Dolar (USD)
31.36
Euro (EUR)
34.01
Gram Altın
2100.43
BIST 100
9097.15
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

13 Ocak 2023

10 Ocak. Geçmişi anlamlı bir gün

“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.” desinler diye uydurulmuş, tüketim aracı olan bir gün değil. Anlamlı bir gün, Anlamlı bir geçmişi var.

Patron olunca çizgili pijamalarıyla başbakan karşılayacak olanların ağababalarına karşı bir başkaldırı.

1961-1971 arasında “Çalışan Gazeteciler Bayramı” adıyla kutlanmıştı. 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.

O günleri yaşayanlar ‘Dokuz Patron Olayı’nı anımsarlar. Bu olay, gazetecilerin haklarının ilk kez yasal güvence altına alındığı gün yanı 10 Ocak 1961’le ilgili.

4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmî Gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştu.

Kapitalist, patron düzenine bir başkaldırı.

Söz konusu düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümler içeriyordu.

Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu'nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurmuşlardı.

“Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişlerdi.

“Basın” gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Zira, özgür ve çok sesli bir medya ortamı, şeffaf yönetim, açık toplum ve bilgi edinme hakkının en önemli teminatıdır, iletişimin hızla küreselleştiği günümüzde insanlığın geleceği bakımından bu teminatın ne kadar önemli olduğu daha net görülmektedir.

Farklı görüş ve düşünceleri nesnel bir şekilde ortaya koyan tarafsız bir basının, toplumun bilinçlenmesinde dolayısıyla da barış, huzur ve güven ortamının güçlenmesinde büyük payı vardır.

Temel değerlerimizi her türlü sosyal ve siyasi tartışmanın üzerinde tutmak, başta basın camiasının olmak üzere hepimizin önceliği olmalıdır.

Toplumsal gelişmemizde, demokrasimizin sağlıklı işlemesi ve yerleşerek kökleşmesinde hayati bir sorumluluk üstlenen basın mensuplarımızın, görevlerini Demokratik bir ortamda, çağdaş imkanlarla ve daha verimli şekilde yerine getirebilmeleri elzemdir.

Ülke olarak önemli süreçlerden geçtiğimiz zaman diliminde, TGC Hak ve Sorumluluk Bildirgesinde yazılı ilkeleri tekrardan hatırlamamız gerekiyor…

“Gazeteci; halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüğünü kullanırken kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçekleri çarpıtmadan aktarmak zorundadır.

Gazeteci; başta barış, demokrasi, hukukun üstünlüğü laiklik ve insan hakları olmak üzere; insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.

Gazeteci; milliyet, ırk, cinsiyet, cinsel kimlik, dil, din, mezhep, inanç, inançsızlık, sınıf, dünya görüşü ayrımcılığı yapmadan tüm uluslar, halklar ve bireylerin haklarını tanır, saygı gösterir.

Gazeteci; insanlar, uluslar ve topluluklar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.

Gazeteci; şiddeti haklı gösterici, özendirici ve savaşı kışkırtıcı yayın yapamaz.

Gazeteci, kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarılarda bulunur.

Gazeteci; bilgiyi yok edemez, görmezlikten gelemez, metinler ve belgeleri değiştiremez.

Gazeteci; halkın haber alma hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiçbir amaç için izin verilmedikçe kimsenin özel yaşamın gizliliğini ihlal edemez.

Gazeteci, yayınlarıyla ilgili her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle ve gerektiğinde özür dilemekle yükümlüdür.

Gazeteci, bilgiye erişim faaliyeti sırasında ve sosyal medyada kimlik gizleme gibi yanıltıcı yöntemler kullanamaz.

Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi menfaat sağlayamaz; çıkar çatışması yaratmaktan kaçınır.

Gazeteci, mağdurun, güçsüzün, yoksulun, ötekileştirilenin ve “sesini duyuramayanların” sesi olmakla yükümlüdür.

Bu ilkelerin her şekilde yaşandığı ve pratikte uygulandığı Daha nitelikli daha kapsamlı 10 Ocak’lar kutlamak dileği ile.

 
ABONE OL
Murat kurum 300x250