Dolar (USD)
33.02
Euro (EUR)
35.95
Gram Altın
2548.70
BIST 100
11156.2
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

08 Ocak 2020

Ortadoğu’da Kim Mazlumdan Yana?

Eski yazılarımızı okuyanlar, takip edenler bilirler. Her zaman bu coğrafyada İran ve Türkiye’nin birlikte hareket etmesi gerektiğini savunanlardan olmuşumdur. Hatta kimi zaman bu birlikteliğe Mısır’ı da dahil edip “bu üç ülke, bölgede el ele verip de işbirliği yaparsa İsrail, Amerika ve İngiliz kirli ittifakı bu bölgede kirli emellerini sahaya indiremez” demişimdir. Ne yazık ki bu temennilerimiz gerçek hayatta bir türlü karşılığını bulmuyor.

Türkiye çoğu zaman üzerine düşeni yaptı, İran ve Mısır ile yakınlaşmaya çalıştı. Mesela ABD İran’a ambargo uyguladığında biz Türkiye olarak İran’a uygulanan ambargoya karşı çıktık ve hatta risk alarak bunu delmeye dönük adımlar da attık. Ancak İran en zor zamanlarda Türkiye’den uzak durmayı tercih etti. Yıllarca PKK terörünü destekledi, Suriye’de Esed rejiminin sivillerin üzerine bomba yağdırmasına ortak oldu. Eğer İran Suriye’de denkleme girmemiş olsaydı bugün belki Rusya da bölgede varlık gösteremeyecekti. Rusya varlık gösteremeyince ABD de Türkiye’nin ağzının içine bakmak zorunda kalacak Türkiye’yi saf dışına iterek bizden habersiz oralarda at koşturamayacaktı. Davutoğlu döneminin ABD’ye yaslanmış dış politik aymazlığı yüzünden başta ABD olmak üzere Rusya, İran Çin gibi ülkeler Suriye’deki zulme ortak oldular ve milyonlarca insan ya göç etmek zorunda kaldı ya da hayatını kaybetti.

Mısır’da tam Mursi ile işler yoluna giriyor derken İsrail muhibbi bir askeri ekip tarafından Mursi devrildi yerine ABD ve İsrail piyonu bir askeri lider getirildi. Zaten o gelir gelmez de Türkiye ile olan ipler iyice koptu. Mısır, bir anda FETÖ’nün önemli sığınaklarından birisi haline geliverdi. Suriye ve Filistin konusunda da Mısır Türkiye’nin yanında durmadı. Batılı efendiler Mısır’daki uşaklarının emirleri dışına çıkmasına müsaade etmediler.

İran bir türlü Fars-Pers ve mezhep ekseninden sıyrılıp İslam dünyasına bütüncül bir gözle bakamıyor. Onun için ne Sünni ne de Şii dünyada İran’ın lider ülke rolüne soyunması mümkün değil. Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta mezhep çatışmalarını körükleyerek Şii hilalini ayakta tutmaya çalışan İran, İslam dünyası için umut vadetmiyor. Şia’nın romantik, mitolojik ve masalsı dini anlayışı İslami hakikatleri gölgede bırakıyor ve İran gerçekçi bir düzlemde başka İslam toplumlarıyla ortak bir zeminde bir araya gelemiyor. Dolaysıyla bölgede ve dış politik kulvarda İran nalıncı keseri gibi sürekli kendine yontuyor.

Suriye perişan durumda, Mısır askeri diktatorya ile yönetiliyor, Suud mevcut yönetimi ile Amerika’nın ve İsrail’in güvenliği için çalışıyor, emperyalistlerin bölgedeki üssü konumuna gelmiş vaziyette, Doğu Türkistan’da işler hiç de yolunda gitmiyor, Çin yönetimi Doğu Türkistan’lı Müslümanlar üzerinde tam anlamıyla soykırım uyguluyor, Yemen açlık, hastalık ve sefaletin pençesinde kıvranıyor, Somali’de iç savaş ve terör toplumu esir almış vaziyette… Kısacası İslam Dünyası resmen kan ağlıyor. Müslüman coğrafya maalesef Birinci Dünya Savaşı ve öncesindeki dramların benzerleri yaşanıyor. İdlib’te tam bir insanlık dramı var. Rus ve Esed güçleri İdlib’i kar kıyamet demeden bombalıyorlar, siviller yurtlarını terk etmiş vaziyetteler, çoluk çocuk aç, sefil durumda, Kızılay’dan gelecek üç beş parça çadırın, kumanyanın gözünün içine bakıyorlar. Türkiye’den başka oradaki feryada kulak veren yok.

Böyle bir tablo içerisinde Kasım Süleymani öldürülmüş, kimin umurunda! Prensip olarak Batılı herhangi bir emperyal gücün İslam dünyasında herhangi bir bölgede özellikle de askeri operasyon yapmasına ve bu coğrafyadaki siyasi, iktisadi ve askeri olaylara müdahil olmasına yüzde yüz karşıyız. Ancak bölgede en az ABD kadar suçlu olan başka unsurların da olduğunu unutmayalım. Sadece kendi ülkesinin çıkarları için başka toplumların çocuklarına kıymakta beis görmeyen anlayışı da Allah en kısa zamanda kahr-u perişan eylesin. Allah bazen bir zalimin cezasını başka bir zalimin elinden verir. Nitekim öyle de oldu. Geçmişte ABD askerleriyle kol kola resimleri çekilen bir piyon, işi bitince şimdi aynı adamlar eliyle infaz edildi. Kimin umurunda! Umurumuzda olan tek şey minicik gözlerinden yaş akan ve her dakika ölüm korkusuyla yaşayan bebekler, çocuklar ve bölgedeki masum sivil halktır. Yine umurumuzda olan tek şey Müslüman halkların bu bölgedeki varlığı ve geleceğidir. Eğer hala bir geleceğimiz varsa!

 
VF kat sağ