Dolar (USD)
31.02
Euro (EUR)
33.61
Gram Altın
2024.08
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

26 Kasım 2023

​Dinimizde insan hayatının önemi- 5

Yüce dinimiz İslâm’da insan hayatı çok kıymetlidir ve can güvenliği, daha anne karnında iken başlayan fıtrî bir haktır. Can güvenliğini insanoğlunun vazgeçilmez en temel hakkı sayan Dinimiz, herhangi bir hukukî gerekçeye dayanmaksızın yani zulmen bu hakkın ihlâl edilmesini kat’î bir şekilde haram saymış ve şiddetle yasaklamıştır.

Yüce Dinimiz bu âli bakış açısıyla câhiliye döneminde sınırlı olarak bilinen ve sadece haram aylarda uygulanan dokunulmazlık mefhumunu her zaman ve mekâna naklederek umumileştirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Yedi helâk edici (günahtan) sakının! Sahâbîler: Ey Allahın Resûlü! Bunlar nelerdir, diye sorunca, Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurdu: (Onlar;) Allah’a ortak koşmak, büyü yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, evli, namuslu ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnadında bulunmaktır.” (Buhari)

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona hiyânet etmez, yalan söylemez ve yardımı terketmez. Her müslümanın diğer müslümana; ırzı, malı ve kanı haramdır. (Eliyle kalbine işaret ederek) takvâ buradadır. Bir kimseye şer olarak müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter.” (Tirmizi)

“Allah katında dünyanın yok olması, bir müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir.” (Tirmizi)

“Gökte ve yerde olanların tümü bir mümini öldürmek için işbirliği yapsalar, Allah onların hepsini yüz üstü cehenneme yollar.” (Tirmizi)

Binaenaleyh herkes kendi hayatını korumaya çalıştığı gibi başkalarının hayatlarını da korumaya ve can güvenliğini sağlamaya yardım etmek durumundadır. Çünkü bir başkasının canına kast edildiğinde, sadece maktule zulmedilmiş olmaz. Aynı zamanda insan hayatının önemi ve dokunulmazlığı gibi toplumda hâkim olması gereken mühim bir prensip çiğnenmiş ve çok muhtaç olduğumuz merhamet gibi yüksek bir ahlakî fazilet zedelenmiş olur.

Allahü Teâlâ’nın insanlığa son mesajı olan Kuran-ı kerimde, hataen bile olsa bir hayata son vermenin yani bir insanı öldürmenin “diyet” ve “köle azat etmek” gibi maddî cezaları, oruç gibi bedenî cezaları yer alır. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Yanlışlıkla olması dışında, bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin mümin bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir; ancak ölünün ailesi diyeti bağışlarsa o başka. Öldürülen, mümin olmakla birlikte size düşman olan bir topluluktan ise mümin bir köle âzat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine teslim edilecek bir diyet vermek ve mümin bir köleyi âzat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilmektedir, hikmet sahibidir.” (Nisa 92)

İslam’da insan hayatı o kadar dokunulmaz ki, başkasının canına kıymak nasıl günah ve yasak ise, kişinin kendi canına kıyması da aynı şekilde büyük bir günahtır. Efendimiz aleyhisselam intihar etmenin günah olduğunu ve intihar edenin karşılaşacağı cezayı haber vermiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Her kim kendini bir dağdan aşağı atıp intihar ederse, bu kimse cehennem ateşi içinde ebedî olarak kendisini yüksekten aşağıya bırakır olacaktır. Her kim zehir yudumlar da kendisini öldürürse, o kimse de zehri elinde, cehennem ateşi içinde ebedî o zehri içer olacaktır. Her kim de kendisini kesici ve delici bir âletle öldürürse, o da kullandığı âleti kendi karnına vurur ve yarar hâlde ebedî olarak cehennem ateşinde kalacaktır.” (Buhari)

İslâm’ın emrettiği can güvenliği herkes içindir. Nitekim zimmîler yani İslâm toplumunda yaşayan gayr-ı müslim vatandaşlar hakkında bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Bilin ki! Kim bir zimmîye haksızlık ederse, onun hakkını eksik verirse, ona gücünün üstünde şeyler yüklerse veya gönülsüz olarak ondan bir şey alırsa, ben kıyamet gününde o kişinin düşmanıyım!” (Ebu Davud)

(Devamı haftaya…)