Dolar (USD)
32.41
Euro (EUR)
34.46
Gram Altın
2446.47
BIST 100
9718.18
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

31 Ekim 2014

'Elektrik Kesildi, Hükümet Düşsün'

'Malcolm X' Filmini de çeken Müslüman Yönetmen Spike Le'nin 'Bentler Yıkılınca: Dört Perdelik Bir

Ağıt' belgeselinde insanı dehşete düşüren sahneler vardı. Belgesel, 2005 yılında daha çok siyahilerin yaşadığı Amerika'nın New Orleans eyaletinde yaşanan Katrina Kasırgası'nın getirdiği yıkımı anlatıyordu.

'Küresel şerif' ABD'nin, ülkesinden on binlerce kilometre ötede "mezbahalar" açarken, kendi ülkesindeki afete karşı nasıl duyarsız kaldığı gösteriliyordu. Belgeseli izlediğinizde ABD'nin, iradi bir şekilde zenci ve yoksulların çoğunlukta olduğu New Orleans eyaletine el uzatmadığını anlıyordunuz.

***

2005'te Katrina kasırgası eyaletin etrafındaki bentleri yıkınca şehirde tam bir kıyamet sahnesi yaşanıyordu. Şişmiş binlerce cesedin suda yüzdüğünü, yol kenarlarına atıldığını ve 10 gün geçtiği halde müdahale edilmediğini izliyordunuz. Kongre Salonu'na sığınan 50 bin kişi günlerce, susuz ve aç bekliyor. Tuvaletlerde bile su yok. Her yer lağım gibi ve her yer ama her yer yağmalanıyor. Polisler bile marketlerden DVD filan çalarken kameralara yakalanıyor.

Yerel bir yetkili, felaketin 5. gününde gelen sahil güvenlik ekiplerinin kendi ülkesinin değil de 'Komünist' Küba ve Venezuela'nın kurtarma ekibi olduğunu şaşkınlıkla anlatıyordu.

Bunlar çok değil 7 yıl önce dünyaya nizamat vermeye kalkan ABD'de yaşandı.

***

Bu belgesel nereden aklıma geldi derseniz. Türkiye'de yaşanan her siyasi olayın, her doğal afetin, çevreyle ilgili her gelişmenin, terör örgütlerinin her cinayetinin ardından Hükümetin yetersizliğinden, ülkenin yangın yerine döndüğünden, Türkiye'nin bittiğinden, Hükümetin gitmesinden dem vuruluyor.

Sınırlarımız ötesinde bir yerde savaş mı yaşanıyor?

Sorumlu "Dış politikası berbat olan" Hükümet!

Bir terör eyleminde canlar şehit mi düşüyor?

Sorumlusu "Çözüm Süreci'ni başlatıp, teröristleri şımartan" Hükümet!

Maden ocağında göçük veya su baskını mı oldu?

İnşaat işçileri kazada hayatını mı kaybetti?

"Hükümet istifa" sesleri yükseliyor.

Yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen sınırsız kazanma hırsına sahip işletmeciler bile Hükümet üyeleri kadar suçlanmıyor.

***

IŞİD Kobani'ye saldırdı vur Hükümet'e.

Musul'da tek konsolosluğu bulunan ülke olarak Türkiye'nin konsolosluk çalışanları rehin mi alındı? Vur Dış İşleri'ne.

Kazancını azaltacak diye yasal mevzuata uygun davranmayan, işçilerini maden ocağında, inşaatlarda, fabrikalarda ölüme gönderenlere bile söz yok!

Hatta dün CHP otobüsünden inmeyen ama sorsan "En objektif ve demokrat kişi" olduğunu iddia eden Boğaziçili bir akademisyen, saçmalamakta zirve yapıyordu.

Sosyal medyada, bir yerdeki teknoloji seminerinde elektriklerin kesilmesini, ülkenin doğru yönetilmediğine bağlayan mesajlar atıyordu.

Elektrikler mi kesildi? O zaman Hükümet düşmeli!

Bu kafanın düz mantığına göre çözüm bu kadar basit!

Kobani zorda mı?

İş kazası mı oldu?

Otopark olarak kullanılan 300 metrelik beton alana mahalleli mescit mi yapmak istiyor?

Terör saldırısı mı oldu?

O zaman Hükümet düşmeli(!)

Sanki Kılıçdaroğlu Başbakan olsa, IŞİD saldırmayacak, terör şıp diye duracak, iş kazaları yaşanmayacak!

Bunun garantisini kim verebilir?

ERDOĞAN RADİKAL İSLAMİSTMİŞ!

Maksat düşmanlık ise her yol mubah mantığı, bazılarını acınacak hallere düşürüyor maalesef.

Bunlardan biri de Cemaat'e yakın bir akademisyen. ABD'de yapılan bir panelde söylediklerini açın internetten izleyin.

Akademisyen İ.Y., İngilizce konuştuğu panelde ABD'li dostlarına Erdoğan'ın Türkiye'yi yavaş yavaş İran'a benzettiğini, Kemalizmin yerine radikal İslamizmi getirmek istediğini, ülkenin her tarafına İmam okulları açtığını ve akşam 10'dan sonra içki satışını yasakladığını anlatıyor.

Yalan ve çarpıtmadan öte ahlaksızlığa varan iddiası ise şu: İ.Y.'ye göre Erdoğan'ın Batı ülkelerindeki gibi sağlık vs. gerekçeleriyle değil, dini gerekçelerle yasaklamış alkolü. Dehşet! Yasak gerekçesine bakın! Bunu söyleyen cemaatçi, onu dinleyen Hıristiyan ve Yahudi Amerikalılar!

Batılı dostlarına Erdoğan'ın İslami gerekçelerle icraat ürettiğini ispiyonlayarak şu mealde konuşuyordu: "Erdoğan miting meydanlarında açık açık seçmenlerine 'Ben alkolü, Kur'an yasakladığı için yasaklıyorum" diyerek oy istedi."

Erdoğan böyle bir cümleyi nerde kurmuş? Yok. Çünkü yalan. Erdoğan'ın böyle bir sözü yok.

Ülkeni, Başbakanını, hükümetini beğenmeyip ABD'li dostlarına ispiyonlayabilirsin ama yalan söyleme be kardeşim. Allah'tan kork yalan söyleme!