Dolar (USD)
32.59
Euro (EUR)
34.79
Gram Altın
2496.50
BIST 100
9454.13
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

11 Ekim 2022

​Bilim Tanrısı!

“Batı, bilimi insanlığın umumi faydası için elde etmeye çalışmadı hiçbir zaman. Bilimi, gücü elde ederek insanlığa tahakküm edebilmek için vasıta olarak gördü. Batı, sadece savaşta, siyasette, para da değil fikirde, bilimde ve sanatta da ikiyüzlüdür.” Demiştik en son yazımızda.

Herşey, hizmet ettiği gayesine göre kıymet bulur.

Ortaya çıkış sürecinde bilim insanları tarafsız-objektif bir bakış açısı ortaya koymuş olsalar dahi, genel itibariyle her ilmi keşif ve gelişme, keşfeden ellere göre, insanlığa bir tarafıyla hizmet etmiş diğer tarafıyla da kıyıma sebep olmuştur.

Gücün ve bilimin kimin elinde olduğudur asıl mesele.

Genel olarak son yüzyılda dünyada yaşananlara baktığımızda bilimde ileri ama insanlıkta geri olan küresel emperyalistlerin yeryüzünün neredeyse her karışını enkaz haline getirdiğini görürüz. Nerede bir savaş, karışıklık, yokluk, açlık sefalet varsa bunun arkasında bilimden, çağdaşlıktan medeni olmaktan bahseden bilimde ileri eğitimli emperyalist ülkeler vardır.

Geçmişte dünyayı besleyen Afrika Kıtasının bugün açlık, susuzluk ve iç savaşlardan kırılıyor olma sebebi “bilimde ve teknolojide ileri, medeni Batının!” doymak bilmez kan emiciliği değil midir?

İki Cihan Harbinde ölen yüz milyon insanı, sömürgelerde katledilen on milyonlarcasını, son 30 yılda yaşanan işgal, savaş, darbe ve iç savaşları çıkartanların “bilimde ileri, kendisini modern ve medeni diye addeden”Batı ülkeleri olduğunu anlamadan bilim meselesi ve bilimin gayesi hakkında doğru tespitler yapmak mümkün müdür?

Herşey gayesi ile kıymetli. Ve onu kullanan kişi ile.

İslam Dünyasının o veya bu sebepten güçten düşmesiyle, Batı süreç içinde bilimsel gelişmeleri de iyi kullanarak siyasi ve askeri hakimiyetini tesis etti.

Aslında Aydınlanma Çağı, kilisenin ve genellikle kiliseyi kendi çıkarları için kullanan iktidarların tahakkümüne karşı ortaçağ karanlığından çıkabilmek için isyan dalgasıydı. O zaman din kılıcını elinde tutan ve bu konuda kimseye söz ve yaşam hakkı tanımayan iktidar ve Kilisenin karşısına bir şey çıkartmak zorundaydılar. Kilisenin tanrısının karşısına bilim tanrısını çıkardılar. Daha sonra her durumda çıkarlarına göre pozisyon alabilen siyasi iktidarlar, bilim kılıcını elinde tutanlarla Kiliseyi “ortak düşman olan İslam-Doğu” ile mücadelede aynı safta birleştirebilme maharetini gösterdi ve o zamandan beri maddi manevi her yönden ruhumuzu ve bedenimizi sömürüyorlar.

Bu gün bilim kılıcıyla değerlerimize düşman olan zihniyetin ortak özelliği seküler bir anlayışla Batıcı bir yaşam tarzını benimsemeleridir. Batının bilimi insanlığı tahakküm aracı olarak kullanma şeklinde tasvir edeceğimiz hastalıklı zihin yapısı bizdeki seküler Batıcı bilimcilerde de aynıyla mevcut.

Hani “akla ve bilime uygun, çağdaş ve medeni ülkelere göre, bilimde yeri yok” şeklinde geveledikleri klişeler üzerinden “medeni, çağdaş, bilimci, akılcı” olmayı kendilerine, “gerici ve bilim düşmanlığı yaftasını da bize yapıştırdıkları meseller var ya, işte bu, bilim kılıcıyla insanlara tahakküm etme hastalığından kaynaklıdır. Emperyalist ülkelerin yüz milyonları katledip “insan hakları ve özgürlüğü” kimseye bırakmadıkları gibi…

Ülkemizde son dönemde inançlı insanların bilim ve teknolojide yaptığı her hamle, bilim tanrısına tapan laik sekülerBatıcı zihniyeti neden bağırtıyor biliyor musunuz? Milleti tahakküm aracı olarak kullandıkları bilim tanrısına inanmanın temelini oluşturan seküler zihin yapısı ve yaşam tarzının çöktüğünü görüyorlar da ondan.

Hem Müslüman ve inançlı olacaksın ve hem de bilimde ileri gideceksin öyle mi?

Ülkemizde kim bilim sopasıyla bu milleti dövmeye çalışıyorsa bu toprakların en yobaz ve bağnaz kesimi odur. Kemalist laik çağdaş sekülerBatıcıların ortak noktasıdır bu. Emperyalist Batının oryantalist politikalarla beyinlerini ele geçirdiği kesim yani. Batı hayranlığını, Batılı gibi yeme-içme yaşamayı “bilimsel” zanneden ama aslında kendi kökünden kopartılmış, savrulan zavallılar.

Uzay araştırma merkezi açıldığında, İHA-SİHA Uçan araba projeleri ortaya konulduğunda en çok dalga geçen, meseleyi ayağa düşürmeye çalışanların, her meselede “bilimden, akıldan teknolojiden” bahseden kesim olması garip değil mi? Millete tahakküm araçları ellerinden gittiği için bunu yapıyorlar. On yıllardır bilim adına ortaya koydukları hiçbir şey olmasa da,klişe cümleleri söyleyerek bu tahakkümü sürdürme hevesleri her hamlede ellerinden kopup gidiyor çünkü.

Yıllarca cebri olarak imkanlarını gasp ettikleri inançlı insanların, aynı geçmişte olduğu gibi ilmi çalışmalarla ortaya koydukları şeyler “bilim sekülerlikle olur” tezini çöpe atıyor ya, deliriyorlar.

Herşey gayesine göre kıymetlidir. Güç, bilim, teknoloji adına ne derseniz deyin, kötünün elinde kötülüğe hizmet ediyorsa hiçbir kıymeti yoktur.

Batının bilim tarihi yalan üzerine kuruludur.Askeri ve siyasi tarihinde olduğu gibi, sosyal bilimler diye teorisini bizden apararak kendi kısır zihinlerine göre oluşturdukları gibi, bilim tarihleri de yalan ve yağma üzerine kuruludur. Tabi bizdeki Batıcıların tarihi de…