Şimdi yazacaklarıma ille de inanmanızı bekleyemem. Ama fark etmez, inanılması veya inanılmaması gerçekleri değiştirmez. Türkiye'de yaşanan gerçeklerin gün yüzüne çıkıp çıkmamasıdır derdimiz.

Zaten algı bilimi neden vardır? İnsanları, toplumları sürü halinde rahatlıkla güdebilmek içindir. Kısaca biz buna toplum mühendisliği de diyoruz. Fikrini, düşüncesini ipotek altına alıp bazen mantıkla, bazen dinle, bazen ideoloji ile gözleri kör, gönülleri mühürlü, idrakleri devre dışı bırakıp toplum olarak aklımızı tatile çıkarıp, kiraya verebiliyoruz.

Her seçim dönemi böyledir aslında. Her ideolojik tartışma böyledir. Ne hikmetse bu ülkenin en hassas noktası ideolojik ve dini kamplaşmadır. Sanki bu topraklarda yaşayanların en hassas noktalarını çok iyi bilen birileri var. Sürekli bu hassas noktalarımızla oynuyorlar. Bizlerde her seferinde figüranlar olarak oyuna geliyor, toplumsal gücümüzün heba olmasını seyrediyoruz.

Toplum olarak İstanbul seçimlerine odaklandık. İstanbulluların bile Türkiye genelinde konuşulduğu kadar gündeminde değildir. Herkes İstanbul seçimlerinin uzmanı kesildi. Ne hikmettir herkes haktan, adaletten, hukuktan, yasadan, mağduriyetten bahsediyor.

2004'te Ahmet Necdet Sezer 410 milletvekilinin oyu ile geçen Anayasa değişikliğini hakkı olmamasına rağmen veto ederken, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki 367 garabeti oynanırken bu kadar ses çıkmamıştı. Şimdi Anayasal bir kurum olan YSK'nın kararı. Hem de seçimlerin yenilenmesi… Birinden alınıp diğerine verilme kararı yok. Sandığı tekrar milletin önüne koyma kararı var ortada.

Şu bir gerçek. İstanbul seçimlerinde bütün seçimlerde olduğu gibi oyun oynanmıştır. Fakat bu oyunlar seçimin baş başa gitmesinden kaynaklanan durum nedeniyle tartışılmaktadır. Oyunlar sonucu değiştirdiği için tartışılmaktadır.

Bir iddiada bulunmuyorum. Bilgi olarak söylüyorum İstanbul'daki seçim oyununu anlamak için 7 Haziran 2015 Milletvekili seçimlerinde bir güç odağının AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını önlemek için oynadığı oyunu çok iyi bilmek lazımdır. Bu oyunu çözmeden İstanbul seçimindeki oyunu çözme imkanı yoktur.

Ekrem İmamoğlu'nun bütün İstanbul'da seçim sandıklarına hükmedebilecek bir kapasitesi ve gücü yoktur. Öncelikle bu gücü bu stratejik hamleleri yönlendiren iradenin iyi bilinmesi gerekmektedir. Sandıklara sahip çıkma, sandık görevlilerini yönlendirme, her sandığa fazladan iki eleman yerleştirmenin dışında bir de AK Parti'nin elinde iktidar gücü olmasına rağmen düştüğü zafiyet.

Mesela İmamoğlu'nun sandık güvenliği ve sandık oyunları üzerine bu işlerde tecrübeli bir ekibi var mı? Bu ekibi kimlerden oluşuyor? Bu ekibin hünerleri nedir?

Şu unutulmasın 7 Haziran 2015'ten itibaren seçimlerde sandık oyunları klasik metotların dışına çıkmıştır. Elektronik ortam klasik sandık oyununu değiştirmiş, artık hukuki ispatı da imkansız yeni oyunları gündeme getirmiştir. Teşhis doğru koyulmuştur. Oyun geçersiz oylardadır. Fakat tartışıldığı gibi değildir.

AK Parti 23 Haziran'da bu oyunları anlayıp ona göre hazırlık yapamazsa işi daha da zora sokar. Çünkü karşısında bugüne kadar Türkiye'de seçimler konusunda en tecrübeli, sandık oyunları konusunda en iyi oyuncuların bulunduğu bir ekiple karşı karşıyadır.

AK Parti şu yanılgıya da düşmesin. Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerinin yenilenmesini istemediği fikrine kapılmasın. İmamoğlu kesinlikle seçimlerin yenilenmesini danışman ekiplerinin uzun değerlendirmeleri sonucu hararetle istemiştir. Mağduriyet edebiyatı her zaman iş yapar. Bu mağduriyet edebiyatı ile 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için bütün Türkiye'de daha fazla tanınmayı hedeflemektedir. Şimdiden senaryolar yazılıyor. Hatta uluslararası boyutları da var.

Yazmaya devam edeceğiz…

Cuma'nın hayrı üzerinize olsun…