Dolar (USD)
32.33
Euro (EUR)
34.43
Gram Altın
2436.49
BIST 100
9814.19
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

02 Şubat 2023

​Davutoğlu ve Babacan'a nasıl bakıyorlar?

Altılı Masa, “Gezi Sahnesi” gibi aşağı yukarı her renk var.

Çok renkli, gökkuşağı gibi, rengârenk.

Bunun Türkiye’nin daha önce yakalayamadığı bir çeşitlilik, bir güzellik olduğunu söyleyenler varsa da… Eski Türkiye’nin “sıkı” savunucuları hiç de böyle düşünmüyor.

Masanın malûm hedeflerine ulaşabilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan muhafazakârlar için söylediklerini bir bilseniz…

Bizler, oralarda konuşulanları “kısmen” de olsa bir şekilde öğrenebiliyoruz.

“Kulis” denilen bir şey var malûm.

Bir de “alenen” söylenenler, yazılanlar var.

Çok küçük oy oranına sahip “Eski Ak Partililerin” pazarlık masasından koca dilimler çıkartma ihtimaline hayli içerlediklerini açıkça ortaya koyanlar var.

Gelecek ve Deva’ya “Oyunuz kadar konuşun!”, “Siz hele yakın geçmişinizin hesabını verin!” mesajlarını gönderenler var.

Barış Yarkadaş ve benzerleri, Sayın Davutoğlu’na “Bir oy oranına bir de şu özgüvene bakın siz!” diyerek tepki gösteriyor malûm.

Sayın Babacan da az lâf işitmiyor o taraflardan!..

Sözcü’den Ruhat Mengi’ye konuşan Cumhuriyet Yazarı Barış Doster’in Eski Ak Partililer Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’la ilgili sözleri de, CHP’deki tepkilerin özeti.

Duyuyoruz, oralarda konuşulanlar bir şekilde bize de ulaşıyor...

Birçok CHP’li böyle düşünüyor ama çoğu dile getiremiyor.

Birçok CHP milletvekili “Masa”nın yapısından rahatsız ama “liste dışı” kalma endişesinden dolayı bir şey diyemiyor.

Barış Doster gibi “aydınlar” ise görüşlerini rahatlıkla dile getirebiliyor.

Deva ve Gelecek partilerinin 6’lı masaya davet edilmelerine başından beri karşı çıktığını belirten Doster, bu tavrının sebeplerini de şöyle dile getiriyor:

“Çünkü bu iki partinin kurucularının büyük bölümü, 2 genel başkanın ikisi birden yakın zamana kadar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en üst düzeyde yöneticileriydi.

Ahmet Davutoğlu genel başkanlık yaptı, dışişleri bakanlığı, başbakanlık yaptı.

Ali Babacan’ın ise hem ekonomi bakanlığı var, hem dışişleri bakanlığı var. (Başbakan Yardımcılığı da var. ) Yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yakın zamana kadar bütün icraatlarında en üst düzeyde; başbakan ve bakan düzeyinde onların imzası var, sorumluluğu var, katkısı var. Her iki isim de, en küçük bir özeleştiri vermeden, samimi ve inandırıcı bir özeleştiri vermeden, geçmiş dönemin muhasebesini yapmadan geldiler ve 6’lı masaya dâhil oldular.”

*

Sayın Doster, Eski Ak Partililerin, hem de Ak Parti hükümetlerinin en üst makamlarında bulunmuş iki ismin CHP’nin başını çektiği masaya alınmasını yadırgıyor, yanlış buluyor.

“Önce yakın geçmişinizin bir hesabını verin bakalım!” demeye getiriyor.

Dahası da var bu sözlerin.

“Oyunuz kadar konuşun!” demiyorsa da…

Aşağı yukarı böyle demiş oluyor Sayın Doster.

O bölüme de şöyle bir bakalım:

“Partilerinin bir sayısal ağırlığı var mı, yok. Üstelik, bunlar daha rüştünü ispat etmiş değiller. Daha seçime girmediler. Bunların bir siyasal ağırlığı var mı? O da yok. Peki bunlar, ne gerekçeyle 6’lı masada büyük itibar görüyorlar?”

Böyle böyle devam ediyor röportaj.

Bir yerinde “Ben eski başbakanım diyerek CHP’den grup kuracak kadar milletvekili talep ediyor!” şikâyeti bile var.

*

Sayın Davutoğlu, Eski Başbakan olmasından dolayı grup kuracak kadar yani “en az 20 adet” garanti milletvekilliği mi istiyor?

O kadarını bilemem ama, kendisini muhtemel cumhurbaşkanının her kritik meselede izin almak mecburiyetinde olacağı genel başkanlardan biri olarak konumlandırdığına göre…

1 Kasım’daki yüzde 49.5 benim oyumdu” dediğine göre…

“Bizsiz kazanamazsınız” dediğine göre…

En az 20 milletvekilliği talep etmesi normaldir.

Sayın Davutoğlu’nun 20 milletvekilliği talep ettiği bir ortamda da, Sayın Babacan gibi, “vaktinde ekonomiyi şaha kaldırdığını” iddia eden bir politikacının daha azıyla yetinmesi beklenmemelidir.

Hadi diyelim, DEVA da “CHP- İyi Parti üzerinden ” 20 milletvekilliği aldı diyelim.

Gitti mi en az 40!

Saadet gibi özgül ağırlığı bulunan ve “Bilge Lider” tarafından yönetilen bir Parti’nin, henüz seçim bile görmemiş Gelecek ile Deva’dan azına razı olması için ne gibi bir sebep var ortada?

Hadi, ona da 20 diyelim, aşağısı ayıp olur.

Ne etti hesap?

60.

Bir de öbür parti var.

Hani, genel başkanının ismi bilinmeyen…

Bir Genel Başkan için -hem de sosyal medya hesabında- “Tecavüze uğramış çocuk psikolojisinde” diyebilecek kadar ileri gitmiş, dahası “Yeter Söz Milletin!” mirasının temsilcisi olarak kendilerini gösterecek kadar havalanmış bir Politikacı niçin çok daha azına razı olsun?

Hadi abartmayalım, oraya da bir 10 milletvekili, CHP ya da İyi Parti kontenjanından…

Etmi mi, 70!..

Parti işleri çok zor işler, hele liste işleri…

Zamanın büyük politikacılarından Süleyman Demirel, kendisini en fazla “vekil listesi” yapma işinin uğraştırdığını söylerdi.

Parti içinde, parti dışında pekçok etkili isim var, lobi var.

Hepsinin kendilerine göre talepleri var.

Parti içi dengeler var, kendileri ya da adamları liste dışında kaldığında karşı tarafa geçecek, aleyhte çalışacak olanlar var.

Herkesin memnun olacağı bir listeyi oluşturmak zaten mümkün değil, yüzde 50 artı 1’in hoşuna gidecek bir liste sunabilirsen ne alâ…

Altılı masadaki iki parti için, özellikle de CHP için büyük özverilerde bulunmuş nice ağır isim var.

CHP’nin hali hazırdaki vekillerinin kaçı listenin “seçilme garantili” yerlerinde olabilecek?

Genel başkan, bunların kaçını elemek mecburiyetinde kalacak?

Liste dışı kalanlar ne yapacak?

Bu seçimde milletvekili olmayı kafasına koyan kaç CHP’li vardır?

Oy oranı yüzde 23 ile 26 arasında dolaşıp duran CHP Meclis’e kaç vekil getirebilecek?

Sayın Kılıçdaroğlu böylesine sıkışık bir durumdayken, masanın 4 partisi için kaç kişilik yer açabilecek?

Masadaki genel başkanları “Cumhurbaşkanı Yardımcılığı” ile taltif edecek olsa…

Ya da bazılarına “Bakanlık” verecek olsa…

Milletvekili olmamaları gerekiyor o isimlerin.

Vekil “bile” olamayan partisine ne kadar hakim olabilecek?

*

Bu kadar sıkışıkken işler…

Sayın Davutoğlu ile Sayın Babacan’ın oralarda rahat etmeleri, arzu ettikleri kadarını kopartmaları ne kadar mümkün olacak?

“Siz önce bir geçmişin hesabını verin hele” mânâsında sallanırken parmaklar, Masa’daki Muhafazakârlar bakalım ne yapacak?

Tepeden bakışlara niçin ve ne zamana kadar katlanacaklar?