22 Ocak 2021

Delawareli Biden!..

Ocak 2020’de dünyanın başına bela olan yeni tip Koronavirüs (Covid-19) acımasız saldırısını sürdürürken, “Yeni Dünya Düzeni”ne dair değişimler de kendini göstermeye başladı. Politik figürlerin değişeceğinin ilk işaret fişeği ABD’de atıldı. Filler gitti, eşekler geldi.

*

Biden, 3 Kasım’da yapılan seçimde 81.283.485 (yüzde 51,4) seçmenin oyunu alarak 306 delegeyle başkanlık ipini göğüsledi. “Karakolda mı, yoksa mahkemede mi biter?..” sorularıyla birlikte ABD’de uzun soluklu bir seçim maratonunun ardından kazanan Demokrat Parti’nin adayı Joe Biden ABD’nin 46. başkanı oldu.

Donald Trump’ın 6 Ocak’ta seçmenlerini sokağa dökmesinin ardından ABD Kongre Binası büyük bir “kanlı kalkışma”ya sahne oldu. O günden beri dünyanın gözü “demokrasinin beşiği”, Washington DC’nin kalbi ABD Kongre Binası’nda yapılacak yemin törenindeydi.

Önceki gün hem dünya, hem de ABD derin bir nefes aldı. Donald Trump’ın isyancıları “korku imparatorluğu” Washington DC’de gerçekleştirilen yemin töreninde yeni bir isyana yeltenmedi. 46. Başkan Joe Biden ve yardımcısı Kamala Harris 25 bin tam teçhizatlı Ulusal Muhafız ve bin civarında davetlinin huzurunda yemin ederek resmen göreve başladı. Beyaz Saray’da artık Delawareli Biden dönemi başladı. Küreselcilerin büyük desteğini alarak göreve gelen Biden adaletin mi, yoksa şeytanın mı avukatlığını yapacak?.. Bekleyip göreceğiz...

***

Peki kim bu Joe Biden?.. Kurulacak yeni küresel sistemin yeni figürü, yeni aktörü. 78’ine merdiven dayamış, acılarla yoğrulmuş, mücadeleci olduğu kadar Türkiye karşıtı fütursuz bir adam.

1973 ve 2009 yılları arasında görev yapan Delawareli Senatör. ABD’nin en genç ve uzun soluklu senatörü olarak anılsa da asıl yıldızı Barack Obama döneminde parladı.

Dünyaya barış getirmek vaadiyle 2008’de 44. Birleşik Devletler Başkanı seçilen Barack Obama’nın Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın başına açtığı belaların arka planında hep Joe Biden vardı.

Obama’nın 8 yıllık başkanlığı (2009-2017) döneminde Başkan Yardımcısı olarak gölge gibi dolaşan Biden, Afganistan’da Irak’ta, Libya’da, Suriye’de daha doğrusu Ortadoğu’da yarım kalan işleri tamamlamak için yeni bir fırsat yakaladı.

Özgürlük Madalyalı Biden arkasına aldığı Siyonist, Ermeni, silah lobileri başta olmak üzere emperyal kliklerle yeni bir savaş oyununa başlayacak. Fillerden sonra eşekler tepişecek, sömürü düzeninin dişlileri arasında can veren insanlığın feryatları dünyayı inim inim inletecek.

Siyahi Obama, Beyaz Saray’a yürürken beyaz adam Biden’i gölgesi yapmıştı. Biden de ilklerin kadını Kamala Harris’i. Güney Asya kökenli ilk kadın senatör olan siyahi Harris, şimdi de ABD’nin ilk kadın Başkan Yardımcısı oldu. Önümüzdeki günlerde bu ismi dünya daha çok konuşacak, Başkan Joe Biden’den bile.

*

Joe Biden’in Türkiye’ye bakışını bilmeyen yok. Gerek senatörlüğü, gerekse de Obama dönemindeki görevi döneminde ortaya koyduğu faaliyetlerde Türkiye aleyhtarlığını hiç gizlemedi.

Türkiye’nin 1974’te gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunun altında senatör olarak onun imzası vardı.

Başkan yardımcılığı döneminde Türkiye’yi dört kez ziyaret eden Biden’in ajandasında hep kirli senaryolar vardı.

Arap Baharı... DEAŞ tehdidi... FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe girişimi...

Peki bu geliş ve gidişler arasında neler yaşandı?

Biden, Başkan Yardımcısı olduğu dönemde Türkiye’ye karşı yaptığı açıklamalar nedeniyle iki kez özür dilemek zorunda kaldı.

Bunlardan ilki 2014 yılında Suriye ve DEAŞ ile ilgili yaptığı açıklamalar sonrası geldi. Türkiye’nin de dahil olduğu Ortadoğu’daki müttefiklerinin Beşşar Esad’ı devirmek için para ve silah yardımı yaptığını iddia eden Biden, Türkiye’nin sert tepki göstermesi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak özür diledi.

Biden’ın ikinci özrü ise FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra geldi. 2016’nın Ağustos ayında Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yüz yüze görüşen Biden, “Amerikan halkı sizin yanınızda. Obama, Erdoğan’ı arayan ilk isimlerden biriydi. Ancak yine de özür dilemek istiyorum. Keşke daha erken buraya gelebilseydim...” ifadelerini kullandı.

Biden her ne kadar özür dilese de, bilinç altındaki Türkiye karşıtı kirli senaryolarını eyleme dönüştürme iddiasından vazgeçmedi.

2020’nin Ağustos ayında gündeme bomba gibi düşen Erdoğan’ın şahsında Türkiye’ye, “balans ayarı” anlamına gelen, “Bence daha önce yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hâlâ var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçimle. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz...” ifadeleriyle büyük tepkilere neden oldu.

Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin 86 yıl sonra 24 Temmuz’da ibadete açılmasıyla, tekrar kendisine vazife çıkaran Biden, “Türk Hükümeti’nin Ayasofya’yı camiye dönüştürme kararından büyük üzüntü duydum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kararından dönmesi ve bu değerli yerin müze statüsünü koruması çağrısı yapıyorum...” densizliğinde bulundu.

Bunların yanında dönem dönem sözde Ermeni soykırımıyla ilgili çıkışlarda bulunan Biden, adaylığı belli olduktan sonra yaptığı açıklamada eğer seçilirse soykırım tasarısını destekleme sözü verdi.

***

Biden yönetimi içerideki karışıklıkları absorbe etmek için müdahaleci dış politika izleyecek. Daha ilk günden Ankara-Washington arasında süren gerilimlerin devam edeceğinin sinyalleri verilmeye başlandı. Geçtiğimiz Salı günü Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki oturumda senatörlerin sorularını cevaplayan Antony John Blinken, (Obama döneminde 2015-2017 yıllarında Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürüttü) ABD’nin çizilen karizmasını yeniden düzeltmek için Rusya, Çin ve İran’a karşı birleşik cephe oluşturmak için her yola başvuracağını açıkladı. Müstakbel Dışişleri Bakanı Blinken, S-400 üzerinden Türkiye için “sözde müttefik” tanımlaması yaparak, daha fazla yaptırımla tehdit etti.

ABD ile Türkiye ilişkilerinin yeni bir evreye geçeceği artık daha aşikâr.