart. Ticaret, bu kadar ahlaksızlık seviyesine hiçbir zaman düşmemiştir herhalde.
Değerler anlamında çok umutlu olduğum söylenemez. Tarihin şanlı sayfalarıyla avunmak ancak ruhuma ağırlık veriyor. Ramazan geldiğinde gönlümüzden geçen şudur; herkes gönlünce sofrasını kursun diye hiç olmazsa bir aylığına da olsa fiyatlarda indirime gidilmesidir. Bir bakıyoruz ki ramazan yaklaştıkça fiyatlar artmaya başlıyor. Durum böyleyken hiçbir değer yargısından bahsedemeyiz.
Bugün de olup biten aynı. Beklenenle olan arasındaki çapraşık durumu yaşıyoruz. "Bugün değilse ne zaman" diyeceğimiz bu hassas zamanlarda kimin nerde durduğunu çok iyi tespit etmeliyiz. Toz duman ortadan kalktıktan sonra kahramanlık nutku atanlarla bu vatan toprağının zerresine zarar gelmesin diyerek duruşunu sağlamlaştıranları birbirinden ayırmamız şart.