Cuma Sayfası - Ahiret Hayatına Hazırlık

Cuma Sayfası - Ahiret Hayatına Hazırlık

İnsanoğlunun bu dünyadaki yaşama gayesi, hiç şüphesiz ebedi olan ahiret hayatına hazırlıktır. Bir hazırlık süreci olan dünyada, insana verilen en değerli sermaye ise zamandır. Zaman insanın ona yüklediği anlama göre kimi zaman akrep ile yelkovanın koşturmacası kimi zaman ise bitmek bilmeyen saniyeler aldatmacası.

26 Nisan 2013 00:00:00

İnsanoğlunun bu dünyadaki yaşama gayesi, hiç şüphesiz ebedi olan ahiret hayatına hazırlıktır. Bir hazırlık süreci olan dünyada, insana verilen en değerli sermaye ise zamandır. Zaman insanın ona yüklediği anlama göre kimi zaman akrep ile yelkovanın koşturmacası kimi zaman ise bitmek bilmeyen saniyeler aldatmacası.

HAZIRLAYAN - SABRİ GÜLTEKİN Zamanımızı nasıl sarf etmemiz gerektiği ise akıl sahibi insanın 'zamanı değerlendirmek' kavramının bilincine varması ile olur. Hz. Muaviye bunu şu sözüyle çok güzel bir şekilde ifade etmiştir:' Ey insan, zaman sensin, sen iyi olursan zaman da iyidir, eğer sen kötü isen zaman da kötüdür.' Her şeyi elinde bulunduran insan hayatına nasıl bir plan yaparsa, nasıl yön verirse zamanı da aynı plan doğrultusunda akıp gider. Bu sebeple bulunduğumuz her anın kıymetini bilmeli, vaktimizi güzel bir şekilde değerlendirmeliyiz. Kur'an ayetleriyle ve hadislerle insanın yaşadığı hayatın her anından hesaba çekileceği zamanını boşa harcayan ve değerlendiremeyen insanın pişman olacağı belirtilmiştir. Birer Müslüman olarak hakkıyla yaşayabilmek adına nefes alıp verdiğimiz her anı bizlere verilmiş bir borç olarak düşünmeliyiz. Ebu Hureyre (ra)Hazretleri'ne' Yarın öleceğini bilseydin ne yapardın?' diye sorduklarında, 'O vakte kadar ilimle uğraşırdım' cevabını vermiştir.

Her şey zamanında güzeldir

Her şeyin de bir zamanı vardır. Nasıl ki Hac için belli bir vakit, Ramazan orucu için belli bir ay, namazlarında da her biri için belirli saatler varsa işte insanın da aynı şekilde zamanın da yapması gereken uğraşları vardır. Yoksa geç kalınmış pişmanlık fayda vermediği gibi tükettiğimiz zamanı da geri getirmeyecektir. Nitekim her şeyin telafisi vardır ancak zamanın telafisi mümkün değildir.

Akledenler için sayısız nimetler vardır

Devamlı ibadet ve ilim ile uğraşmak zor gelebilir. İşte o anda unutulmamalıdır ki; Kur'an-ı Kerim'de İnşirah Su00fbresi'nde 'Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. O halde boş kaldığın zaman hemen başka bir işe başla. Boş kaldığın vakit yine yorul.' şeklinde emredilir. Bu ayetlerde İslam'da boş zaman olmadığı, her zorluğun arkasından bir kolaylığın geldiği, bir ibadet ya da bir iş bittikten sonra diğer bir ibadete veya işe geçerek dinlenmek gerektiği buyurulmuştur.

Kolaylıklar dini olan İslam'da Allah-u00fb Teala, kulunun bir anının dahi kıymetine, bir anlık gaflete her ayrıntısıyla dikkat çekmiş ve akleden insanın bundan faydalanması için de sayısız nimetlerini hizmetimize sunmuştur. Bütün bunlara rağmen zamanın kıymetini bilmeyen ve onu gereksiz şekilde harcayıp tüketen insan, kendisine verilen ömrü hep azımsar ve kendisine bin yıl ve ya daha fazla ömür verilmesini ister. (Bakara, 96) Oysa, önemli olan kendisine verilen ömrü, en güzel şekilde değerlendirmesidir. Yaşadığı her günün hesabını yapan büyük halife Hazreti Ömer (ra) akşam, yatağına uzanırken nefsine sorduğu soru aynen budur:

-Ey Ömer! Bugün Allah için ne yaptın? Var mı Allah için bir himmet ve hizmetin?

Zamana dair bu hassasiyeti gösterenin bir halife olduğu unutulmamalı ve kendimize bu soruyu değil her akşam belki de günde beş vakit sormalıyız.

Dünya üç günlüktür...

Özellikle günümüzde şu cümleleri sık sık duyarız. ' Su gibi geçti', ' Yerinde durmuyor', 'Nasıl geçti anlamadım', ' Daha dün gibiydi', 'O kadar oldu mu yaaa?!' Hayretlere şaşkınlık veren bu kavram zamandır. Öyleyse kısalığının farkındalığına varıp, zamanımızı boş işlerle gerçirmeyi bırakalım. Allah-u00fb Teala'nın 've'l asr' diyerek önemine binaen üzerine yemin ettiği zamanı iyi değerlendirelim. Hasan Basri (r.a.) şöyle buyuruyor: 'Dünya üç günlüktür, dün yapmış olduğun amellerle geçti, yarına ulaşacağın belli değil, fakat bugün senin içindir. O zaman, bugün için hayırlı ameller işle.' Üstadın ' bir var da bir yokta, esrarlı bir rakkas'tan ibaret olarak gördüğü zamanı Hak yolunda hakkıyla geçirelim, asla ertelemeyelim ki ertelenen biz olmayalım. (Hümeyra Betül Mete Kay)

BİR AYET

'Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükafatı da vardır.' (Hadid, 11)

BİR HADİS

'İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duaları reddolunmaz.'

(Tirmizu00ee, Birr, 5)

SÖZÜN ÖZÜ

'Gerçek cömertlik, insanlara hiçbir zaman bilmeyecekleri bir iyilik yapmaktır.'

(Frank A. Clark)

İMAN HAKİKATI

Rüzgarlardaki gizli sırlar

'Ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.'

(Casiye, 5)

Rüzgar, farklı ısı merkezleri arasında oluşan hava akımıdır. Atmosferdeki farklı ısılar, farklı hava basınçları oluşturduğundan, hava sürekli olarak yüksek basınçtan alçak basınca doğru akar. Basınç merkezleri, yani atmosferdeki ısılar arasındaki fark eğer büyük olursa, hava akımı yani rüzgar şiddetli olur ki, büyük yıkımlara yol açan kasırgalar böyle oluşmaktadır.

İlginç olan, ekvator ve kutuplar gibi aralarında çok büyük fark olan ısı ve basınç kuşaklarına rağmen, bazı engel ve 'ayarlama'lar sayesinde, dünyamızın çok sert rüzgarlara maruz kalmamasıdır. Eğer kutuplar ve ekvator arasında gerçekleşecek dev hava akımı birazdan sayacağımız nedenlerle yumuşatılmış olmasaydı, dünya yüzeyi sürekli olarak şiddetli kasırgaların yaşandığı bir ölü gezegene dönüşürdü.

Öncelikle dünyadaki yükselti farkları rüzgarları yumuşatır. Büyük yükselti farkı bulunan yerlerde, sıcak ve soğuk cephe sistemleri doğurur. Dağ eteklerinde görülen bu sistemler sayesinde, yeni rüzgarlar oluşur. Böylece ekvator-kutup arasındaki iki merkezli sistem, yükseltiler sayesinde çok merkezli sisteme dönüşür ve rüzgarlar farklı açılara dağılarak yumuşar. Yerkabuğu üzerindeki sıradağlar ise dev hava koridorları niteliğindedir. Koridorlar sayesinde hava, rüzgarlarla dünyaya eşit olarak yayılır.

Rüzgarların yumuşatılmasında dünyanın eğiminin de büyük rolü vardır. Eğer, dünya uzayda dimdik dursaydı, bir uçtan diğerine, şiddetli rüzgarlarla kavrulan bir gezegen olurdu. Halbuki gezegenimizin ekvatoru, bilindiği gibi hareket düzlemine göre 23u00b027u00b4 eğiktir. Böylece iki kutup arasındaki bölgelerde ısı her zaman aynı kalmaz, mevsimlere göre değişir. Bu, hava basıncının dengelenmesi ve dolayısıyla rüzgarın şiddetinin de kırılması demektir. Ekvatorla her iki kutup arasındaki ısı farkı azaldıkça rüzgarlar ılımlı eser.

Isı farklılığını dengelemek için bir de gezegenin etrafında iki gaz tabakası oluşturulmuştur. Ozon ve karbondioksit tabakaları atmosferin ısısını dengeler. Ozon tabakası, 'ihtiyaç fazlası' güneş ışınlarını emer. Karbondioksit ise tersine bir etki gösterip, kazanılan ısıyı koruyarak soğumayı önler. Allah yeryüzündeki her detayı insan yaşamının sürekliliğini sağlamak için özel olarak yaratmıştır.

NÜKTE

Yolunu değiştiren borçlu

İmam-ı u00c2zam Ebu Hanife Hazretleri bir gün yolda giderken karşıdan gelen bir adamın yolunu değiştirerek karşı tarafa geçtiğini görünce sormuş:

-'Beni görünce neden yolunu değiştirdin?'

Soruya muhatap olan şahıs utana sıkıla:

-'Size olan borcumu hala ödeyemediğim için sizden utanıyorum. Ben bu yüzden sizi görünce yolumu değiştirmek için karşıya geçtim. Sizinle karşılaşmaktan uyanıyorum' demiş.

Bunun üzerine İmam-ı Azam Hazretleri şöyle demiş:

-'Bundan sonra bana artık herhangi bir borcun yok. Şu andan itibaren bana olan borcunu siliyorum. Bu zamana kadar beni her gördüğünde seni huzursuz ettiğim için bana hakkını helal et.'

TEBESSÜM

Yas tutan civcivler

Hocanın tavuğu ölmüş. Civcivlerin de başı boş kalmış. Hoca kaybolmalarından korkmuş. Boyunlarına siyah bezler bağlamış. Sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış. Meraklı bir komşusu sormuş: 'Hoca o civcivlerin boynundaki de nedir?' Komşusunun merakına içerleyen Hoca cevabı yapıştırmış: 'Anneleri öldü de yas tutuyorlar.'

KISSADAN HİSSE

Her yaradılmışın bir hikmeti var

Adamın biri bir pislik böceği görür: 'Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır. Allah bunu niçin yaratmış ki?' der. Aradan zaman geçer, adamın yüzünde bir çıban çıkar. Nereye başvurursa, derdine bir derman bulamaz.

Çıban yara haline gelir. Bir gün sokakta dolaşırken, yüzündeki yara bir yolcunun dikkatini çeker. Ayak üstü sohbetten sonra yolcu kendine yardım edebileceğini, bu tip çıbanların oluşturduğu yaraların tedavisini bildiğini söyler. Adam her ne kadar inanmasa da, 'Allah'tan umut kesilmez' diyerek kabul eder. Yolcu bir pislik böceğinin getirilmesini ister. Orada bulunanlar bu isteğe gülerler. Fakat hasta olan adam, o böcek hakkında söylediği sözleri o an hatırlar ve derki:

'Adamın isteğini yerine getirin, ne diyorsa yapın.'

Yolcu getirilen böceği yakar ve külünü yaranın üzerine serper ve yara Allah'ın hikmetiyle iyileşir. Bunun üzerine hasta olan adam etrafına der ki:

'Unutmayın! Allah-u00fb Teala'nın yarattıklarının, yaratılışında bir hikmet vardır, bir derde deva vardır. Velev ki pislik böceği olsa dahi.'

Yorumlar

 
Advertisement Advertisement Advertisement