Dolar (USD)
33.04
Euro (EUR)
35.95
Gram Altın
2509.48
BIST 100
10871.48
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Mart 2023

​Ruhumuz arkada kaldı

Bir Afrika atasözü der ki, “O kadar hızlı gidiyoruz ki, ruhumuz arkada kalıyor.” Ne oldu bize böyle? Neler yapıyoruz? Dahası, nereye koşar adım gidiyoruz? Depremden bile hızlı koşuyoruz? Bir deprem ile sarsıldık, yıkıldık, yerle yeksan olduk, her yanımız ölüm, kan, hüzün, yara bere içinde... Lakin depremden daha hızlı koşmaya devam ediyoruz. Daha depremzedeler enkaz altındayken, onlar yaşamla ölüm arasında mücadele ederken, kurtulanlar yağmurla, soğukla uğraşırken, biz ise depremin vurduğu kentlerdeki yol güzergâhındaki dinlenme tesislerinde yemeklerin fiyat etiketlerini değiştirmekle meşgulüz. Ola ki şehrimize gelirler diye kiraları arttırmak için birbirimizle yarışıyoruz. ‘Gün, bu gündür!’ diyerek stokladığımız ürünlere fiyatları bindiriyoruz. Dünyalık malların fırsatçılığında adeta birbirimizle yarış haline giriştik. Fırsatçılıktan geçtim, bir de fesatlık işin içine girince değme kısa yoldan zengin olmaya çalışanların keyfine.

Zengin olmak derken, zenginliği de yanlış anlamışız bir Müslüman olarak. Gerçek zenginliğin ahirette olduğunu artık sadece sözlerimizden duyabilirsiniz. Eylemlerimizde hepimiz bu dünyadaki zenginliği istiyoruz. Biz peşini seviyoruz. Ki böyle olduğumuzu Yüce Allah da bildiği için Kutsal Kitabımızda bizi uyarıyor: “Şu insanlar bu peşin dünya hayatını arzulayıp, önlerinde kendilerini bekleyen o ağır günü ihmal ediyorlar.” (İnsan Suresi, 27. Ayet)

‘Gayba iman ettik!’ derken, görünene taptığımızı gizlemeye çalışıyoruz. Dünyanın peşinden o kadar hızlı koşuyoruz ki, ruhumuzun arkamızdan feryat figan edişini duyamıyoruz. Peşin olanı isterken peşine düştüğümüz dünya ansızın bizi sırtından attığı zaman hakikati anlayacağız, lakin o zaman da iş işten çoktan geçmiş olacak.

Bugünümüze dönüp baktığımız zaman yüksek binalar dikerken topraklarımızı küçülttük. Yatay özgürlüklerden kaçarak dikey esaretlere kendimizi hapsettik. Taşı taş üstüne kurarken mezarımızı mezar üstüne yaptığımızı fark edemedik. Depremden sonra bir arkadaşımızın espri niyetiyle söylediği söz aslında içinde bulunduğumuz durumu özetliyor: “Depremde aşağıya indik, apartmandaki komşularımızla tanıştık, aslında iyi insanlarmış!” Espriyle karışık söylenen bu söz aslında özümüzden ne kadar uzaklaştığımızı gözler önüne seriyor.

“Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir” buyuran Peygamber’in ümmeti olarak komşularımızdan habersiz yaşar olduk. Müslüman, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi olması gerekirken, şimdi zalimlikte birbirimizle yarışır hale geldik.

Adına hız ve haz çağı dediğimiz bu zamanda durum böyle olunca yaşadıklarımıza ruhumuz yetişemez oldu.

Böyle bir deprem dahi bizi kendimize getirmeye yetmediyse, söyleyin Allah aşkına, daha neyi bekliyoruz? Akıllanmak, akletmek, aklımızı başımıza almak, yeniden iman etmek için daha nasıl bir işaret bekliyoruz?

Yüce Allah’ın Zilzal Suresinin son ayetlerinde “Artık kim zerre ağırlığınca bir iyilik yapmışsa, onu görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsa, onu görür.” dediği kıyamet gününü unutarak zerresi bir yana kötülüğün tonlarcasını sırtlayarak bu gidişimiz nereye?

Allah, canlarımız, mallarımız karşılığında bize cenneti vermek istiyor. Biz ise Kur’an-ı Kerim’i tersten yaşayarak cennetten vazgeçerek bu dünyada malımızı, canımızı çoğaltıyoruz.

Fırsatçılık kavramını iyi anlamda idrak edip, krizleri fırsata çevirebilmek adına dünyalık malları verip ahireti kazanmak dururken, ahlakımızı satarak dünyalık malları kazanıp zengin olduğumuzu düşünmek hangi ticaretin kar etme kuralıdır, sorarım size! Bu ticaret bizi sırattan geçirir mi?

Acıyla yoğrulan bu coğrafyada, yaralara merhem olmak yerine, yeni bir acıya neden olmak içimizi acıtmıyorsa, kendimiz acınacak hale düşmüşüz ve bunun farkında dahi değiliz demektir. Bu halimizin farkına varmak adına içinde bulunduğumuz Mübarek Ramazan ayını fırsat bilelim ve tövbe ederek pişmanlığımızı kabul ederek yeni bir sayfa açalım. Aksi takdirde bu hızlı gidişimizin son durağında karşılaşacağımız hazin sondan kurtulamayız ve arkada kalan ruhumuzun bize hüzünlü bakışında kalakalırız.

 
VF kat sağ