Dolar (USD)
31.36
Euro (EUR)
34.01
Gram Altın
2100.43
BIST 100
9097.15
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

23 Kasım 2023

'Delinin biri' Eyyüp Akyüz

Platon ve Aristo’dan başlayıp yeni bir akım olarak ortaya çıkan Akılcılık (Rasyonalizm) kendini geliştirerek günümüz aydınlarının temel felsefî akımlarından biri haline gelmiştir. Bilginin kaynağının salt akılla izah edilmeye çalışıldığı bu akım, tarihi süreç içerisinde Descartes’in “Düşünüyorum, o halde varım!” teziyle farklı bir evreye girmiştir. Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’ ile kendine yeni bir perspektif çizmeye çalışan Rasyonalistler Hegel’in “Gerçek olan her şey ussal, ussal olan her şey gerçektir.” savı ile eteğindeki taşları dökmüştür. Sonra da adına Aydınlanma Çağı dedikleri ve gerçek karanlığa kapı aralayan dönemde akıl o kadar yüceltilmeye başlandı ki, dünyada her şeyin temeli haline getirilmeye başlandı. İslam Felsefesinde ise Mu’tezile kimliğiyle Farabî ve İbn-i Rüşd gibi isimler önderliğinde karşımıza çıkan bu akım, günümüzde kendini metafizikten tamamen soyutlayarak kendini tek ve gerçek bilgi kaynağı olarak kabul ettirmeye başladı. Süreç içerisinde geldiği son noktada bilimi tamamen tekeline alan bu akım, bir şeyin niçin yapılması gerektiğinden ziyade nasıl yapılması gerektiği tezini kabullendirerek dünyanın bugün içinden çıkılmaz hal almasının önündeki en büyük neden olarak karşımızda durmaktadır. ‘Niçin’lerden yoksun olan ‘Nasıl’lar dünyayı felakete sürükleyen en büyük nedendir. Maalesef ki bu olaylar silsilesi “Delinin Biri”nin çıkıp bize kalbimiz olduğunu hatırlatana kadar devam edecek.

Kalpten yoksun bırakılan aklın ve akılcılığın tanrılaştırılmaya başlandığı bu dönemde Eyyüp Akyüz, kalpten yoksun kalan aklı, kalp ile barıştırmak ve insanlara bir kalbinin olduğunu hatırlatmak için “Delinin Biri” isimli eserini kaleme aldı. Hacimce ince, lakin anlamda ciltler dolusu etkideki bu eserde “Düşünüyorum, o halde varım!” tezinin aksine, “Hissediyorum, o halde varım!” doktrinini bize öğretmeye çalışıyor. 2. Baskısı Zarif Yayınlarından çıkan bu eserde birbirinden derinlikli 20 kavram, Kaynamış ve Oynamış’ın hikayeleştirmeleriyle kalbimize dokunuyor.

Her bir kavram ibret aynalarını tutuyor içimize. Aydınlık dışarıda mı yoksa içimizde? Bunu anlamak için kavramların kuyusuna atıyor bizi Eyyüp Hocam.

Yusuf’u kuyuya atan kardeşleri bir gün onun sultan olacaklarını akıllarıyla hesaplayamadılar. Bu derinliğe girdikçe yükselir insan. Kalbin aynasında kavramları anlamlandıran insan ruhunu da çürümekten kurtarabilir. Bütün meseller anlaşılmak içindir ve hep bir hikâyeden fazlasıdır. Delinin Biri’ni bu şuurla okumak gerekir. Akıl ile değil, kalp ile idrak etmek… Ki en büyük meseldir, insan olabilmek ve dahi kalabilmek. Kalabalıklar içinde kalbinin sesini duyabilmek…

Cevabı bulmak için en doğru soruyu sormak gerekir. Güneşin dünyayı aydınlattığı gibi kalp de yaşam dünyamızın ısı ve ışık kaynağıdır. Kalbi soğuyanların aklına sığınması bundandır. Kalbi sönenlerin diliyle teselli bulması bundandır. Umutlar mezarlığına dönen insanın içini “Kıbleniz neresi?” diye sıradan gibi görülen bir soruyla kendine getirmeye çalışıyor Eyyüp Akyüz.

Toplum içerisinde hor ve hakir görerek deli dediğiniz biri karşınıza çıkıp sizi zekâ testine tabi tuttuğunu fark ettiğinizde; anlıyorsunuz testiniz boş mu, dolu mu!

Bir ringde kalbinizle aklınızın boks maçı yaparken buluyorsunuz kendinizi. Kalbiniz, aklınızın kendine en güvendiği yerlere darbeler indiriyor. Birbirinden derin anlamlar ihtiva eden sözler ve sorularla aparkatlarına devam ediyor kalp Delinin Biri’nde: “Neyimiz var ki, yokluğa üzülelim!”, “Ölmek mi, gitmek mi, kalanı hangisi daha çok acıtır?”, “Ağaca değil, yitirilen gölgeliğe üzülür çoğu insan!”, “Vakit namustur, herkese verilmez!”, “Allah’ı camiye kilitlemişler!”, “Emaneti teslim eden, rahatsız olur mu hiç?”, “Herkes dünyada kendi zindanında yaşar.” ve daha niceleri…

Kavramların, maskelerin, makamların arkasında unuttuk insan olduğumuzu. Dünyayı kalbiyle anlamlandıran Eyyüp Hocam, bugün bize insan olduğumuzu ve daha da önemlisi bir kalbimiz olduğunu en vurucu şekliyle anlatıyor Delinin Biri’nde.

Kitapta işlenilen her kavram üzerine bir kitap yazılabilecek derinlikte yazılar karşılıyor sizi. Hacimce ince olsa da etkisi ciltler dolusu bir kitap okumuş oluyorsunuz. Bir sonraki konuda ruhunuzun hangi karanlık odasının ışığını yakacak diye merak içinde okuyorsunuz.

Ayrıca kendisini masalcı kimliğiyle de tanıdığımız Eyyüp Hocam konuları genellikle Kaynamış ve Oynamış arasında geçen hikâyeler şeklinde kaleme almış olduğu için okuyucuyu sıkmadan vermek istediği mesajını veriyor. Okuyunca sıradanmış gibi görünen konular, ancak idrak edilince derinliğine vakıf olunuyor. Kaynamış suretinde kalbiyle, vicdanıyla yüzleşiyor insan. Dünyanın uğultusundan sıyrılabilenler duyabilir Kaynamış’ın sesini. Kulağına dünya kaçanlar, duyamaz bu sesi…

Bahse konu olan kavramlar, kitabı okuyup bitirdikten sonra sizde gerçek anlamlarının ötesinde kalbinizde bıraktığı anlamları ile hatırda yer ediniyor.

O zaman “Haydi, niyet edelim usul abdesti almaya!” ve en kısa zamanda bu kıymetli eseri okumaya…

Sevgili Dostum Eyyüp Akyüz’e böyle kıymetli bir eseri bizlere kazandırdığı için gönülden teşekkür ediyor, istifade edeninin bol olmasını diliyorum. Bu dünyada kendi zindanınızdan kurtulmanız adına, ötelemeden bugün, hatta hemen temin edip okumanızı ümit ediyorum.


 
ABONE OL
Murat kurum 300x250