0

Dünyada yaşadığınız bölge neresi olursa olsun bağımsız bir politika yürütmeniz zordur. Yaşadığınız bölge İslam coğrafyası ise mayınlı bir alanda yürüyorsunuz demektir. Mesela yanı başınızda komşularınız Suriye mayına basar, bir gün Irak yara alır ve size bir gün darbe isabet eder. Bu bakımdan referandum bölgenin geleceğini üzerinde plan yapan küresel güçleri yakından ilgilendiriyor.

Avrupa gazeteleri Türkiye'de yapılacak olan referandumla hayli ilgili. Her gün açıkça taraf olduklarını beyan ediyorlar. Ülke yönetimleri üzerinde manipülasyon siyaseti yürüten küresel aktörler sonucun 'hayır' çıkmasını istiyor. Çünkü Türkiye, kurdukları jakoben sisteme direniyor.

Bu aşağılama siyasetinin tarihi referansları oldukça zengin. Amerika'nın keşfinden sonra başlayan sömürgecilik ülke yönetimlerine doğrudan müdahale ediliyordu. Avrupa, dünya ülkeleri üzerinde emperyalist bir tutum sergileme işini başlattı. Buna göre bir ülke üzerinde ekonomik, sosyal ve kültürel baskı kurularak çıkar sağlanacaktı.

Bugüne geldiğimizde daha sofistike bir yöntemle komplo yöntemi başladı. Düşünce kuruluşlarının verileri, teknolojik imkanlar ve operasyon kabiliyeti olan yasal organizasyonlarla bir ülkeye diz çöktürmek mümkündü. Üstelik bu yöntem, bir vekil örgüt kurarak ya da mevcut olanı güçlendirerek yapılıyordu. Çeşitli yöntemlerle uygulanan komplo yönteminin en önemli özelliği asıl failin görünürde olmamasıydı.

Komplo döneminin stratejik karşılıklarına bakılırsa, sömürge ve emperyalizmi hedef tahtasına oturtan açık düşmanlığa göre hayli avantajlı. Ekonomik olması ve can kaybının yok denecek kadar az olması da cabası. Sözün kısası küresel güçler kullanışlı bir yöntem olan komploculuk ile içinizden insanlarla sizi vuruyor. Sonuçta savunmada kalan ve zihinsel dağılma ile ekonomisi ve sosyal hayatı krize girerek içinize kapanmak zorunda kalıyorsuznuz.

Küresel güçlere baktığınızda aralarında bir kavga yok. ABD, Avrupa, ve İsrail arasında sitemkar sürtüşmeler var. Örtülü din birliği kadar birbirlerinin iç işlerini karış(tır)mama anlaşması yapmışlardı. On dokuzuncu yüzyıl başlarında Monroe doktrini ile ABD ve Avrupa birbirlerine karşı barışa bağlı kaldılar. Bu barışçıl birlikteliğin ortak düşmana karşı sağlanmadığını kim iddia edebilir?

Çeşitli adlarla anılsa bile Batı tarafında başlatılmış bir savaş var. Afrika'nın Asya'nın haline baktığınızda genişleyen topraklar ve yayılan bir din anlayışına elbette rastlanmaz. Yayılan tek tezihniyet 'tekno-hedonizm'den başkası değil. Barut kokusu ve komplo korkusuyla yaşamak denirse yaşar giderler.

Batı komploculuğu insanın sonunu hazırlıyor. Gündemlerinde kıyamet senaryoları var. Yüzyıllık planlar yapıyorlar. Dün üretim, kar, petrol, refah ve mutluluk vardı. Şimdi yeni cümleler kururyorlar. Artık bu coğrafya insanını yeryüzünde istemiyorlar. Küresel kötülük hareketinin hedefi topyekün saldırı!

Toynbee'den alıntı yapan Şeriati diyorki; "bütün medeniyetler doğuş halinde saldırırlar çünkü gençlik enerjisine sahiptirler. Mükemmelliğe erme safhasından sonra zaaf hissederler." Komplocu dönem, mükemmelliğin getirdiği korumacı bir tutumla belirlenen yeni bir strateji belirledi. Fakat ne kadar işe yarayacağı belli değil. Zira her kemalin bir zevali vardır.

Sürekli saldırı halindeler. Sıcak savaş, tekno savaş, kimyasal, biyolojik, kültürel ve siber savaşla savunma halindeki toplumlara yıkıcı darbeler vuruyorlar.

Komplocu zihniyeti anlamaya çalışarak dönüp sorsanız; iki yüz yıllık süreçte ey Asyalı ve Afrikalılar Avrupalılar hakkında ne dersiniz. Verilen karşılıkta olumlu bir cümleyle karşılaşma ihtimali var mıdır? Bugün yeniden sormamız gerekir. Bu Frenkler'in kurduğu düzende hem özgür hem de yüzü gülen bir dünyalı çıkar mı?

Bu referandumun tarihi ve küresel çapta önemi var. Bu önemi öncelikle onlar atfediyor. Hasta adam Avrupa'ya karşı kral çıplak deme vakti, çünkü savunma cüceleştirir.

Bu nedenle zorbalığa ve onun gönüllü kölelerine karşı direniş için evet.