Vakif_Katilim

13 Ocak 2021

ABD başkanlarının sağlık sorunları

Amerika’nın ilk başkanı George Washington’ın savaş meydanında kendisini bir İngiliz askerine öldürtmek istediğini ve son anda yardımcıları tarafından kurtarıldığını biliyor muydunuz?

Nathanael Greene adındaki komutan, Çok bezmişti ve savaşı kaybedeceği endişesiyle kendisini öldürtmek istemişti George Washington komutanımız…”

Başkan olduktan sonra da defalarca hayatına son vermek için teşebbüste bulunan George Washington’a arkadaşları, doktorları, ailesi mani olmuşlardı.

Birleşik Devletler Başkanlığı için, “düşük profilli” adaylar aranıyormuş. Yoksa aktör R. Reagan’ı Dünya İmparatoru bir devletin başına getirmek mümkün müydü?

G. Washington’dan sonraki Amerikan Başkanı John Adams için doktorları, “Aklı karışık, sinir bozukluğu ve ruhi çöküntü yaşıyor” demişlerdi daha göreve başlamadan önce... Kim bilir? Belki de bu yüzden seçtiler Adams’ı…

***

20. Yüzyıldan itibaren ABD’ye başkan seçilenlerin kahir ekseriyetinde gençlik, ya da çocukluk yıllarında başlayan psikolojik sorunlarından bahsedilir.

Mesela;

Başkan Woodrow Wilson’ın gençlik yıllarında başlayan anormal davranışları artınca doktorları, ağır ilaçlarla kendisini ayakta tutmaya çalışmışlardı. Başarılı olamayınca da Başkan Wilson kendisini aşağı atmasın diye Beyaz Saray’ın pencerelerine demir parmaklık yapmak zorunda kalmışlardı. Doktorlar, çocukluğundan itibaren manik depresif teşhisiyle Wilson’ın kontrol altında olması gerektiğini söylemişler.

Diyeceksiniz ki bu kadar da olmaz!

Evet, haklısınız. Bu kadar olsa razıydık!

Başkan Warren Harding ile Başkan Herbert Hoover’ın geride bıraktıkları dünya krizlerini,  gayri meşru çocukları, sepet sepet uyuşturucu ilaçları geçiyorum.

Bakınız,

Franklin D. Roosevelt de akli sorunlarından dolayı 1908’den itibaren Valisi olduğu bütün New Yorkluların dilindeydi. Başkanlık çalışmalarında halkın kendisine, “Aklı paramparça, kendisi bütün” diye takıldıklarını duymayan kalmamıştı. Hatta başkan seçildikten sonra Wilson gibi kendisi için de demir parmaklıklar yapılmıştı.

Tarih ve siyasi eserlerde kendisinden “Büyük adam, siyasi deha!” diye söz edilen Roosevelt bu işte. Kurucu Başkan, sonrasında gelen Adams, ilkeleri ile dünyayı sallayan W. Wilson… ve yeni asrın başında, iki büyük cihan harbinin yaşandığı süreçte Amerika'ya başkanlık yapanlara bakar mısınız?!

***

İkinci dünya savaşının aslında Amerika ile Almanya arasında bir savaş olduğunu biliyor muydunuz? Sakın, “Amerika 1. Dünya Savaşı’nda yoktu, ikincisinde ise savaşa sonradan katıldı” demeyin üzülürüm.

Sanayi ve siyasi gelişmişliğinin yanısıra büyüyen devasa deniz kuvvetleri ile Almanya'nın Amerikan planlarını alt üst ettiğini gören Birleşik Devletler, madden ve manen çökmüş Avrupa'yı Almanlara karşı organize ederek savaştan kazançlı çıkan tek devlet olmayı başarmıştı.

İşin bizi ilgilendiren yönü, 140 milyon insanın hayatını kaybettiği iki dünya savaşının yaşandığı bu 30 küsur yıllık süreçte Amerika’nın başında ruhsal sorunlarından dolayı ağır ilaç tedavisi gören başkanların olduğudur.

Peki, Afganistan'da 7 milyon insanın öldüğü ve yaralandığı Amerikan işgalinde ABD’nin başında bulunanlar çok mu sağlıklıydı?

Oğul Bush!

Yani IQ’sü en düşük ABD Başkanı olan Bush. Irak’a ilk saldırıyı gerçekleştiren baba Bush’un oğlu Bush için doktorları, metne bakmadan konuşmasın hatta hiçbir şekilde canlı yayına çıkmasın, demişler.

Ya en akıllı! Obama?

Göreve gelir gelmez, daha hiçbir şey yapmadan NOBEL Barış ödülü aldı Obama. Çok sağlıklıydı demek ki! Onu bilmem lakin ahlaklı olsaydı, “Ben ne yaptım ki bu ödüle layık görüldüm?” diyerek ödülü reddedecek ve dünyanın gönlünde ölümsüz ödüle layık görülecekti.

Anlayacağınız, Birleşik Devletlerin başkanlarının çoğunun sağlık sorunları olduğu gibi ahlaki sorunları da vardı.

Ahlaki dedim de hemen aklınıza Clinton mu geldi?

Hani şu başkanlık öncesine dayanan rahatsızlığından dolayı sinir sistemi felç olan Bill Clinton’ın…

Gelmesin! Onun ahlaksızlığı gelmesin aklınıza!

Diğerlerinin ahlaksızlıklarının yanında, “psikopatça davranan” Clinton’ın ahlaksızlıkları “düşük” kalır.

Sayfamız doldu, yoksa size Nixon’un, A. Jackson’ın, L. Johnson’ın akıl sağlıklarının ta başkanlıktan önce nasıl bozuk olduğunu anlatacaktım.

Bir tek Trump değil yani…

Ve;

ABD’deki sermaye sahiplerinin, akli sorunlarını bile bile mesela, “Tuvaletini yaparken çalışanlarını çağırıp onlarla alay eden başkanlar”ı Amerikalılara nasıl seçtirip dünyanın başına bela ettiklerini yazacaktım, yazmış gibi kabul buyurun lütfen!..