Dolar (USD)
32.93
Euro (EUR)
35.82
Gram Altın
2537.05
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

31 Ocak 2022

Ekonomide neler olacak?

Ekonomik meseleler tartışılırken bazen gerçekleri görmezden gelip umutlar üzerinden yorumlar yapılıyor.

Türkiye’de bir kesim var, hâlâ, “18 TL’ye çıkacak sakın dolarınızı bozmayın” çağrısı yapıyor. Bunların derdi doların bozdurularak dövizin düşmesini engelleyip tekrar dolara olan talebi artırarak 15 TL üzerinden aldıkları dolarları bozdurup zararlarını telafi etmek. Bu ümitlerini de (analiz demiyorum) ABD Merkez Bankası FED’in mart ayında büyük ihtimalle yapacağını ilan ettiği faiz artırımını yapması durumuna dayandırıyorlar.

FED’in faiz artırımı yapacağını duyurması sonrası piyasalar zaten bu durumu önceden fiyatlar.

Nitekim Türkiye dışında birçok ülkede döviz hareketlerinin yaşandığını, Türkiye’nin bu durumdan en az etkilenen ülke haline geldiğini görebiliyoruz.

Nedeniyse yine piyasanın kendi iç dinamiklerine bağlı olarak sürecin ilerlemesidir.

Çünkü piyasada döviz kuru, arz ve talep dengesine dayanır. Türkiye’de dövizin yükselmesinin iki yolu var. Ya piyasada döviz azalacak yani Türkiye’deki sıcak para yurt dışına çıkacak veya dövize olan talep artacak. Bu iki neden dışında döviz kurunu yükseltecek bir etken yok.

Arz kısmına bakıldığında Türkiye izlediği yüksek negatif faiz politikasıyla sıcak paranın büyük bir kısmının Türkiye’yi terk etmesine zemin hazırladı ve nitekim öyle de oldu.

Türkiye’de sıcak para miktarı oldukça azaldı. Kalan sıcak paranın bir kısmı ya vadesinin bitmesini bekliyordur veya hiç çıkmaya niyeti yoktur. Çünkü bu kadar yüksek negatif reel faiz durumunda Türkiye’den çıkmamasının başka bir açıklaması olamaz. Bu nedenle kısa vadede arz tarafında önemli bir azalma yaşanmasını beklemiyorum.

Talep kısmına bakıldığında ise 20 Aralık tarihinde açıklanan kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılım hesaplarına yönelmeyle beraber dövize yönelmek yerine bu politikaya geçiş döviz talebini azalttı. Dövizin son 2 ayda dengelendiğini gören vatandaşın kur korumalı TL vadeli mevduat/katılım hesaplarına geçişlerinin hızlandığını görebiliyoruz.

Süreç içinde öncelikle yeni kazanılan TL cinsinden yönelmeyle başlayan süreç devamında dövizlerin bozdurularak TL’ye geçişinin yaşanmasına yol açtı.

Bundan sonraki süreçte bu politikaya geçişin artarak devam edeceğini söylemek mümkün.

Neden mi?

Çünkü şu an Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon durumunda döviz kurundaki yükselişin enflasyondan daha az olması sebebiyle dövizde kalanlar TL cinsinden zarar ediyorlar.

Örnekle açıklamak gerekirse; enflasyonun 3 ayda %15-20 seviyesinde olduğunu varsayarsak döviz kuru %15’in altında yükselirse enflasyona karşı kendi parasını koruyamamış olacak. Kur korumalı mevduat/katılım politikasıyla en azından faiz/kâr payı alma imkânı var. Olur da zaten bu orandan fazla yükselirse kur korumalı mevduat hesabına geçenlerin zararını devlet zaten karşılayacak. Ancak bu politikaya geçişlerin olması nedeniyle kısa vadede dövize talebi artıracak başka bir etken görünmüyor.

Tüm bu perspektiften bakıldığında arz tarafında da talep tarafında da FED’in faiz artırması durumunda Türkiye piyasasında döviz kurunu yükseltecek herhangi bir neden görünmüyor.

Doların 14’ün altında zorla tutulduğunu iddia edip 14 seviyesi kırıldığında tekrar 18’e çıkacağını iddia edenler, beklentilerini hatta umutlarını dile getiriyorlar. Bunun yanında kur korumalı TL vadeli mevduat/katılım hesaplarına yönelmeyi engelleyerek, hükümetin de başarısız olmasını sağlamak için söyleniyor. Kendi zararlarını azaltmak için başkalarını zarara sokacak her türlü işin içine giren/girebilecek/hatta girecek olan bu insanların söylediklerine itibar etmemek gerekir.

Hal böyleyken dövizde kalmanın bir getirisi olmadığı/olmayacağı için, döviz almanın bir anlamı yoktur. Evde yastık altında tutulan paranın ekonomiye bir faydası olmadığı gibi zararı da oluyor. Paranın ister altın ister döviz, ister se TL cinsinden olsun yastık altında tutulması paranın piyasadan çekilmesi ve atıl durmasına neden olmaktadır. Yastık altındaki paraların kur korumalı TL vadeli mevduat/katılım hesaplarında durmasıyla yatırım/üretim yapacak olan işletmelerin daha uygun maliyetle finansman ihtiyaçlarının giderilmesine destek olurken üretimi, istihdamı, ihracatı artırarak ekonomide istikrarın sağlanmasına destek olacaktır. Faiz oranları düşer, yatırımlar artar, üretim artar, istihdam artar, işsizlik ve enflasyon düşer.

Bu bağlamda yapılması gereken tasarrufların yastık altında tutulmasından ziyade kur korumalı TL vadeli mevduat/katılım hesaplarına geçmektir.

 
VF kat sağ