Dolar (USD)
32.78
Euro (EUR)
35.08
Gram Altın
2458.25
BIST 100
10471.32
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

CHP zulmünün son tanığı Bekir Doğan anlattı: Boraltan içimde derin bir yaradır

İsmet İnönü'nün, silahı millete doğrulttuğunu vurgulayan Bekir Doğan, "Tarih iyi tetkik edilirse İnönü'nün Türkiye'ye ihanet ettiği görülür. İnönü bir Türk subayıdır ama insafsız ve vicdansızdır. Atatürk ile ters düşmüştür. Bugünkü sıkıntıları İnönü yüzünden yaşıyoruz" dedi.
CHP zulmünün son tanığı Bekir Doğan anlattı: Boraltan içimde  derin bir yaradır
25 May 2023 23:54:25
İsmet İnönü'nün, silahı millete doğrulttuğunu vurgulayan Bekir Doğan, "Tarih iyi tetkik edilirse İnönü'nün Türkiye'ye ihanet ettiği görülür. İnönü bir Türk subayıdır ama insafsız ve vicdansızdır. Atatürk ile ters düşmüştür. Bugünkü sıkıntıları İnönü yüzünden yaşıyoruz" dedi.

Röportaj: Ali İhsan Gülcü

İKİNCİ Dünya Savaşı yıllarında askerlik görevinin iki yılını Erzurum’da, iki yılını da Kars’ta yapan Bekir Doğan, bugün bir asrı aşan ömrü ile hafızasını ve beden dinçliğini koruyan nadir insanlarımızdan biri. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kars’ta 202. Alay’da çavuş olarak görev yapan Bekir Doğan, bölük komutanı olan yüzbaşının ABD’ye yeni silahları öğrenmek için kursa gitmesi üzerine Üsteğmen Seyfi Erkmen ile birlikte bölüğün yönetimini üstlenir. Bölüğe, Türkiye’ye sığınan Kırım ve Azerbaycan Türkleri’nin Ruslar’a iadesi talimatı verilir.

Kendini gizleyen Rus

Bekir Doğan, daha önce de Kars’ta bir Rus doktorun kendisini gizleyerek Türk askerlerini zehirlemesine ve bu durumun tespit edilip idam edilmesine şahit olmuştur. Boraltan faciasını ona benzeterek, “Kars’ta İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir Beyaz Rus doktorun 202. Alay’da yaptığı ihanetin ve katliamın aynısını İsmet İnönü yapmıştır. O doktor askerlerimizi zehirlediği için telgraf direğine bağlanıp nasıl kurşuna dizildi ise İsmet İnönü’nün de kurşuna dizilmesi gerekti” diyor.

Kadınların feryadı

Boraltan faciasını Türklükle, Müslümanlıkla, Türk tarihi ile bağdaşmayan bir uygulama olarak gördüğünü söyleyen Bekir Doğan, sığınmacıların kendilerine yalvardığını belirterek, “Biz size güvenerek Türk devletine sağındık. Siz Allah’tan korkmuyor musunuz ki bize bu kötülüğü yapıyorsunuz. Sizde hiç merhamet, insanlık, vicdan yok mu? Siz nasıl Mehmet, nasıl Ahmet, nasıl Ali’siniz?” diye yakarıyorlardı. O kadınların feryatları hâlâ kulaklarımda. Bir çeşmeye vardığımızda, mola verip iki rekat namaz kılıp öyle gidelim diye bize yalvarıyorlardı. Kadınlar parmağından yüzüğünü, boynundan kolyesini çıkarıp, Ahmet-Mehmet; yavrum al bunu yavukluna götür diyordu. O kadınların feryadını unutamıyorum. Israr ediyorlardı, ‘Al evladım, madem bizi teslim edeceksiniz, bunlar Ruslara gitmesin, burada kalsın’ diyorlardı” ifadelerini kullandı.

Türk tarihinin kara bir lekesi

Bekir Doğan, yaşadığına bugün bile bin pişman. O zaman kendi canına kıymadığı için nedametini defalarca dile getirerek şunları söylüyor: “O zulüm bir Türk’e, bir Müslümana yakışmazdı. Hele hele milliyetçi bir üst teğmenin kendi silahını kafasına dayayıp intihar etmesi kolay bir şey değildi. Keşke ben de üsteğmenim gibi intihar etseydim. Vallahi pişmanım, aklım olsaydı ben de bir kurşunla hayatıma son verseydim. Hiçbir vicdan, insanlık, din buna müsaade etmez. Türk tarihinde çok ağır bir kara lekedir. Keşke ben de o zaman ölseydim, yaşamasaydım, çok nedamet duyuyorum.”

Üsteğmen Seyfi Erkmen

Üsteğmen Seyfi Erkmen, ilk kafilenin kurşuna dizilmesinden sonra bir daha bir daha telgraf çeker, “Bunlar Müslümandır, bunlar Türk oğlu Türktür” diye ısrar eder. Ancak Ankara’nın emri değişmez. Bekir Doğan, o zaman yaşadıklarını yeniden yaşarcasına göz yaşları içinde anlatmaya devam ediyor: “Boraltan, tahta bir köprüydü, üç kişi yan yana geçemezdi. Çığlık çığlığa bağıran, ‘Yavrum, Mehmedim biz bir kurşuna değmez miyiz, bizi siz öldürün Ruslara vermeyin diye feryat ediyorlardı. ‘Biz Türküz, bizi Uruslara teslim etmeyin diye çığlık çığlığa haykıran’ sığınmacıların feryatlarına dayanamayan Üsteğmen Seyfi Erkmen, beylik tabancasını çıkarıp başına doğrulttu ve hayatına son verdi.”

Bize zehirli iğne yaptılar

Alayda ölümlerin artması üzerine Ankara’dan gizli olarak dört kişilik bir doktor heyeti gönderildiğini anlatan Bekir Doğan, “Kars’ta incelemeler, uzun araştırmalar sonucu, revire çıkan askerlere Rus asıllı bir doktorun zehirli iğne yaparak öldürüldüğünü belirlediler. Ben gördüm, doktor Beyaz Rus’tu. O doktoru getirip telgraf direğine bağladılar, son sözü soruldu. ‘Ben vatanım için yaptım, bana ne yaparsanız yapın’ şeklinde cevap verdi. O dönemde Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay, bizim Tugay’ın Komutanı Fahri Belen Paşa’ydı.”

Cephanemiz hiç yoktu ki!

Kars Çakmakkapı’da 202. Alay’da iki yıl görev yaptığını belirten Bekir Doğan, “Ruslar, Çakmakkapı’nın karşısına 63 tümen asker yığmıştı. Kars, Erzurum, Ardahan ve Boğazları bizden istiyorlardı. O zaman da bizde silah yok, mermi yok, karavana bile yoktu” diyor. Bir çatışma durumunda Ruslar’a ateş edecek, onlarla savaşacak cephaneleri bile olmadığını belirten Bekir Doğan, “Devlet kuvveti, ordu, silah diye bir şey kalmamıştı bizde. Biz bitmiştik. İkinci Cihan Harbi’nde 45 milyon insan ölmüştü. Türkiye’nin o harbe girmeye hiç takati yoktu."

Boraltan Türküsü

Boraltan bir köprüdür, aşar geçer Aras’ı,

Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

Karası, karası, merhamet fukarası,

Karası, karası, merhamet fukarası,

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,

Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,

Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.

Boraltan olayı nasıl gelişti?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Kırım ve Azerbaycan’dan Müslüman Türk aydınları Rus zulmünden kaçarak dağları, nehirleri aşıp Türkiye’ye sığınmaya başlar. Sayıları 160 ile 200 kişi arasındadır. Stalin, Ankara’ya baskı yaparak Azerbaycan’dan Türkiye’ye sığınan Türklerin iadesini ister. Ankara Hükümeti de bir telgraf çekerek sığınmacıların Ruslara teslim edilmesi emrini verir. Sığınmacılar Aras Nehri’nin üzerindeki Boraltan Köprüsü’nde teslim edilecektir. Olayın son görgü tanıdığı Bekir Doğan, hadisenin gelişmesini şu cümle ile özetliyor:

“Ruslar hepsini alıp hizaya dizdiler. Ağır makinalı tüfekle sırayla taradılar. Çocuk, kadın, yaşlı hiç kimseyi sağ bırakmadılar. Vicdansızca, mısır tarlasında mısır biçer gibi hepsini toprağa serdiler.”

Köprüye tekrar gitti

Bu milletin düşmanı çok, dostu yok” diye hatırlatan Bekir Doğan, “Bu millete Allah esaret tattırmasın. İçimizdeki düşmanlara da fırsat vermesin. Bu al bayrak inşallah ilelebet göklerden inmez, dalgalanır; Ezan-ı Muhammediye susmaz devam eder, camilerimiz cemaatsiz kalmaz, dolar taşar inşallah” diye sözlerini tamamladı.

Karabağ Savaşı devam ederken Boraltan Köprüsü’ne tekrar gittiğini ve orada hüngür hüngür ağladığını söyleyen Bekir Doğan, bir ay sonra Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in arayarak Karabağ’ın kurtuluşunu müjdelediğini ve bu günü bayram ilan ettiklerini, kendisini de bayram kutlamalarına davet ettiğini söyledi.

Yorumlar (1)

M. Necati Özcetin Pendik
TÜRKLERİ Ruslara teslim etmek yerine yurt içine kaçırıp, ismet İnönüye rest çekmeli intihar etmemeliydi, Müslüman intihar etmez intihar cinayet hükmündedir, Ayrıca Atatürk le ne alakası var, ismetin hocası Atatürk olduğu herkesçe malum,
1 yıl önce Yanıtla
ABONE OL
Deniz feneri detay
Kızılay 160x600