Hayatın sanatçısıyla tanışmak

Hayatın sanatçısıyla tanışmak

Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern hikâyenin en önemli ustalarından Anton Çehov, Rus edebiyatının önde gelen temsilcilerindendir. Novella türündeki Altıncı Koğuş ise, onun ustalık dönemi eserlerindendir. Okuyan herkesi derinden etkileyen ve düşündürmeye yönlendiren kitap ilk kez 1892'nin Kasım ayında, Russkaya Mısl dergisinde yayımlandı.

28 Ekim 2020 01:00:00

Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern hikâyenin en önemli ustalarından Anton Çehov, Rus edebiyatının önde gelen temsilcilerindendir. Novella türündeki Altıncı Koğuş ise, onun ustalık dönemi eserlerindendir. Okuyan herkesi derinden etkileyen ve düşündürmeye yönlendiren kitap ilk kez 1892'nin Kasım ayında, Russkaya Mısl dergisinde yayımlandı.

Hazırlayan: AHMET YASİN ALDI

Altıncı Koğuş altmış sekiz sayfadan oluşuyor fakat yazarın oluşturduğu olağanüstü atmosfer ise çok etkileyici… Kitap âdeta sizi içine çekiyor, bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyor. Kendisi de doktor olan Çehov eserinde mektep görmüş hasta İvan Dmitriç Gromov ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır.

altı

Koğuşa Kapatılma Hissi

Hasta, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat şartlara karşı çıkar. Doktor ise bunları görmezden gelmekte ısrarcıdır ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Altıncı Koğuş, Rusya’nın sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden Rus aydınının aklını yitirmesinin simgesi kabul edilir. Rusya’daki Bolşevik Devrimi liderlerinden Lenin’in de eseri okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Altıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim.” dediği söylenir.

Kitaba adını veren koğuş akıl hastalarının kapatıldığı bir yerdir. Hastanede beş kişi bulunmaktadır, bunlardan yalnızca Gromov eğitimlidir.  Koğuşun asker emeklisi Nikita adlı bir bekçisi vardır ki, kendisi saf ve işine bağlı biridir. Yefimıç ise mesleğinden hiç memnun değildir. Kendisi ilahiyat okumak isterken babasının zorlamasıyla tıp okumuş, nazik ve her şeyin iyi tarafına bakmasıyla bilinir.

Tolstoy şöyle der: “Çehov eşi bulunmaz bir sanatçıydı. Hayatın bir sanatçısı. Eserinin yüksek niteliği, herkesçe anlaşılabilir olmasıdır… Yalnızca Ruslara değil genel olarak her milletten tüm insanlara yakın olmasıdır.”  Gerçekten de eser, yazıyla Rus toplumunun resmini çizmeyi başarmıştır.  Her insanın bambaşka dünyasını incelikle sunar. Mesela Yefimıç düşüncenin önemini şu şekilde açıklamakta: “Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan yani bir atlı arabadan ya da çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.” Hayatı küçümsememeyi de hasta İvan Dmitriç’ten duyuyoruz: “Hayatın yükü altında ezilebilirsiniz fakat onu küçümseyemezsiniz.”

Yefimıç kasabada konuşabileceği bir insanla karşılaşamamaktan yakınır. Sadece dostu Mihail Averyaniç ile sohbet eder ancak o da sürekli kendi hikâyelerini anlatır. Bu yüzden kendini okumaya vermiştir Yefimıç. Hiç bozulmayan günlük bir rutini vardır ancak görevlilerin dışında kimsenin uğramadığı Altıncı Koğuş’a girene kadar. Burada Dimitriç ile tanışır onunla gün geçtikçe derin derin sohbet etmeye başlar. Öyle ki onunla konuştukça rutini bile değişir, kurulu düzeni bozulur, hayata bakış açısı değişir ve kasabadakiler bunu fark ederler.

Bir gün kasabaya gelen yeni doktor Hobotov ve sağlık memuru bu ikisinin konuşmalarına kulak kabartırlar. Yeni doktor, eski doktorun kafasını üşüttüğünü söyler, bu durumu Sergey Sergeiç’e o da Yevgeni Fedoriç’e anlatır. Hobotov’un uğraşmasıyla Yefimıç kandırılır ve bir kurulun karşısına çıkarılır. Kendisine yöneltilen sorulara cevap vermesi istenir.  Andrey ise tüm soruları doğal bir şekilde cevaplar fakat tam ayrılırken kendisinin yargılandığını anlar. Olayın üzerinden bir hafta geçtikten sonra emekliye ayrılan doktorun başından bir dizi olay geçer. En sonunda Altıncı Koğuş’a kapatılan Yefimıç yersiz iyimserliğin zararını anlar. Birkaç gün sonra hayatını kaybeden doktorun cenazesine dostu Mihail ve hizmetçisi Daryuşka dışında kimse katılmamıştır.

Anton Çehov, kasabanın hastanesindeki küçük bir koğuş üzerinden hayatta olup bitenleri anlatmayı başarmış. Okumuşların açmazlarıyla sıradan halkın doğallığı hemen göze çarpıyor. Bu yönüyle Altıncı Koğuş Çarlık Rusya’sında yaşananları gayet başarılı bir şekilde anlatmaktadır. Zaten ince gözlemlerle anlatılan kasabanın adının olmaması bile ülkenin büyük bir kasaba olarak görülmesindendir.

 YENİLERDEN…

1) Gelin Mevlidi

Hazırlayan: Fethi Gedikli, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul, 2020.

Gelin Mevlidi’nde Peygamber Efendimizin (s.) anne-babasının;  Abdullah ile Âmine’nin evliliği çok canlı bir biçimde anlatılmakadır.

2) Marko Paşa

357-marko-pasa-1602697805

Sefa Saygılı& Cihan OkuyucuBüyüyenay Yayınları, İstanbul, 2020.

Hayatını Türk tıbbına vakfeden ve bu ülkeyi ülkesi bilen Marko Paşa bugün Kuzguncuk sırtlarında, denize nâzır kabristanında son uykusunu uyuyor ve geçmişteki ortak tarihe tanıklıkta bulunuyor. Bu çalışma Türk Tıbbının ona olan şükran borcunun küçük bir ifadesi.

 3) Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir

bagimlilik-asla-sadece-bagimlilik-degildir

Kültegin Ögel, İletişim Yayınları, İstanbul, 2020.

Kitap, bağımlılık olgusunu sosyolojik, siyasi ve tarihsel bağlamında ele alıyor. Bağımlılığın nasıl inşa edildiğini zengin ve akıcı örneklerle inceliyor.

 
ABONE OL
VF Kat1