Dolar (USD)
32.52
Euro (EUR)
34.68
Gram Altın
2485.43
BIST 100
9524.59
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

25 Şubat 2024

​Kitap molası XLI; Kapattım çatlağını kalbimin

Kelimelerin şifalı, zehirli, sihirli olduğunu yazarken içselleştirme fırsatı buldum. Kelime vesilesiyle insanın, kendisine iyi gelecek insanlarla bir araya gelebilmesini yaşarken…

Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gittiğim bir sırada şube müdürlerimizden kıymetli şair ve yazar Fuat Oskay Bey’le karşılaştık ve kendisi beni makamında ağırlama nezaketi gösterdi. Kısa ama nitelikli hasbihâlimiz sırasında 2022’de Klaros Yayınları’ndan çıkan Kapattım Çatlağını Kalbimin adlı deneme kitabını da takdim etti. Bu vesileyle aklıselim, bilge, sağduyulu tavrına sosyal medya paylaşımları üzerinden vâkıf olduğum bu mütevazı duruşun yazılarını toplu hâlde okuma imkânı buldum. Zira yaşadığımız hayal kırıklıklarına mukabil kelimeleriyle hemhâl olabilen nitelikli duruşların kıyıda köşede kalsalar da var olduklarını bilmek çok güzel.

Oskay’ın ilk olduğunu belirttiği kitabı 134 sayfa. Kitabın ön sözünde dünyadaki tüm olumsuzluklara rağmen yaşamak ve yazmak için geçerli nedenleri olan ve tabiattan, duygu hâllerinden umut devşiren güçlü bir yaklaşım seziliyor. Kaliteli yazarlar gibi esere talip okurların da bir değerlendirmesini yapan yazarın ümitle beslenen cümlelerinde sağlam bir betimleme gücü fark ediliyor. Düz yazının estetik bir davası olduğunu görmek bana her zaman iyi gelmiştir. Bu sebeple henüz ön sözü okurken kitabın taşıdığı içerik ve yapıya dair kanaat sahibi oldum. Bununla birlikte ön sözün taşıdığı yaşama ve yazma gerekçesi kapakta da kendini ortaya koyuyor. Sarının güzel bir tonu üzerinde damarları, kanallarıyla kırmızı kalp, kalbin üzerindeyse yara bandı olarak da değerlendirilebilecek beyaz bir şerit görülüyor.

“Hayat, yaşandıkça yazılır; yazıldıkça yaşanır. Gözlerin kalemindir senin, gördüklerin mürekkebin(s. 11)” cümleleriyle kitabın ilk metni “Bazen” e girdiğimizde şiirsel bir atmosferin okuru kuşatacağını ön görüyor, cümlelerin ne anlattıkları kadar neyi nasıl anlattıkları üzerinde duracağımızı biliyorum. Nitekim akabindeki “O Belde” yazısının muhayyilede çizdiği diyarla Ahmet Haşim’in beldesine yapılan şiirsel telmih, pek çok metnin pek çok yerinde yokluyor muhatabını. Haşim demişken kitabın bazı metinlerinin mensur şiir olarak okunmaya müsait bir yerde durduğunu söylemeliyim.

Tabiattan, hayatın ince desen ve motiflerinden beslenen yazar kendinin ve çağının farkında. Bu yüzden sık sık kulluğuna vurgu yapıyor. Ayakları yere sağlam basan, kendine ve insana uzaktan bakabilen özgür yazılar bunlar; “kendisi olmayan başkası olur (s. 24)”. Bununla birlikte Kapattım Çatlağını Kalbimin’in metinleri peygamberimiz Hz. Muhammed başta olmak üzere, Hz. İbrahim, İsa, Yakup, Yusuf, Nuh, Musa gibi pek çok peygambere ve insanlığa ibret levhasıyla sunulan kıssalarına; Hz. Ali, Veysel Karanî, Yunus, Mevlana ve Şems, Hallac-ı Mansur, İmam-ı Azam, İmam-ı Gazali, İbn-i Sina, Mimar Sinan, Büyük İskender gibi adı ve yâdı kalan büyüklere ve hayat hikâyelerinden kesitlere yer veriyor.

Başlangıçta şairane bir eda ile kitabın tamamlanacağını düşündüren yazarın ilerleyen sayfalarda tefekküre davet eden güncel meselelere dair daha keskin bir üslupla yazdığı fark ediliyor. Örneğin mutlulukla huzurun mukayesesinin yapıldığı metin (s. 17-19) bunun izahı. Düzen ve görsel üzerinden tabiatın ele alındığı “Kırık Kabuk”, eğitim algısının eleştirisi sayılabilecek “Tebeşir Tozu”, teknoloji ve gelişen teknolojinin dile olan etkileri “Zamanın İzinde”, modern çağın millet irfanı ile uyumunun yahut uyumsuzluğunun bir yorumu olan “Modern Çağın Çıkmazında”, zaman ve insan arasındaki münasebetin örneklerle tertip edildiği “Nedir Sana Engel?”, insanlar arasındaki dağılımın adaletsizliğini ele alan “Çıldırtan Denge” düşüncenin konuşturulduğu metinler olarak karşımızda duruyor. Burada bilhassa konunun ele alınışı itibariyle “Duvar” ve “İsyanın Anatomisi” adlı denemeleri hayli ilginç bulduğumu ifade etmek isterim. Nitekim bu iki metinde yazar gerek klişeleri sarsan yaklaşımları gerekse tarihin içinden verdiği isabetli örnekleriyle ciddi bir inceleme ve eleştiri örneği sunuyor. İlave olarak düşüncenin merkeze alındığı pek çok denemede sorun dillendirilmekle kalmayıp orijinal çözüm önerileri de ortaya konuluyor.

Kapattım Çatlağını Kalbimin keyifli olduğu kadar öğretici bir serüven denemesi. Orkidelerin en çok çiçek açtığı yerin mezarlıklar olduğu ve yazıcının bunun sebebini çiçeklerin kendilerine yaşam alanı bulmamalarında görmesi hayli dikkatimi çekti (s. 59). Yaşam koçu, şans oyunları, burç yorumları, fal gibi zaman öldürücülerin “yapay tatlandırıcılar” olarak nitelendirilmesi de (s. 62) oldukça hoş. Tarih hakkında yapılan anlamlı bir tanım da “Akşama Doğru” adlı yazıda sardı beni: “Tarih eskiyen zaman diliminde yaşanan olay ve durumları tahlil edici ruhunun yanında bir hatıralar bilimidir de (s. 88).”

Kitapta hatıra, gezi yazısı, günlük sayılabilecek yahut üç türün terkibi olabilecek denemeler de var. Yazarın Kuyulu Mescit başında dinlenip demlenen Söğüt yolculuğu bunun seçkin bir örneği. Şehir yazısına dönüşebilecek bir gücü içinde saklayan bu akıcı yazı, duygu ve düşüncelerini sunuş biçimiyle yazarın günlüğü olmaya da aday… “Sana Geç Kaldım” adlı metin ise mektup türünün güzel bir örneği olarak okunabilir.

Kapattım Çatlağını Kalbimin kısa zamanda keyifle okuyup tamamladığım güzel bir kitap. Bir eğitimci olarak Fuat Oskay’ın bilhassa eğitimle alakalı meseleler üzerine yoğunlaşması ise takdire şayan. Esere dair yapabileceğim tek eleştiri gülücük emojisinin sayfalara girmiş olması. İkinci baskı için yayınevi gerekli düzeltmeye giderse iyi olur.

Selam ile.