Dolar (USD)
32.91
Euro (EUR)
35.83
Gram Altın
2536.32
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Ocak 2024

​Necip Fazıl

Türkiye’de her sahada müspet gelişmelere şahit oluyoruz. Bu olumlu değişimlerden biri de kültür sanat dünyamıza yansıyor. 24 Aralık 2023 tarihinde Milat gazetemizde yazdığım “Ödüllerde de Vesayet Dönemi Sona Erdi” başlıklı yazım, kültür sanat çevrelerinde ilgi uyandırdı. Orada anlattığım hakikattir, hayal değil. Zira 45 yıldan beri İstanbul’da yayın, basın, kültür, sanat merkezli çalışmaları takip ediyorum. Evet, iyileşme var. Bazılarının seslerini yükseltmelerine bakmayın. Gayr-ı millî sanat geriliyor. Yerli-millî sanat ise yükselişte!

Cumartesi günü AKM’de “Necip Fazıl Ödülleri” gecesine katıldım. Star Gazetesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği gece kusursuzdu. Gecenin sözü, Şairler Sultanı’nın şiirinden alınan, “Doğdu Batmayan Güneş”ti. Büyük ve dolu salona baktıkça, gençlerimizin coşkusunu gördükçe Allah’a şükrettim. Cumhurbaşkanımız söylüyor ya: “Nerden nereye?” Hakikaten bu günleri görebilmek büyük bir nimet! Şükürler olsun.

Gecenin tanıtım filmi mükemmeldi. Ödüllerin koordinatörü Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, özlü konuşmasında 10. yılına ulaşan mükâfatların hikâyesini anlatırken, “Necip Fazıl Ödülleri’nin kültür ve edebiyat dünyasında bir ‘referans’ hâline geldiğini” söyledi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, “Necip Fazıl’ın kelimeleriyle dokunan eserleri, sadece bir şairin değil aynı zamanda bir düşünür ve vatanseverin de ifadeleridir. Onun mefkûre ve sözleri sadece yaşadığı dönemde değil, günümüzde de yankılanmaya devam etmektedir.” dedi.

Sıcak, samimi ve iyi bir merasimdi. Roman dalında ödül alan yazar Selahattin Yusuf’un oğluyla sahneye çıkması geceye renk kattı. Efe Yusuf’un konuşması babasının hitabından az değildi. Büyük ruhlu küçük Efe, salonda sempatileri ve alkışları topladı. Özellikle Gazze’deki çocuklara vurgu yapması gözlerimizi yaşarttı. Herkesin ayağa kalkmasını istediğini belirten Efe, “Gazze’de vefat eden çocuklar var. Protestoların aktif hâle getirilmesini istiyorum.” dedi. Zaten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün konuşmacılar, ödül alanlar ve verenler Gazze’den, Kudüs’ten ve Filistin’deki İsrail soykırımından bahsettiler, Siyonistleri lanetlediler. Selahattin Yusuf’un “Sayın Cumhurbaşkanımız sayesinde Türkiye’nin uzun farları yanıyor.” sözü anlamlıydı. Üstün Hizmet Ödülü mükâfatına lâyık görülen kıymetli ilim, fikir ve sanat adamı Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin konuşması nükteli ve incelikliydi. Dünyada müzik alanında Türkiye’yi temsil eden Büşra Kayıkçı’ya “Müzik” ödülü verilmişti. Kızımız piyanoda salondakilere kısa müzik ziyafeti sundu.

Gecede veciz bir konuşma yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl’ın 40. Yıl Jübilesinin takdimini yapmanın kendisine nasip olduğunu belirtip ekledi: “En büyük hayali olan Ayasofya’yı açmak şerefine de eriştik.” Üstadın hatırasına sahip çıkanlara teşekkür eden Erdoğan’a göre, “Kaleme aldığı eserlerle zor zamanlarda verdiği mücadeleyle merhum üstadımız deha derecesinde inşa kudretine sahip mümtaz bir şahsiyetti. Şiirden nesire, tiyatrodan hikâyeye edebiyatın her alanında eser veren bir münevverdi.” Ödülleri teşvik ettiğini belirten Erdoğan, bu konuda emek verenlere teşekkürde bulundu, sonra şöyle devam etti: “Ekol hâline gelmiş değerlerimizin vefatları, geride doldurulması çok büyük boşluklar bırakıyor. Yeni yetişen gençlerimizin üstatlarından aldığı emaneti hakkıyla taşıyıp kendinden sonrakilere en güzel şekilde teslim edeceğine inanıyorum. İşte bu noktada Necip Fazıl Ödülleri büyük bir önem arz etmektedir.”

Üstad Necip Fazıl’ın siyasi, sosyal ve kültürel bakımdan Türkiye’nin en sancılı döneminde yaşadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, “Üstadın Anadolu ruh kökü dediği, kadim hasretlerin bütünüydü. O dava adamıydı. Şiirleriyle, tiyatrolarıyla bir hakikat yolcusuydu. Türkçeyi en mahir şekilde kullanan ediplerimizden biriydi. Devrinin tatsız, tuzsuz lisan dayatmalarına asla itibar etmemiştir. O, zaman ve mekân şuuruna sahip, büyük bir iman ve dava adamıydı. O gümrah bir ırmak misali akan şiirleriyle, tiyatrolarıyla, tenkit ve inceleme yazılarıyla bir hakikat yolcusuydu. ‘Dilden daha büyük, dilden daha aziz, dilden daha gerçek, dilden daha müdafaalı vatan yoktur.’ diyerek, Türkçeyi savunmuştur.” diye konuştu.

Şairimizin “şiir ve nesirdeki hikmetli sözlerini keskin bir zekâ, derinlik, ustalık, mecaz ve nükteyle tezyin ettiğini vurgulayan” Cumhurbaşkanımız, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sanatların sultanı olarak tarif ettiği şiirle, mutlak hakikati aramıştır. Necip Fazıl’a göre mutlak hakikat Allah’tır. Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolunda arama işiydi. Şiire ve Allah'ın mahrem ülkesi meçhuller âleminin derbeder seyyahı olarak gördüğü şaire çok önemli görevler yüklüyordu.” Bu hayırlı hizmette emeği geçenlere teşekkür ederken, ödül alanları ve isabetli kararlar veren seçici kurulu kutlarım.

 
VF kat sağ