Dolar (USD)
31.02
Euro (EUR)
33.58
Gram Altın
2021.52
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Ocak 2023

KISASTA SİZİN İÇİN HAYAT VARDIR

Kısas, İslam ceza hukukunun temel esaslarından biridir. Amacı, insanın hayatını korumak, can güvenliğini sağlamaktır.

Kısas, kelime anlamı olarak ödeşmek, suçla cezayı eşitlemektir. Hukuki/şer’i deyim olarak ise “katili maktul mukabilinde öldürmek yahut yaralanan veya kesilen bir organın mukabilinde yaralayan veya keseninde aynı uzvunun yaralanması veya kesilmesidir.” (ıstılahath-ı fıkhiyye kamusu cil3 sf.34 vb.)

Kısasın farziyetini ve uygulanması gerektiğini beyan eden ayeti kerimede şöyle buyuruluyor;

“Ey iman edenler, öldürülenler hakkında kısas size farz kılındı…” (bk. 2/178)

Öldüren veya ölen kim olursa olsun, toplumdaki statüleri ne olursa olsun, suçun cinsi ne olursa olsun durum değişmez. Suçluya/katile kısas tatbik edilir. İslam’dan önceki cahiliye döneminde öldürme olaylarında bazılarına bir kısım ayrıcalıklar tanınıyordu. Zengin ve güçlüye başka, zayıf ve fakire başka türlü davranılıyordu. İslam bunu kaldırdı ve herkese aynı kuralı uyguladı. Suçluya da işlediği suça uygun ceza verdi. Orantısız ceza vermedi. Peygamber efendimiz (S.A.V) de buyurdu ki;

“ Müslümanın kanı eşittir.”(EbuDavud k. El-cihad b.147 hn 2751)

Can taşıyan her bir fert eşittir. Eşit muamele görür. Birisinin kanı daha kıymetli diğerininki daha kıymetsiz değildir.

KISASTA HAYAT VARDIR

Kısas öyle bir hüküm ve uygulamadır ki hayatlar onunla korunur. Kısasın hayatları koruduğunu, ölümleri önlediğini AllahTeâlâ şu ayet-i kerimede açıkça beyan ediyor;

“ Ey akıl sahipleri kısasta sizin için hayat vardır. Gerekir ki Allahtan korkarsınız.” ( Allah’ın cezalandırmasından korkarak onun emir ve yasaklarına uyarsınız) (2/179)

Bir cinayet işlenmesi halinde İslam hukuku kamu düzenini sağlamak üzere olaya el koyar ve olayların önünü keser.Suçluyu yargılar.Bunu da kendine mahsus bir metotla yapar ve böylece cinayetlerin, ölümlerin yan etkilerini de ortadan kaldırmak suretiyle huzurun devamını sağlar.

Olayı hayali bir pratikle şöyle anlatalım;Bir kişi diğer bir kişiyi haksız yere öldürüyor.Güvenlik güçleri olaya el koyuyor, şüpheliyi yakalayıp yargıya teslim ediyor. Tarafsız ve bağımsız yargı organı usulüne uygun olarak yargılamayı yapıyor ve şüphelinin suçu sabitse kararını veriyor. Bundan sonra sıra kararın infazına geliyor. Kararın infazına ise ölenlerin yakınları, mirasçıları veya velileri karar veriyor. Bunlar ya idamın uygulanmasını isterler.Veya katili affederler. Yahut ta diyet almak suretiyle infazın yapılmamasına karar verirler. Böylece olay sona erer.

Suçlu infaz edilirse hak yerini bulmuş oluyor. Ölenin taraflarının kin ve öfkeleri bitiyor. Katilin affedilmesini isterlerse zaten haklar helal edilmiş oluyor. Bu sebeplede intikam hisleri bitiyor. Diyet alınmışsa yine katil hiç olmazsa maddi bir kayıpla karşılaşıyor ölenin yakınları da katile maddi bir yaptırım uygulamış oluyorlar. Bu sebeple de kin ve intikam hisleri sönüyor. Artık o cinayet sebebiyle kan davaları meydana gelmiyor. Başkalarının canları tehlikeye girmiyor ve neticede “ kısasta sizin için hayat vardır” hükmü yerini buluyor. Bu hükmün uygulanması halinde kasten adam öldürme olayları bitiyor veya yok denecek kadar aza iniyor.

Şimdilerde, neredeyse dünya çapında idam hükmü de kaldırıldı. Cinayet olaylarında hüküm belli. Katil bir müddet hapis yatıyor sonra çıkıyor. Bu durumda olan ölene oluyor. Zira günümüzdeki ceza yargılamalarında yasalar ölenden değil öldürenden yana. Yargılama merasimleri, deliller, itirazlar, savunmalar, kasıt vardı- yoktu tartışmaları sonunda cezadan indirimler, infaz yasalarının katilin lehine çalışması, iyi hal vb. sonunda katil serbest kalıyor. Bu durum toplumsal vicdanı ve bireysel hak sahiplerini tatmin etmiyor. Olaylarda bitmiyor ve “Allah’ın, öldürülmesini kesin olarak haram kıldığı” canlara kıyılmaya devam ediliyor. Bu olumsuz gidişi önlemek için hayat kurtaran ve hayatları koruyan kısas hükmünü uygulamak en akılcı ve en adil yoldur.