Dolar (USD)
32.94
Euro (EUR)
35.83
Gram Altın
2537.69
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

05 Temmuz 2020

Mabel Matiz Meselesi!..

Üniversite Sınavı’nda,“Velev ki İ (...) yiz” pankartını taşımasıyla ünlü Mabel Matiz’e dair bir sorunun çıkması büyük tartışmalara yol açmıştı.

Milyonlarca vatan evlâdı, “Memlekette bu kadar sanatçı varken, bula bula kimi buldunuz, niyetiniz ne sizin!” diye tepki gösterirken, Mabel Matiz, “Kendisinin sınav sorusu olmasına hem şaşırdığını hem de mutlu olduğunu” yazmıştı.

Artı, “Eşcinseller Kulübü” çevreleri de bunu “büyük bir kazanım” olarak “hane”lerine yazmıştı.

Bu arada, sözkonusu“skandal” üzerinden, siyasi iktidarı hedef alan, daha çok da “ti”ye alan çok sayıda paylaşım gördük.

Fatura Sayın Cumhurbaşkanı’na çıkartılıyordu “kurnaz” vurgularla.

Bürokratlar seçime girecek, halka hesap verecek değiller.

“Ne yani her şeye bir Kişi mi yetişsin!” cümlesi çok yerinde olsa da, vatandaşın kendisini ifade edebileceği en önemli, çoğu vakit de tek platform seçim sandığı.

Bundan dolayı da, bürokrasinin olumlu işlerinin oy getirmesi, olumsuz işlerinin ise siyasi iktidara fatura edilmesi tabiidir.

Bu üniversite sınav sürecinin iyi yönetilmediği malûm.

Önce tarih açıklandı, sonra “Tatil bölünmesin” diye geriye alındı.

Bir miktar yıpranma oldu.

Şimdi de…

Bu mesele geldi gündeme.

Yazık!..

ÖSYM Başkanı Sayın Halis Aygün’ün konuya ilişkin açıklamasını okudunuz.

Yeni Akit’ten Hacı Yakışıklı’ya şöyle demiş:

"2020-YKS yaklaşık 2 buçuk milyon adayın katılımıyla üç oturum halinde 188 sınav merkezinde güvenle ve başarıyla tamamlanmıştır. Soru havuzu ülkemizin farklı üniversitelerinden binlerce akademisyenin katılımıyla oluşturulmaktadır. Kurumumuz yönetiminin milli, manevi değerlerimiz ve toplumsal değer yargılarımız konusundaki hassasiyeti açıktır. 2020 YKS’nin TYT oturumunda yer alan Türkçe alanındaki ilgili sorunun içeriği hakkında inceleme başlatılmıştır. Sorumlu kişiler soru hazırlama süreçlerinden çıkartılacaktır.”

Sayın Başkan’ın ortaya koyduğu müeyyide “Sorumlu kişilerin soru hazırlama süreçlerinden çıkartılması.”

Bence, olayın mahiyetine kıyasla çok “zayıf” bir müeyyide bu.

Meselenin “soruyu oraya koyan kişi” meselesi olmadığı da ortada.

Burada nasıl bir “organizasyon”var, oraya odaklanmak gerekiyor!..

Konu, bir veya birkaç kişinin “hatası”na bağlanırsa, birçok yer gibi ÖSYM’de de olan sıkıntı devam eder!..

Sayın ÖSYM Başkanı bu işi tek başına çözemez.

Devlet’in ilgili “güvenlik” kurumlarıyla çok “derin” bir işbirliği gerçekleştirilerek, “organizasyon” ortaya çıkartılırsa, çok hayırlı bir iş yapılır.

Şer gibi görünendeki hayra ulaşılır.

Hedef Belli!..

Son vakitlerde, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “vatandaşla zayıflama eğilimi gösteren bağları” güçlendirmek için önemli hamleler gerçekleştirmeye çalıştığını görüyoruz.

Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması umudunu güçlendiren sağlam mesajların hedeflerinden biri de bu elbette.

İstanbul Sözleşmesi denilen “ailenin altına dinamit” düzenlemesinin çöpe atılması için yıllarca neler neler yazdık…

Bugünlerde, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “direktifiyle” önemli açıklamalar geliyor…

Şimdiye kadar İstanbul Sözleşmesi mevzuuna hiç girmeyen “gasteci” takımının da, Cumhurbaşkanı’nın direktifiyle yapılan açıklamalardan sonra, en sıkı “İstanbul Sözleşmesi Muhalifi” olduklarını görmek de mutluluk veriyor!..

Ne güzel bir dünya!..

Geçelim…

İstanbul Sözleşmesi, Ayasofya…

“Baro Düzenlemesi” önemli…

Milyonlarca vatandaş, “Meslek Örgütleri Alanı”naçeki düzen verilmesini istiyordu yıllardır.

Biz de ısrarla bu konu üzerinde duruyorduk ama “yerli ve de milli etiketli gasteci” takımının desteğini bir türlü alamıyorduk…

Nedense!..

Şimdi önemli bir adım atılıyor bu konuda ve hiç şüphesiz bu da siyaseten getirisi olan bir adımdır.

Sosyal medyaya düzenleme de öyle.

Azgın azınlığın çığırtkanlığı yanıltmasın, vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti “Sosyal Medya Terörü”nden rahatsız.

Oraya çeki düzen verilmesine büyük yarar var, iyi hesaplanmış bir düzenleme gelirse bunun siyasi sonuçları da yapanlar açısından “müspet” olur.

Evet…

Üst üste olumlu işler yapılıyor bu sıralar…

Bunlar olurken…

Diğer taraftan da, birilerinin Sayın Cumhurbaşkanı’nı gerek yanlış yönlendirmelerle, gerekse faturası “alâkası olmadığı” halde kendisine çıkacak işlerle yıpratmaya çalıştığını görüyoruz…

Sayın ÖSYM Başkanı’nın böyle bir kastının olmadığını ve olamayacağını “ortak dostlarımız” çok net bir şekilde ifade etti.

Biz de “Elbette ama bu işin üzerine de sonuna kadar gidilmeli” dedik.

Kabul gördü!..

Çok zor bir “ortamda” iş başına gelen ve “bir önceki dönemden” devreden sıkıntılarla uğraşan Sayın ÖSYM Başkanı, elbette “kendisini de yıpratmayı” hedefleyen bir “tezgâhın kurulduğunu” görüyordur.

Öncelikle “Kim”in yıpratılmak istendiğini de görüyordur, şüphesiz.

Bu “Mabel Matiz sorusu” bir “tesadüfün” ya da “Tüh be, yanlışlık oldu!”nun eseri değil.

Bunu, hangi “çevre” kurguladıysa bir taşla birçok kuşu vurmuş oldu.

Mabel Matiz, tarzını çok farklı kesimlerden gençlerin “beğendiği” bir isim.

Birçok Ak Partili gencin Mabel Matiz dinlediğini bilirim.

Başka kesimlerde, çok sayıda “fan”ı olan bir şarkıcı Mabet Matiz.

Sınav günü, Üniversite Sınavı’nda kendisiyle ilgili bir sorunun yer almasına ne kadar şaşırdığını ve mutlu olduğunu ilân eden Mabel Matiz, Sayın ÖSYM Başkanı’nın “İnceleme başlatıldı” muhtevalı açıklamasının ardından şunları yazmış:

“Selam:) Müziğimle hayati bir sınavın sorularına konu olmak beni çok mutlu etti. Şimdi ise aynı sınav üzerinden KİŞİSEL DEĞERLERİMİN konu edilmesini hayretle izliyorum. Adımın yanına coğrafi işaret logosu konmasına ramak kalmışken sınandığım şeye bak!

Yoğun destek ve sevgi mesajlarını içim büyüyerek okuyor ve kabul ediyorum. Bugüne dek müziğimle anlatmak istediğim şeyin ne kadar iyi anlaşıldığını yine sizin yazdıklarınızdan anlıyor ve DAHA DA GÜÇLÜ HİSSEDİYORUM. Müziğimi yapmaya, hikâyeler anlatmaya ve bu ülkenin bir parçası olmaya gönülden devam edeceğim. Bir başka SINAVDA görüşmek üzere…”

MabelMatiz’in açıklamasını okudunuz.

Sınavda sorulması da, sorulduğu için birileri hakkında “inceleme” başlatılması da çok hoşuna gitmiş anlaşılan.

Reklâmın kötüsü olmazmış.

Kendisinin “soruyu hazırlayan ekibe” bir teşekkür borcu var, onu da KİŞİSEL DEĞERLERİNE uygun şekilde yerine getirir herhalde.

Buradaki sıkıntılı nokta, her durumda “kaybettirilmek istenenin” değişmemesinde!..

Ben tezgâhın ne kadar “derinlerde” olduğunu ve “sistematik bir şekilde çalıştırıldığını” net bir şekilde görebiliyorum.

“Kedidir kedi” diyenler demeye devam etsinler!..

 
VF kat sağ