Dolar (USD)
33.02
Euro (EUR)
35.95
Gram Altın
2548.70
BIST 100
11156.2
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE
Vakıf katılım web

05 Haziran 2014

Dil\u00ean Dayikan Diq\u00earin: \u00cad\u00ee Bes e !*

Dünyanın en karmaşık yaratığı olan insanın hassas noktalarından birisine dokunduğunuzda karşınıza neyin çıkacağını kestirmeniz mümkün olmuyor. Gündelik yaşamın rutine bağlandığı, olası her eylemin muhtemel tepkisinin kestirilebildiği bir düzlemde ezber bozucu bir pratik ile insanı karşınızda görebilirsiniz. On yıllardır Doğu ve Güneydoğu'nun sıradan bir gerçeği kabul edilen çocukların dağa çıkması ya da çıkarılması alışılagelen karşılıktan bambaşka bir eylemlilikle cevaplanmaktadır.

Üzerine odaklandıkça "meçhul"leşen bu garip yaratık, insanlık tarihi boyunca yaptığı sürprizlerden birisini bugünlerde Diyarbakır'da sahneye koyuyor. Bölgedeki yaşamın üzerine oturduğu güç, çıkar, taktik ve strateji düzeneği, denklem bozucu bir bilinmeyen ile karşı karşıya. "Matrix"in kurgusuna çomak sokuldu, incelikli yapının sayıları tel tel dökülmekte. Coğrafyanın ve zamanın donakaldığı, rutinin askıya alındığı bu kesitte, herkes, yeni eylemin yarattığı tedirginlik, şaşkınlık ile afallamış durumda. Anne yüreğinin öncülük ettiği isyanda, devletin ideolojik ve baskı aygıtlarının alamadığı ve alamayacağı mesafenin hiçbir karşı koyuşa imkan bırakmadan nasıl alınabildiğini görmekteyiz.

Tarihin ve toplumun istikametinin nitelik değişimi geçirdiği çok hassas ve kritik eşikler vardır. Hiçbir hesaba, öngörüye, planlamaya girmeyen bu durumlarda yakılan bir kıvılcım, ateşlenen bir fitil, haykıran bir yürek, insanlığın maşeri vicdanına odaklanan derin bir bakış toplumun tüm bileşenlerini kapsayacak bir sıçrama yaşatır. Bugünler, Türkiye siyasi tarihinin sıçrama yaşadığı büyük kırılma anlarından birisine tanıklık ediyor. Koordine edilmiş, hesaba vurulmuş, siyasi analizlere bağlanmış sıradan hayatların, tüm denklemi işlevsiz bırakacak şekilde sorumluluk üstlenerek irade gösterdiği, dönüştürücü bir eylemi hayata geçirdiği bu an, devrimci bir andır. Tabir-i caizse, sevdalılarının yana yakıla terennüm ettiği "özgürlük", Diyarbakır'da eyleme başlayan annelerin pratiğinde somutlaşmıştır. Anneler, eylemle kendilerini dönüştürdükleri gibi etraflarındaki insanları da, dünyayı da değişime zorlamaktadır. Dağa çıkacak ya da çıkarılacak bir çocuk, bir daha eskisi gibi rahatlıkla çıkamayacaktır.

Yavrusunu yitiren kuş misali çırpınan ana-babaların karşısında dile gelecek her söylem, açıkta kalmaya mahku00fbm olacaktır. Dışa odaklanmış bir yapı, içerden gelen ve daha da önemlisi politik niteliği olmayan tabir-i caizse "içgüdüsel" bir çıkışla karşı karşıya. Olmazsa olmaz denilen, ezberlenen, tartışılması düşünülmeyen şeyi sorun eden bir pratik çıktı karşımıza. Dolayısıyla politik hareketler için işin zor kısmı şimdi başlıyor. Mevcut işleyişin temel parametreleri sorgulandığında mevcudu muhafaza girişimi, çürüyen bir statükoculuğa savrulma anlamı taşır.

Kürt siyasetinde asıl aktör sahaya inmiş durumdadır. Toplumun kendisi sorumluluk üstlenip rol kaptıkça "demokratik siyasetin" derinleşmesi mümkün olacaktır. Toplum vekaletini askıya aldığında, kendi kitlesini pasif bir nesne, "çelikten bir kütle" gibi gören tepeden inmeci yapılanmaların buyurgan siyasetleri işlevsizleşecektir. Asli olanın konuştuğu yerde temsilcilerin, vekillerin söylemleri havada kalmayacak mı? Toplumun kendisi inisiyatif alıp meydana indiğinde, tercümanların ne dediğinin bir önemi olabilir mi?

Eylemler, politik aktörlerin sürüklediği sosyal mobilizasyondan, toplumun şekillendirdiği politik harekete geçişin belirtileridir. Bugün, toplumun tarihsel, ekonomik, kültürel talep ve beklentileri ile kendisini ifade etmesinde öncülük etmiş hatta gerektiğinde bedel ödemiş olan kesimler, toplumu kontrol etme güçlerini yitirmektedirler. Verilen mücadeleyi göstererek toplumdan ilelebet sadakat istemek karşılıksız kalmaktadır. Toplum, aktörlere sadakat yerine amaçlarına, ilkelerine ve önceliklerine dönük bir sadakat ile yol almaktadır.

Makro vesayetlerin parçalanması için amansız mücadele veren Türkiye'de şimdi, muhkem hale gelmiş mikro vesayetlerin aşılmasına dönüşecek öncü adımlar atılmaktadır. Söz konusu mikro iktidarların yıllardan beridir hayata geçirdikleri "millet-ulus kurucu" pratikleri içten gelen bir dalga ile karşı karşıyadır. Devletin baskıcı-yok sayıcı politikalarına karşı verilen var oluş mücadelesinde dışa dönük pozisyon alan toplum, bu politikalardaki gevşemeyle paralel içe dönük bir sorgulamayı hayata geçirmektedir. Yaşanan uzun ve acı deneyimden sonra içe dönük sorgulama yukarıda ifade ettiğim gibi Türkiye için bir eşik atlamadır.

Nitelikli bir yaşamın kurulması düne göre bugün daha mümkün hale gelmiştir. Ancak sorumluluklar bir kat daha artmıştır. Zira ezberler bozulmakta, bilinen yollar tükenmektedir. Eski düzen sevdalıları, konformist statükocular direnmeye çalışacaklardır. Ve lakin hayatın akışına set çekmek mümkün değildir. Değişim, ertelenmeye çalışabilir ancak insanların duygularına, düşüncelerine hele en temel insani "dürtülerine" karşı durarak zafer kazanılamaz. İri ve diri kalmak ancak ve ancak, yeni zamanın şartlarına göre kendisini konumlandırmakla mümkün olacaktır. Mevlana'nın dediği gibi "dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

Artık toplumun ne Doğu'su ne Batı'sı, ne Alevi'si ne Sünni'si, ne Türk'ü ne Kürt'ü, ne kadını ne de erkeği vesayet kabul etmez. Hele hele anaların yüreği hiç kabul etmez.

*(Kürtçe) Anaların Yüreği Haykırışta: Yeter Artık

Abdulbaki DEGER

[email protected]

 
VF kat sağ