Dolar (USD)
30.99
Euro (EUR)
33.56
Gram Altın
2028.32
BIST 100
9374.2
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

16 Mart 2023

​Artan yalnızlığımız

Günden güne artan yalnızlığımız bir girdap gibi ha bire bizi içine çekmekte. Kendi sesimizi dinliyor, kendi kendimizle dertleşiyoruz. Kendi türkümüzle efkârlanıp, kendi ağıtımızla ağlıyor, kendi kendimizi teselli ederek yine kendi iç dünyamızda huzur arıyoruz.

Bizi bu denli yalnızlaştıran nedir diye düşündüğüm de o kadar çok şey aklıma geliyor ki…

Uzattığımız elimizin boşlukta kalmasından tutun hiçbir menfaate müteallik olmayan hasbi sevgimizin bile iadesi ile karşı karşıyayız. Sadece sevgi mi? Meziyetlerinden dolayı bir hakkın iadesi manasında duyduğumuz hayranlıklar, hissettiğimiz saygı dahi kabule şayan olamadığı için bize tekrar iade olunuyor. Tıpkı adreste bulunamayan kişiye gönderilen kargonun gönderildiği adrese iadesi gibi.

Selamımız bile karşılıksız, tıpkı Fuzuli’nin “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar” dediği gibi. Kendi selamımızı da kendimiz alıyoruz.

Attığımız her adımın “arkasında ne var acaba?” sualiyle adeta durdurulduğu ve hatta geri çevrildiği bir zamandayız.

Hep mesafeler koymakla mahiriz gönüllerimiz arasına. Ağzımızdan çıkan bir kelimenin karşımızdaki muhatapta yapacağı tahribatı, inkisarı düşünmeden, hesap etmeden gayret hoyratça kullanabiliyor ve bunu da bir mertlik ve dobralık olarak değerlendirebiliyoruz. Ama birisi aynısını yaptığında da vaveyla ediyor, asumanı titretiyoruz.

Herkesin dilinde “gölge etme başka ihsan etmem” sözleri dolanır oldu. Canlıyı cemad olarak görür olduk. Ha bir taş ha bir can… Ha bir insanın üzerine basmışız ha da bir taşa, hiç farkı yok. Ha merdiven basamağı ha bir insanın sırtı. Yükselmek için her ikisinden hangisi uygunsa kullanmakta beis görmüyoruz. Ha bir kuru dalı kırmışız ha bir gönlü. Öyle ya hak etmişti ne de olsa.

Kimsenin kimseye ne eyvallahı, ne ihtiyacı ne de minneti var. Evladın ebeveynine, eşlerin birbirine, komşunun komşusuna hiç eyvallahı yok. Aşığın maşuğuna, maşuğun aşığına da eyvallahı yok. Gerçi ortada ne aşk var ne de gerçek anlamda âşık ve maşuk… Elbise değiştirir gibi sevgili değiştiren ayran gönüllüler de kendisini âşık taifesinden addediyor. O da ayrı bir garabet.

İşte tüm bunlar bizi kendi kuyularımıza hapsediyor. Yalnızlaştıkça yalnızlaşıyoruz. Cahit Sıtkı’nın şu sözleri ne kadar da anlamlı değil mi?

''Öyle eksildik ki yaşarken; bize dokunan her şeyi eksiltiyoruz.

Yalnızlığımızla çoğalıp, kalabalıklığımızla eksiliyoruz.

Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız;

Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.''

İşte tam da anlatmak istediğimiz bunlardı. O kadar çoğaldık ki kendi yalnızlığımızla ne yana dönsek kendimiz çarpıyoruz hakikaten. Ayak izimizde kendi gölgemiz yürüyor. Feryadımıza ses veren yine kendi sesimizin aksi sedası.

Hani derler ya anlaşıldığın kadar varsın diye. Anlaşılmıyorsak zaten yokuz demek ki anlamasını beklediğimiz muhatapların gönüllerinde.

“Kendimi hep yalnız bildim yıllardır

Başıboş çağlayan seldim yıllardır”

Demişim 1987’lerde… Üzerinden 36 koca yıl geçmiş. Yine yalnızlıktan dem vuruyorum. Ancak müşteki de değilim. Kendi kendime konuşuyor, kendi kendimi dinliyor, kendimi anlamaya çalışıyorum. Öyle olmasaydı ne bir mısra şiir, ne bir sayfa hikâye, ne bir roman yazabilirdim. Ne de bir dize ezgi çıkardı sazımdan.

Gölgede duranın gölgesi olmaz derler lakin görmek istemeyen münkire ne yapsan faydası yok.

Kendi sesimiz, kendi sazımız ile kendi kuyularımızda söylemeye devam edeceğiz demek ki. Bu da bizim hikâyemiz.

Mevzu uzun, mevzu derin. Daha fazla söz; söyleyeni de dinleyeni de yazanı da okuyanı da yorar. Bir dörtlükle hitam bulsun satırlar.

“Gülü sevsen hârı var

Onun da bir yâri var

Ayrılığın nârı var

Yanmalara lüzum yok”

Kendi iç sesini dinleyen sadırlara selam olsun.

Not: Yazıyı kalem alırken Şanlıurfa ve Adıyaman illerimizde yaşanan sel felaketini haber aldım. Her iki şehrimize ve ülkemize geçmiş olsun diyorum. Görüntüler çok ürkütücüydü. Beş vatandaşımızın vefat ettiği ve dört kişinin de kayıp olduğu söyleniyordu. Vefat eden vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Umarım kaybolan vatandaşlarımız da sağ olarak bulunur ve daha fazla can kaybı olmaz.

 
teknofest
Teknofest