20 Haziran 2021

Hakikat Yolcuları Örnek Hanımlar

Hakka, hakikate, ilme ve hizmete adanmış kutlu hayatların bir kısmı örnek hanımlara aittir. Kitaplarda anlatılan bu müstesna kadınları görüyoruz.

İnsanlık tarihi boyunca kadınlar her zaman erkeklerin yardımcısı oldular ve yanı başlarında durdular. Bu ortak hayat tarzının başlatıcısı Hazret-i Havva annemiz olmuş ve bu hizmet silsilesi bugüne kadar devam etmiştir. Bugünlerde örnek hanımların hayatlarına dair yayımlanan kitaplar, önemli bir konuyu gündeme getiriyor. Bahsi geçen hanımlar kadınlık ve annelik görevlerinin yanı sıra yönetimde, ilimde, sanatta, kültürde, dinî konularda temayüz etmiş ve yaptıkları hayırlı hizmetlerle anılmışlardır.

Tatar Türklerinden din âlimi, müftü ve tarihçi Rızâeddin Bin Fahreddin’in Meşhur Hatunlar isimli ansiklopedik eseri Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıktı. Mustafa Yılmaz’ın hazırladığı eserde yüzlerce ünlü hanımın hayat hikâyeleri, hizmetleri, eserleri ve toplum hayatına katkıları özlü biçimde dile geliyor. Meşhur Hatunlar, müellifin “İslam eserlerinde ve Müslümanlar arasında meşhur olan, ilim veya malıyla milletimize hizmet eden hatunların hayat hikâyeleri beyan edilen bir kitaptır” diye takdim ettiği muazzam bir eserdir. Yazar, kitabı “millet anası yetiştirmek” gayesiyle kaleme aldığını söylüyor.

Peygamberimizin Yakınları

Osmanlı Türkçesine göre harf sırasına göre hazırlanmış olan eserde sayfaları çevirdikçe aşina isimler dikkatimizi çekiyor.  Peygamber Efendimizin mübarek annesi Hazreti Âmine’yi, kâinatın övüncü Peygamber Efendimizin sütanası sahabe hatun Ümmü Eymen’i görüyoruz. Sonra Peygamberimizin pâk zevceleri Hazreti Hatice, Ümmü Habibe, Ümmü Seleme, Cüveyriyye, Aişe, Hafsâ, Zeyneb, Sevde ve Safiye… Nebiler Sultanı’nın kızları Hazreti Fâtıma, Ümmü Gülsüm, Zeyneb… Halaları, kadın muhaddisler, şeyhalar, fakiheler, müdrriseler, zâhideler, vaizeler, edibeler, hatibeler, muharrireler… Hazreti İsa’nın annesi Hazreti Meryem ve Firavun’un karısı Âsiye, kadın evliyaların en çok tanınanı Basra’nın şöhretli hatunu Râbia’tu’l Adeviyye…

Yaptırdıkları hayır ve hasenatla tanınan tarihî şahsiyetlere geliyor sıra. Melikşah’ın hatunu Türkân Hatun, Sultan İkinci Mahmud’un hanımı ve Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan, Abdülaziz’in annesi ve Sultan Abdülmecid’in hatunu Pertevniyâl Valide Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimâh Sultan,  Sultan Üçüncü Murad devri kadınlarından Canfeda Hatun. Sonra şiir vadisinde temayüz etmiş hassas ve hisli hanımlar… Osmanlı şairelerinden Sırrı Hanım, Şeref Hanım, Tûtî Hanım, Fıtnat Hanım, Leyla Hanım, Mihrî Hanım, Nigâr Hanım… Büyük tarihçimiz Ahmet Cevdet Paşa’nın kalem erbabı kızları Fatma Âliye ve Emine Semiye Hanımlar… Ve daha pek çok isim…

Onlar Milletin Ruhudur

Müellifimiz “Sonsöz”ünde hanımların toplumdaki yerine işaret ederken “Onlar milletin ruhudur.” diyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor: “Hatunlara saygı gösterilse ve kaidesine göre eğitilse her türlü ilmi öğrenirler. Hatunları eğitimli olan milletlerin çocukları bilgili, güzel ahlâklı olur, fazileti sever ve terakkiyi arzu eder. Birlik ve halka hizmet için rahatını feda etmekle beraber milletini sever, ilme hizmet eder, her işlerini severek yapar ve gayretli olurlar. Onlar milletin ruhudur.”

Hanım Efendi

Hanım Efendi adlı eser de Beyan Yayınları’ndan okuyucuya ulaştı. “Tarihte İz Bırakan Kadınlar ve Toplumsal Aktör Olarak Kadın” alt başlığıyla kapakta sunulan kitabın editörü Dr. Emrah İstek. İki bölümden meydana gelen eserin birinci kısmında “Tarihte İz Bırakan Kadınlar”, ikinci bölümde ise her zaman toplum hadiselerinin bir yerinde bulunan ve olaylara yön veren, öncü kadınlar anlatılıyor. Bu arada 19. Yüzyıldan başlayarak bugüne gelinceye kadar kadınlara biçilen roller, modernleşme çabaları ve kadının ailedeki aslî görevine dikkat çekiliyor. Kitapta kadınların farklı cepheleri üzerine kaleme alınan bölümler, şu araştırmacılara ait: Nadir Karakuş, Gülşen İstek, Berna Karagözoğlu Yüzüak, Emrah İstek, Ceylan Mollamehmetoğlu, Mitat Çekici, Yakup Karataş, Fatih Öztop, Büşra Tosun Durmuş, Zeynep Esra Abay Çelik. Özgün araştırmalarla desteklenen kitap bu konuda hazırlanmış iyi eserlerden biri olarak önümüzde duruyor.

Her Dem Kadın

Bu konuda yine Beyan’dan çıkan ikinci bir eser Kutsal Metinler ve İslami İlimlerde Her Dem Kadın adını taşıyor. Editörü Dr. Gülşen İstek. Kitap, kutsal metinler ve İslami ilimler çerçevesinde dört ana bölümden oluşuyor. İlkinde kronolojik bir sıra takip edilerek Yahudi ve Hıristiyan kutsal metinlerinden kadının durumuna ve rolüne temas ediliyor. İkinci bölümde ise kadının öncelikle bir insan olarak kabul edilmesi için “Kur’an’a Göre İnsan” ve ardından “İslam’da Kadın” isimli çalışmalara yer veriliyor. Üçüncü kısımda kadınların dinî ilimlerdeki faydalı hizmetlerinin altı çiziliyor. Çalışmanın sonunda ise güncel meseleler üzerinde durulurken Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileriyle yapılan bir çalışma da eserde yer buluyor. İslam dünyasının tanınmış kadın evliyası “Basralı Bir Kadın Zâhid Râbiatü’l Adeviyye” hakkındaki yazı, Sümeyye Yıldız’ın kaleminden çıkmış. Farklı yazar, araştırmacı ve akademisyenlerin araştırmalarından meydana gelen esere şu isimler katkıda bulunmuş: Fatih Erdoğan, Necati Sümer, Esat Özcan, Zübeyir Karataş, Seyithan Can, Abdülkadir Karakuş, Emine Demil, Sümeyye Yıldız, Abdullah Özcan, Gülten İstek Ahmet Aktaş.

Kırık Kalemli Kadınlar

Kadın edebiyatçılarımıza dair biyografiler yazıldığı gibi bazı hanım şair ve yazarlar için de seçkin kalemler kaleme alınmıştır. Bilhassa bazı Divan şairleri ve Tanzimat’tan sonraki edebiyatçı hanımlara dair kaleme alınan eserlerin sayısı az da olsa var. Ben de Cumhuriyet devrinin önemli romancılarından Ciğerdelen’in yazarı Safiye Erol hakkında bir biyografik kitap hazırlamıştım. Birçok meraklı bu kitap sayesinde yazarın eserlerine yöneldi ve bu değerli kadın edebiyatçımızı romanları, hikâyeleri ve makaleleriyle tanıdı. Yeni Türk edebiyatındaki araştırmalarıyla tanınan Murat Koç’un Kırık Kalemli Kadınlar kitabı, Kapı Yayınları arasında çıktı ve edebiyatsever okuyuculara ulaştı. Orijinal tarzda ve farklı bir üslupla yazılmış ilginç bir roman. Ama kadın edebiyatçıların başrolde olduğu bir roman. Yazar, eserin girişinde şöyle diyor:

“Bu romanın -konusunu olduğu gibi- adını da kahramanı olan kadınlar belirledi. Emine Semiye Hanım bir yazısında kendi neslinden olan kadın yazarlar için ‘Kırık kalemli kadınlar’ sözünü,  Nigâr Hanım da Günlükler’inde bir yerde ‘kırık kalemim’ ifadesini kullanmıştı. Bu sebeple romana en çok yakışacak ismin Kırık Kalemli Kadınlar olduğunu düşündüm. Kırık ama aslında bereketli kalemlere sahip olduklarını metni yazarken görme imkânı buldum.”

Geçmiş Zaman Hanımları

Romanın başında Abdülhak Şinasi Hisar’ın “Geçmiş Zaman Hanımları” isimli yazısı bizi karşılıyor. Büyük edibimizin bütün eserlerini neşre hazırlayan Necmettin Turinay, Geçmiş Zaman Edipleri adlı kitaba Hisar’ın bu nefis yazısını da almış. Murat Koç, biyografik romanında kadın yazarların iç dünyalarında gezinirken onların bilmediğimiz birçok hususiyetini de gözler önüne seriyor. Kırık Kalemli Kadınlar’ın Osmanlı’nın son devri ile Cumhuriyet’in başlarındaki değişim ve dönüşüm sürecine nasıl tanıklık ettiklerini, kalemleriyle fikirlerini ne şekilde ortaya koyduklarını, verdikleri mücadeleleri ve temas ettikleri konularla problemleri de okuyucuya aktarıyor. Kitabın arka kapak yazısına da bir göz atalım:

“Eve dönünce yazı masamın başına oturdum. ‘Kırık kalemli kadınlar’ sözü üzerinden hem kalemlerime ağlamak hem de onları takdis etmek istedim… Hatıralarımı yazarken kendime ağlıyordum. Bu gece dertlerimi satırlara döktüğüm kalemler için ağlıyorum. Biri duysa aklımı kaçırdığımı düşünebilirdi. Fakat aklım başımdaydı ve ben kalemlerimin kırık sıfatına ve hikâyelerine ağlamayı bile bile seçmiştim.” Başta Nigâr Hanım’ın hayal, hüzün ve ıstırap dolu hikâyesi… Yanında, Makbule Leman, Fatma Âliye, Emine Semiye gibi ilk kahramanlar, ilk yazı öncüleri. Onları 19. Yüzyıl İstanbul’unda geçen renkli hayatları… Kadın hareketinin ilk kıpırtıları…

Eserleriyle fikir ve sanat dünyamızda iz bırakmış kadın yazarlarımızı hatırlarken Halide Edib Adıvar, Halide Nusret Zorlutuna, Müfide Ferit Tek, Şükufe Nihâl, Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol, Münevver Ayaşlı, Cahit Uçuk, Afet Ilgaz, Şule Yüksel Şenler, Ayşe Şasa ve Emine Işınsu’yu anmamak olmaz. Artlarından külliyatlar bırakmış olan bu hanım yazarlar hakkında mutlaka yeni araştırmalar yapılmalı, etraflı biyografiler ve tafsilatlı monografiler kaleme alınmalıdır. Bu tür ilmî çalışmalar, zengin edebiyatımıza hem derinlik ve anlam katacak, hem de renklilik kazandıracaktır.

 
Advertisement Advertisement Advertisement