Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail polisinin, Ocak 2025'te faaliyetlerini yasakladığı UNRWA'nın Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde bulunan merkezindeki binaları yıkmasını şiddetle kınadı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bu adımın gerginliği ciddi şekilde tırmandırdığı, uluslararası hukuk ile BM'nin ayrıcalık ve dokunulmazlığını açık şekilde ihlal ettiği kaydedildi.
Bakanlık Sözcüsü Fuad Mecali'nin ifadelerine yer verilen açıklamada, Ürdün'ün 'İsrail'in bu hukuka aykırı ve meşru olmayan eylemiyle UNRWA'yı hedef alan sistematik faaliyetlerine devam etmesini kesinlikle reddettiği' belirtildi.
Mecali, İsrail'in uygulamalarının UNRWA'yı, sembol değerini, Filistinli mültecilerin uluslararası hukuk uyarınca var olan geri dönüş ve tazminat hakkını hedef aldığı konusunda uyardı.
Ürdünlü yetkili, uluslararası topluma, yasal ve ahlaki sorumluluk üstlenme, İsrail'in UNRWA'yı hedef alan karar ve uygulamaları karşısında durma çağrısında bulundu.
İsrail'in UNRWA'nın Doğu Kudüs'teki merkezini yıkımı
İsrail güçleri, sabah saatlerinde, 30 Ocak 2025'te faaliyetleri yasaklanan UNRWA'nın işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan genel merkezine baskın düzenleyerek yerleşkeye el koymuş ve içerideki tesisleri yıkmıştı.
İsrail güçleri ayrıca yıkımın yapıldığı yerleşkedeki ana binaya İsrail bayrakları asmıştı.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve bazı aşırı sağcı milletvekilleri UNRWA'nın merkezindeki yapıları yıkma ve boşaltma faaliyetlerine destek vermek için bölgeye gelmişti.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise arazinin İsrail'e ait olduğunu savunarak yerleşkeye el koyduklarını açıklamış, UNRWA'nın Hamas ile ilişkisi olduğu suçlamalarını yinelemişti.
UNRWA'nın İsrail tarafından yasaklanması
İsrail Meclisi, Ekim 2024'te bazı UNRWA çalışanlarının 7 Ekim 2023 olaylarına karıştığı iddiasıyla Ajansın İsrail ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki faaliyetlerini yasaklayan düzenlemeyi kesinleştirmişti.
Tel Aviv yönetiminin, UNRWA'nın yasaklanması kararı 30 Ocak 2025'te yürürlüğe girmiş, BM çalışanları Doğu Kudüs'ü terk etmişti.
UNRWA'nın faaliyetinin sona ermesi, Filistin topraklarındaki yaklaşık 2,5 milyon mültecinin hayatını olumsuz etkilemişti.