Dolar (USD)
32.42
Euro (EUR)
34.49
Gram Altın
2448.78
BIST 100
9679.8
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

30 Ocak 2023

Seçmek

Her yol bir tercihtir. Her tercih bir kaybediş. Kaybederek başlıyoruz. Kayıp… Geç kalmak da erken gelmek de kaybedişle sonuçlanıyor. Seçmek elimizde değil. Buna rağmen ömür defterinin yazanı da yananı da biziz. Yanmaya, kanmaya geldik. Şu fâniliğe kanıyoruz, bir de ardından yanıyoruz.

Geceyi seçen gündüzü, gündüzü seçen geceyi kaybediyor. Işığı seçen, karanlığı kaybediyor. Karanlığı kaybetmek, iyi midir? Değilse tüm kaybedişler kötüdür. Neyi neyden ayırarak seçiyoruz? Seçmek, irademizle midir? Değilse kadere boyun büküp yola devam mı edeceğiz? Önümüzde bulduğumuz nasibimiz midir? İtiraz hakkımız var mıdır, varsa nereye itiraz edeceğiz? Hayat biraz da gizemli yol gibi değil midir? “Hikmetinden sual olunmaz.” dediğimiz ve yaşadığımız çok olay vardır. Memnun değiliz ama kaçamıyoruz da. Kabullenip yürüyoruz.

Seçmek, irademizin ortaya çıkışıdır. İrademizin üstündeki tozları silkip kendimize gelmektir. Şahlanmaktır, canlanmaktır, hayat bulmaktır. Minnet yüklenmeden mihnete razı olmaktır. Çileye talip olmak, sabretmektir. Cesarettir. Ferasettir. İyi de kötü de bizim eserimizdir ama taklit değildir. Bize ait olanın doğruluğunu, iyiliğini, güzelliğini yaymak da sorumluluktur.

Seçmek zordur. Tecrübe gerekir. Katlanmaktır. Seçilenin ardında durmak güç ister. Bir yolu seçmişseniz, o yolda sizi nelerin beklediğini bilemeyebilirsiniz ama ileride neyle karşılaşırsanız karşılaşın var gücünüzle zorluklara karşı koyamadıktan sonra silinirsiniz. Silinmek yok olmaktır. Ağırdır silinmek.

Dünya, insanın seçemedikleriyle mücadelesine sahnedir. Bu sahnede yeri gelir itiraz olur, yeri gelir isyan olur. Bir hakkımız var mıdır? Yoksa razı olmak mı düşer bize? Vakitsiz gelir gelen. Giden de vakitsiz gitmiştir. Size seçmeye imkân kalmamıştır. Zamanı siz kurmuyorsunuz. Saati ayarlayan kimdir? Bu sahnede rollerini beğenmeyen nice insan vardır. İnsanız. Hatamızı biz mi seçiyoruz yoksa bize hata mı yaptırılıyor? Hata yapmak rolünü, bu sahnede üstlenen insan az mıdır? Hep doğruyu seçmek veya o rolü icra etme iradesine sahip olmak nasıldır? Ömür defterini karalayanın yetkisi veya sorumluluğu nedir? Kalemi tutan ben miyim? Yazıyı ben mi yazıyorum yoksa önceden yazılanın üstünden mi geçiyorum? Kafamızda deli sorular! Cevabı olmayan sorulardan girdiğimiz imtihan dünyası. Seçtik mi, belli değil ama seçildik, bu kesin!

Ali İzzet Özkan tam da hâlimizi anlatıyor: “Kader torbasına elim uzattım/Tecelli kâğıdım karalı çıktı/Ömür defterine bir yol göz attım/Dertlerim içinde sıralı çıktı” Şimdi seçmek fiili kimindir, kim seçmiştir bu dertleri? Muhatabıyız yaşadıklarımızın. Sevap da günah da bize muhatap kılınmış. Bu çetin imtihandan çıkmak kolay mı? Dağların ardında ırmaklar, bahçeler, çiçekler, meyveler var ama o dağı aşmak kolay mı? Güzele takılmadan ötesini görebilmek, mümkün müdür? Sûretlerin en büyük engel olduğunu biliriz, biliriz de yine de bir ava düşer gibi düşeriz. Bile bile düşeriz o ava. Çırpınırız, dövünürüz, kendimizden geçeriz. Kaybederiz çünkü yine olmayacak olanı seçmişizdir.

Yaşadıklarımızın hesabını ödeyeceğimizi biliyoruz. Peki, yaşayamadıklarımızın hakkı, ne olacak bu hak? Gözümüze düşen, gönlümüze düşen ama bizim olmayan ne varsa hepsinin imtihanıyla geçen şu ömrün hesabı zor, zordan da öte acı ve çile. Belki kaybediş, yok oluş, yanış… Yine de düşe kalka ve bile bile o ateşli yolu seçmek de insana yakışan hata. Evet, hatanın da yakışanına talip olmalı. Niçin varız, neden bu yolu seçtik ki? Yok, olmuyor! Sefere çıkmak bizim seçimimiz ama zafer belli değil. İnsanız. Kazanmak da kaybetmek de nasip değil midir? Bilinmez ömür defteri kaç sayfadır. Yine de son sayfada yer kalsın. Kim bilir o son sayfa kurtuluş reçetesidir. O son sayfa en güzeli seçmek olsun, en güzelle son bulsun. Ve Emrah söylesin son sözü:

“Emrah der ki düştüm dile

Bülbül figan eder güle

Güzel sevmek bir sarp kale

Ya alınır ya alınmaz.”