Dolar (USD)
32.48
Euro (EUR)
34.58
Gram Altın
2473.66
BIST 100
9530.47
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

25 Şubat 2024

​Rahmân'ın has kulları- 3

Geçenki iki yazımızda; Furkan sure-i celilesinin son kısmında yer alan “Rahmân’ın has kulları”nın sekiz sıfatından ilk iki tanesini yani “vakar” ve “gece ibadetini” incelemiştik. Bu hafta da konumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz inşaallah:

3- “Şöyle niyâz ederler: Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı bitip tükenmez, pek korkunç ve tahammülü zor bir azaptır. Gerçekten cehennem ne kötü bir karargâh ve ne fenâ bir ikâmet yeridir!” (Furkan 65-66)

Cehennem, Allah’a inanmayan ve O’nun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmayanların âhirette azap görecekleri yerdir. -Allah korusun- kâfir olarak ölenler, burada ebediyyen kalırlar. İçine giren günahkâr müminler ise, cazalarını çektikten sonra çıkarlar.

Onlar, yapıkları ibadetleri esnasında ellerini açarak niyaz eder ve Cehennem azabından uzak olmayı isterler. Yani “Rahmân’ın has kulları”nın üçüncü özelliği, Rablerinden korkarlar, günahlardan sakınırlar ve kalpleri korkudan ürperti içerisinde; “ey Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır” diye dua ederler. Aslında onlar, cehennemi görmüş değillerdir. Ancak kuvvetli imanları sebebiyle, Kuran-ı kerimin haber verdiği bütün âhiret hallerini, gözleriyle görmüş gibi kabul ederler.

Yani onlar, âhiret hayatını akıllarından hiç çıkarmazlar ve cehenneme götüren davranış içerisinde bulunmaktan da son derece kaçınırlar. Onlar, günde beş defa hatırlatılan kurtuluş çağrısına icabet edip namazlarını düzgün bir şekilde kılarlar. Dua ve niyazı olmayana Allah’ın değer vermediğine inandıkları için, hem uygulamalı, hem de sözlü dua ederler. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “De ki: Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Ey inkârcılar,) siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!” (Furkan 77)

Evet “Rahmân’ın has kulları”nın ilk istek ve emelleri, cehennem azabından kurtuluştur. Yaptıkları amel ve ibadetlerine güvenmezler. Bunun için Rablerine yalvararak huşu içinde dua ederler. Şayet Allah’ın fazl û keremi, bağışlaması ve merhameti olmazsa, yaptıkları amellerin onları cehennem azabından kurtaramayacağını çok iyi bilirler.

Allahü Teâlâ, cehenneme girmek istemeyen kullarını sever. Cehennem’e girmeyi istememek ise, bu dünyada yaşadığımız hayatla yakından ilgilidir. Çünkü bizim yaşadığımız hayat iyi ise, sonucu da iyi ve cennet olur inşaallah. Kötü ise, sonucu da kötü ve Cehennem olur maazallah. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.” (Zilzal 7-8)

Dolayısıyla “Rahmân’ın has kulları,” âhiret istikametini bu dünyada çizmeye çalışan akıllı ve gayretli müminlerdir. Onlar, “Allâh’ım, cehenneme girmek istemiyorum,” derler ve buna göre güzel bir hayat yaşamaya gayret ederler.

“Rahmân’ın has kulları”nın vakar ve ağırbaşlılıkları, yürüyüş ve sözlerindeki güzellik; gecelerini kıyamda ve secdede geçirmeleri, asla onları kibre sevk etmez. Yani amellerine asla güvenmezler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Resullah sallallahü aleyhi ve sellem bir defasında: ‘Hiç kimse amel ve ibadeti sayesinde cennete giremez,’ buyurdu. Ashâb-ı kirâm hayretle: ‘Sen de mi yâ Rasulallah,’ diye sordular. Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem: ‘Evet ben de!.. Meğer ki Rabbimin lütfu ilahîsi imdâda yetişe!.. Zira O’nun fazlı, rahmet ve mağfireti beni bürümedikçe ben de cennete giremem! Yaptığım ameller beni de kurtaramaz!” (Buhari)

Evet, “Rahmân’ın has kulları,” Allahü Teâlâ’yı hakkıyla tanımış oldukları için, ne yaparlarsa yapsınlar, O’nun nimetlerine hakkıyla şükredemeyeceklerini bilirler. Çünkü yürüyüş ve sözleri güzelse bu, İslam ahlakının güzelliğindendir. Geceleri kıyamda ve secdede geçiriyorlarsa bu, Yüce Allah’ın onları amel-i sâlihe muvaffak etmesindendir. İşte bu bilinç, onları ucub, kendini beğenmişlik ve kibirden korur. Ne kadar çok ibadet yaparlarsa; Allahü Teâlâ’ya o kadar şükran, minnet ve tazarruyla dolarlar.

“Rahmân’ın has kulları”nın, cehennem azabına karşı duydukları korku ve endişe, onların âhiret hayatına imanlarının dillerine yansımasıdır. Onların dualarının çoğu da bu imanın söze dökülmüş hâlidir…

(Devamı haftaya…)