Yedi Başak
Diyanet Vakıf

Zulüm unutulmaz!

Zulüm unutulmaz!

28 Şubat döneminde polisler, eylemde gözaltına aldıkları 16-17 yaşındaki başörtülü öğrencileri tek başına ormana bırakırken cuntacılar da başörtülü kızları okullarından işlerinden atıyordu. TSK'da ise sırf eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan askerlerin yerine FETÖ'cü hainler geçiyordu.

28 Şubat 2021 00:39:46

28 Şubat döneminde polisler, eylemde gözaltına aldıkları 16-17 yaşındaki başörtülü öğrencileri tek başına ormana bırakırken cuntacılar da başörtülü kızları okullarından işlerinden atıyordu. TSK'da ise sırf eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan askerlerin yerine FETÖ'cü hainler geçiyordu.

HABER: ÖZLEM DOĞAN

Üzerinden yirmi dört yıl geçmesine rağmen hiç unutulmayan 28 Şubat sürecinde yaşananlar, Müslüman Türk milletine vurulan büyük darbe oldu. Her fırsatta laiklik ve irtica vurgusu yapan cuntacılar, halkın dini değerlerini hedef alıp yasak üstüne yasak getiriyorlardı. Başta başörtüsü olmak üzere neredeyse Allah demeyi bile yasaklayan zihniyet, tesettürlü genç kızlarımızı okullardan atarken, başı örtülü anaları oğullarının yemin törenlerine almamakla kalmayıp hastaneye bile kabul etmiyorlardı. Bosna’da yaşanan iç savaş esnasında Sırpların soykırıma uğrattığı Boşnakların özgürlüğü için savaş veren Bilge Kral Alija İzetbegoviç’in ‘Unutulan soykırım tekrarlanır’ sözünde olduğu gibi; unutulan zulüm de bir gün tekrarlanır. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağladığı özgürlüğün içine doğan yeni nesil, 28 Şubat’ta ablalarının, annelerinin neler çektiğini tam manasıyla bilmiyor. Eğitim hayatının en güzel dönemlerinde okullarından atılan, ikna odalarında baskıya maruz kalan genç kızlara zulmedenler, onlara başörtülü kızlarımıza okuma hakkını geri veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük düşmanlık besliyorlar.  28 Şubat mağdurları o zulüm dolu günleri Milat’a anlattı.

ilknur daşdemir_3542861607811bdf7e0e600919bf5d32.jpg

28 Şubat polisleri bizi ormanda bıraktı

28 Şubat sürecinde Güngören İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan İlknur Daşdemir, 28 Şubat’ı sadece bir yasaklar bütünü olarak değil, zulüm olarak nitelendirdiğini ifade etti. Lise 2’deki Milli Güvenlik dersiyle başlayan yasakların tüm derslere yönelik olarak devam ettiğini belirten Daşdemir, “O dönem başörtüsü eylemlerinden ötürü üç defa nezarete atıldım, polis otosuna bindirildim. Polis, başörtüsü eylemlerinde topladığı öğrencileri polis otosuna bindirip bir iki kilometre öteye bırakırdı. Süreç uzayınca öğrencilere ve ailelere gözdağı vermek amacıyla bizi Belgrad Ormanına bıraktılar. Hafta içi olduğu için ormanda piknikçiler bile yoktu. 16 yaşımdaydım, tek başıma çok korktum, çok ağladım. Biz öğrencileri birbirimizi bulamayacağımız mesafelerde bırakıp arkalarına bile bakmadan gittiler. Uzun süre yürüdüm geri dönebilmek için. O günü unutamıyorum” dedi.

Erdoğan sayesinde mezun olabildim

Yeni nesilden umudunu kesmediğini vurgulayan Daşdemir şöyle konuştu:  “Biz okulumuzun önünde başörtüsü eylemi yaparken yan okulda yasağa tabi olmayan ticaret lisesi öğrencileri okuldan kaçardı, bize gelip dalga geçer; siz de kaçın, gezin derlerdi. Oysa biz sadece okumak istiyorduk. Bu dönemde de yalnızca okumak isteyen, bilimsel projeler hazırlayan ve bu davaya inanan gençlik de var. Biz mağdur değiliz. Allah bu şerefli dava için bizi mücadeleci olarak görevlendirdi, ben bundan şeref duyuyorum. Biz bunları gençlere mağdur edebiyatı olarak değil, gerçeğin ta kendisi ve ibret olarak anlatıyoruz. Kuran’da da ibret olsun diye kıssalar anlatılır. Ben Recep Tayyip Erdoğan sayesinde mezun olabildim. 15 Temmuz darbe kalkışması olduğunda ilk gözyaşım o gün ormanda bırakılan gözyaşımla aynıydı. Çünkü o darbe kalkışması başarılı olsaydı yine elimizden başörtümüzü alacaklardı. Çok şükür gerçekleştiremediler.”

gülşen demirkol_0026840bde4f4405b3495d5819441086.jpg

Özlük haklarımız iade edilsin

28 Şubat sürecince bir senelik öğretmenken başörtüsü yüzünden işinden atılan Gülşen Demirkol Özer, “Ben öğrenciyken yasaklar başladı. Öğretmenliğe geçtiğimin ilk yılında ihraç edildim, sürülme, kınama cezaları yaşadım. Sadece başörtülü olduğu için on binlerce kadın hiçbir suçu yokken işlerinden, okullarından atıldı. Daha sonra 2006 yılında tekrar göreve af ile döndük. Görevlerimize af kapsamında dönmüş olduk, o dönemin şartlarında başka bir yol yoktu. Özlük haklarıyla ilgili epey zarara uğrayanlar var. 28 Şubat mağdurlarının kaybettiği özlük haklarının geri iade edilmesi en büyük isteğimiz” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz 28 Şubat’ın devamıydı

Yeni neslin AK Parti sayesinde özgürlüklerin içine doğduğunu kaydeden Özer sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni nesil 28 Şubat’ı bilmediği için abarttığımızı sanıyor. Biz anlatmak istediğimizde ‘yine mi 28 Şubat’ diyorlar. Oysa bize 28 Şubat’tan çok sonra bile yaşadıklarımızı anlatmamıza izin vermediler. Bizim elimizden gençliğimiz, hayallerimiz çalındı. 28 Şubat’ın edebiyatımıza da yansımadığını söyleyebilirim. Filmciler, belgeselciler, yazarlar 28 Şubat’ın romanını yazmalı, filmini, belgeselini çekmeli. 28 Şubat’ın bin yıl sürmesini isteyenler, hain planlarını gerçekleştirebilmek için 15 Temmuz’da yeniden denediler ama başaramadılar. 15 Temmuz darbe kalkışması 28 Şubat’la doğrudan bağlantılıdır.” 

mehmert kanmaz_a9c620b1a48b7ce5416298f3c693b2fb.jpg

Dindar askerler atıldı FETÖ’cüler yerleştirildi

28 Şubat sürecinde Kıdemli Üstçavuş olarak görevini sürdürürken ihraç edilen YAŞ mağduru Kerim Sürel, Topçu Kıdemli Yüzbaşı Mehmet Kanmaz, Emekli Tabip Kıdemli Albay Dr. Hüseyin Uludağ, Jandarma Kurmay Binbaşı Kemal Şahin, Emekli Hava Kıdemli Albay Mustafa Hacımustafaoğulları da cuntacıların zulmüne uğradı. Kerim Sürel’in eşinin başörtülü olması, kendisinin de namaz kılıp dini kitap okuyor olması nedeniyle TSK ile ilişiği kesilmiş, Mehmet Kanmaz da ailesiyle dini değerlere bağlılık ve çocuklarının irticai isimlere sahip olduğu gerekçesiyle TSK’dan ihraç edilmişti.

hüseyin uludağ_46d6c6fe7a5a595b943c176ceeed2228.jpg

Eşleri başörtülü diye TSK’dan atıldılar

28 Şubat döneminde tesettürlü eşler ve çocukların gittiği okullar dâhil herkes fişlendiğini vurgulayan Hüseyin Uludağ da üstün disiplin anlayışı dolayısıyla takdir aldığı halde eşi başörtülü olduğu için TSK’dan atılan askerler arasındaydı. Jandarma kurmay binbaşı olarak görevini sürdürürken ordudan ihraç edilen Kemal Şahin de eşinin başörtülü olması nedeniyle TSK’dan ihraç edilmişti. YAŞ mağduru Mustafa Hacımustafaoğulları da 28 Şubat darbesini yapan generallerin TSK’yı FETÖ’ye teslim eden hainler olduğunu belirtti.

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement