KV Web

​Kuraklık tehlikesi kapıda

​Kuraklık tehlikesi kapıda

Türkiye, son yılların en büyük kuraklık sorunuylakarşı karşıyakalmış durumda. Yağışların mevsim normalinin altında olmasıyla birlikte barajlardaki doluluk oranları alarm vermeye başladı. İstanbul başta olmak üzere Türkiye'yi etkisi altına alan kuraklık sorununu İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve İstanbul Esenyurt Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Serhat Durmuş Milat'a değerlendirdi.

11 Ocak 2021 01:25:41

Türkiye, son yılların en büyük kuraklık sorunuylakarşı karşıyakalmış durumda. Yağışların mevsim normalinin altında olmasıyla birlikte barajlardaki doluluk oranları alarm vermeye başladı. İstanbul başta olmak üzere Türkiye'yi etkisi altına alan kuraklık sorununu İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve İstanbul Esenyurt Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Serhat Durmuş Milat'a değerlendirdi.

Ezgi ÇelikAnkara

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kuraklık konusunda sadece iklim değişikliğinden bahsetmenin doğru olmadığını dile getirdi. Kadıoğlu, “Türkiye’nin iklimi yarı kurak bir iklim. Yağışlarımız yıldan yıla çok değişken. Şu anda iklim değişikliği bu problemin bir nedeni değil. Ama önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği bu problemi daha da kötüleştirecek. Maalesef su zengini bir ülke olduğumuz yönünde yanlış bir kanı yerleşmiş. Ancak bu anlayış doğru değil. Aslında su stresinde olan bir ülkeyiz.” dedi.

“İstanbul’un problemi: nüfus”

İstanbul’daki barajların doluluk oranının yağışları temsil etmediğini ifade eden Kadıoğlu, “Barajlardaki durum tamamen yağışları temsil etmiyor. Çünkü İstanbul’daki barajlar dışarıdan su taşınan barajlar. Yağmur fazla da yağsa barajlardan günde 3 milyon metreküp su çekiliyor. Yani barajlardaki su yağmuru gösterecek şekilde doğal bir su seviyesi değil. İstanbul’un en büyük problemi yerleşim. Çok dar bir alana büyük bir miktarda nüfus ve sanayi yerleştirilmiş. Su havzaları da bu nüfusun su ihtiyacını karşılayamıyor. Yani arz ve talep dengesi bozuk. İstanbul’a iki kat fazla yağmur yağsa da bu nüfusa ve saniyeye yetmez. Suyu farklı bölgelerden getirmek de çözüm değil.” dedi.

“Su tasarrufu sağlanmalı”

Türkiye’de sık sık su ve kuraklık konusunun gündeme geldiğini ancak yeterli adımların atılmadığını kaydeden Kadıoğlu, su krizinin kapıda olduğunu ve tasarruflu kullanımın şart olduğunu dile getirdi. Şu an Türkiye’de en büyük problemin tarımda kullanılan su miktarı olduğuna dikkat çeken Kadıoğlu,“Suyun yüzde 74’ü tarımda kullanılıyor. Tarımdan yapılan yüzde 10’luk bir tasarruf bile çok büyük bir miktara tekabül ediyor.İsteyen istediği yerde istediği ürünü ekebiliyor. Mesela tropikal bitkiler tropikal yağış ister. Ama kivi, avokado gibi bitkiler istenilen yerlerde çiftçiler tarafından ekilebiliyor. Bu da aşırı şekilde su tüketimine neden oluyor. Yani suyun tasarruflu kullanılması ve doğru yerde doğru ürünün ekilmesi büyük önem taşıyor.”

Mikdat Kadıoğlu_12d8554089db44006769381a90d44c05.jpg

“Meteorolojik ve hidrolojik kuraklık var”

Kuraklığın dört çeşidi olduğuna dikkat çeken Kadıoğlu, “Meteorolojik Kuraklık, Hidrolojik Kuraklık, Tarımsal Kuraklık ve Sosyoekonomik Kuraklık olarak 4 çeşit kuraklık var. Şu anda hem meteorolojik kuraklık hem de hidrolojik kuraklık var. Birkaç ay sonra tarımsal kuraklığı hissedebiliriz. Eğer böyle giderse sonra da sosyoekonomik kuraklık başlayacaktır.Kuraklık 1 sene daha devam ederse pek problem olmayabilir ama 2-3 yıl peş peşe devam ederse çok büyük sosyoekonomik problemlere neden olur.‘İklim değişti böyle oldu’ demek doğru değil.  İklim değişikliğini günah keçisi yaptık. Bir zihinsel kuraklık da var. Bütün yapılan öneriler herkes tarafından ezberlenen şeyler. Olaya farklı bakamıyoruz. Suyu yönetme konusunda eksiğimiz var. Suyu izlemek, bütçe yapmak, suyu doğru kullanmak, zamanında tedbir almak, yağmur suyu hasadı yapmak, kentleri su havzalarına uygun planlamak gündemimizde olması gereken konular” diye konuştu. 

SERHAT DURMUŞ (2)_712892f0f28444f25e9a688828b8b707.jpg

“Su kıtlığı sınırında bir ülkeyiz”

İstanbul Esenyurt Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Serhat Durmuş ise konuya ilişkin şöyle konuştu: “Dünya üzerindeki 35 milyon km3 tatlı suyun sadece yüzde 0,3'ü ekosistem ve insani tüketime uygun tatlı su kaynaklarından oluşmaktadır. Türkiye'de ise toplam 95 milyar m3 yüzey suyundan yüzde 9 oranında faydalanılmakta olup, bunun yüzde 79'u sulamada, yüzde 14'ü içme suyunda, yüzde 10'u ise sanayide kullanılmaktadır. Türkiye, sanılanın aksine su kıtlığı sınırında bir ülkedir. Türkiye'nin gereksinim duyacağı su miktarının, önümüzdeki 25 yılda günümüz su tüketiminin 3 katı olacağı öngörülmektedir.Ülkemizde suyun kısıtlı, yağışların bazı bölgeler dışında miktar ve dağılımının düzensiz olduğu, büyük şehirlerde ve tarımsal üretimde suyun kısıtlı bulunduğu, içme, kullanma ve sulama suyu kalitesinin gün geçtikçe artan sanayi ve diğer faaliyetler sonucu oluşan çevre kirlenmesi neticesinde düştüğü ve küresel iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı düşünüldüğünde, Türkiye'nin çok yakın bir tarihte kuraklığın şiddetini bugüne oranla çok daha yüksek hissedeceği aşikardır” dedi. 


Yorumlar

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement