Vakif_Katilim

13 Ocak 2021

'Çaresaz' mediha'nın hikâyesi

(AHMET YASİN ALDI)

Halide Edib Adıvar, Türk edebiyatının önemli isimlerindendir. 1884 yılında İstanbul’da doğan yazar, ilk çevirisini İngilizce öğrenirken 1897’de yaptı. Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un Ana adlı kitabının çevrisinin ardından edebiyatla ilgisini sürdüren Halide Edib, ,İkinci Meşrutiyet döneminde gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Çeşitli derneklerde aktif görevler üstlenen Halide Edib aynı zamanda öğretmenlik de yaptı. Millî Mücadele sürecinde önemli bir rol üstlenen yazarımız aynı zamanda savaş yıllarını romanlarında ele almasıyla da öne çıktı.  

Halide Edib’in Dünyası

Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından tek parti dönemi başlayınca kocası Adnan Adıvar’la beraber İngiltere’ye gitti. 1939’da Türkiye’ye dönen romancımız 1950’de Demokrat Partiden milletvekili seçildi. Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkarılırken bunun demokrasiye aykırı olduğunu savunan Halide Edib 1954’te siyasetten ayrıldı. 

Vefatına kadar İstanbul’da yaşayan yazarımız romanlarında yarattığı güçlü ve kültürlü kadınlarla öne çıkmayı başardı.  Kahramanlarının ruh dünyalarına ve davranışlarına önem veren Halide Edib, bu yönüyle Türk romanında bir çığır açtı. Özellikle Millî Mücadele dönemini anlattığı Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye romanları kullandığı dil açısından millî edebiyatın en önemli eserlerinden kabul edilir.

Halide Edib sürgün yıllarındayken Sinekli Bakkal, Yol Palas Cinayeti, Tatarcık gibi romanlarının yanında Türkiye’nin Batılılaşma sürecini anlattığı eseriyle tanındı. Türkiye’ye döndükten sonra kaleme aldığı eserlerinden biri Çaresaz romanıdır. Yazarının ölümünden 3 yıl önce Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen bu yapıt ilk defa 1972’de Akile Hanım Sokağı ile bir arada yayımlanmıştır. Romanda imam nikâhı ve resmî nikâh ekseninde kadın erkek ilişkileri anlatılmaktadır.

Halide Edib’in romanına ad olarak seçtiği çaresaz kelimesi, çare bulan ve tedbir düşünen anlamlarına gelir. Roman lakabı “çaresaz” olan muallim Mediha karakteri etrafında kurgulanmıştır denilebilir. Annesini küçük yaşta kaybetmesi ve yazı işleriyle uğraşması bakımından Halide Edib’i andıran Mediha’nın babası alkol tüketiminden dolayı hastalanmış ve yatalak hâle gelmiştir. Babasının “çaresaz” diye seslendiği karakterimiz Mediha, babasının ölümünden sonra aile dostlarının sahip çıkmasıyla okulunu bitirir ve öğretmenlik yapmaya başlar. Yazarın diğer romanlarındaki güçlü ve fedakâr kadınları hatırlatan Mediha, başkalarına yardım etmeyi seven fakat duygularını göstermeyi zayıflık kabul eden bir karaktere sahiptir.

Mediha ile Şehnaz arasında 

İstanbul yaşamından sahneler de sunan Çaresaz romanındaki bir diğer önemli karakter, avukat Münir, aynı zamanda Mediha’nın oturduğu evin karşısındaki yeşil köşkün de sahibidir. Hasta ve bakıma muhtaç annesiyle yaşayan Münir, bir gün yolda Mediha’ya rastlar. Aslında onu Hoşkadem Bacı’nın anlattıklarından tanımaktadır.  Münir, annesinin bakımını da üstlenen Mediha’ya âşık olur. Bir müddet sonra imam nikâhıyla Münir’le evlenen Mediha’nın hayatında bir değişiklik olmaz. Evi çekip çeviren Mediha öğretmenlikten istifa ettiği için evde İngilizce dersleri vermeye başlar. 

Romanın üçüncü en mühim karakteri ise bir paşa kızı olan Şehnaz’dır. Genç ve bir o kadar da güzel olan Şehnaz’a tutulan Münir bunu kimseye söylemese de Mediha bunun farkına varır.  Bunun üzerine durumu anlatan Münir’e Mediha kendisinin karar vermesi gerektiğini söyler ancak içinde bir burukluk vardır. Münir, Şehnaz ile resmî nikâh kıyarak evlenir. 

Mediha ile aynı evde yaşayamaya başlayan Şehnaz bu durumdan hiç hoşnut değildir. Bunun farkına varan Mediha evden ayrılmak istediğini söyler ve kendine bir ev satın alarak ayrılır. Bu esnada annesini de kaybeden Münir her derde deva, yardımsever Mediha’nın gitmesini kabullenmekte zorlanır. Bir kızı olan Şehnaz ise durumdan gayet memnundur. Ara sıra Mediha’nın yanına gitmeye başlayan Münir ise kayınpederine Şehnaz’la mutlu olmadığını usulünce anlatır.  Bir müddet sonra Şehnaz’dan ayrılan Münir köşkü kiraya verir, Mediha’nın yanına taşınır, boşandığı karısına ve kızına maddi destekte bulunur.

Edebiyatımızın unutulmaz yazarı Halide Edib, Çaresaz romanını 79 yaşındayken yazmıştır.  Yazarın tadına doyulmaz diliyle de öne çıkan eser kurgusunun yanında yazarın diğer yapıtlarında ele aldığı kadın tiplerini kavramak bakımından yeni okumalara kapı aralayacak niteliktedir.

YENİLERDEN

— Ayşe Durakbaşa, Halide Edib, Türk Modernleşmesi ve Feminizm, İletişim Yayınları, İstanbul.

Kitap, Cumhuriyet’in asi kızı Halide Edib’in hayatını, Türk modernleşmesinin feminist bir açıdan eleştirisini yapmak üzere ele alıyor. 

— (Ed.) Cevat Özkaya, İstanbul’un Kültürel Yüzü, İTO İstanbul Yayınları.

İstanbul’un Kültürel Yüzü kitabı 37 başlıkla sadece İstanbul’un değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültür hayatı bakımından önemli mekânları olan Cağaloğlu, Sultanahmet ve Beyazıt’ı içine alan bir çalışma niteliğinde.

— Peter L. Berger ve Anton C. Zijderveld Şüpheye Övgü, Açılım Kitap.

Modern zamanların en önemli din sosyologlarından Peter L. Berger ve Anton C. Zijderveld  toplum sorunlarını şüphe çerçevesinden düşünmenin belli başlı kavramsal hatlarını yeniden kat ediyorlar.