24 Eylül 2021

'Şeytan süslü gösterir!' (2)

Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde yanlışları şeytanın insana süslediği, süslü gösterdiği anlatılır bize. Pek çok zaman yaptığımız yanlışlara bir meşruiyet kılıfı geçirdikten sonra bu yanlışı işlemeye devam ederiz. “Herkes yapıyor ben yapsam ne olur ki” deriz. “ama bunu yapmazsak kârımız azalır” deriz. Mesela “faize bulaşmazsak ticaretimizi yürütemeyiz ki” deriz. “Kitapta yazılan gibi davranırsak aç kalırız” deriz. “Bu kadar ince yaşanmaz ki bu dönemde” gibi kendimize mazeretler, bahaneler üretiriz ve gayrimeşru olanı yeşile boyayarak önce gözümüzde normalleştirir sonra da onu yapmaya devam ederiz.

Ebû’d-Derda da şeytanın oyununa gelenlerdendi. Şeytan yaptıklarını onlara süslü gösteriyordu. Ebû’d-Derda da putuna tazimi çok güzel bir davranış zannettiğinden dolayı çok şaşırdı, öfkelendi, kızdı, bağırdı. Sonra birazcık zaman geçince öfkesi geçti, sakinleşti, duruldu. Kendi kendine “Allah Allah,  şayet bunda hayır olsaydı kendisine yapılanı defederdi başından. Kendisini savunabilirdi. Bunda bir hayır olsaydı; kendisine bu kötülüğün yapılmasını, parça parça edilmesini engellerdi. Demek ki bunda hayır yoktur” dedi.

Ebû’d-Derda, Abdullah'ın da belki vesile oluşuyla doğru düşünmeye başlamıştı. Kardeşini buldu.  Efendimiz (a.s.)'ın yanına geldi. “La İlahe İllallah Muhammedur Rasulullah” dedi ve İslam'la şereflendi.

Efendimiz (a.s.)'ın dünyasını değiştirmesinden sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ömer ona Şam Valiliğini teklif etti. “Seni Şam'a vali olarak atıyorum” dedi. Ebû’d-Derda kabul etmedi. Vali olarak gitmeyi kabul etmediği Şam’a daha sonra bir muallim, müderris, davetçi, hoca, öğretmen olarak gitti. Yani makamı elinin tersiyle itmişti. Şanı, şöhreti, itibarı bu anlamda elinin tersiyle itmişti.

Daha sonraki yıllarda Şam'a Vali olan Muaviye, Ebû’d-Derda’nın kızını oğlu Yezide isteyecek ama Ebû’d-Derda, valinin oğluna kızını vermeyecekti. Ebû’d-Derda daha sonra imanına, ihlasına güvendiği başka bir kişiye kızını eş olarak vermişti.

Şam'da yapmış olduğu sohbetler, konuşmalar elden ele, dilden dile, kulaktan kulağa yayılan konuşmalardır. İnsanları etrafına toplar, daha çok ebedi âleme hazırlık yapmaları gerektiğine dair uyarılar yapar, “Ey insanlar! Yiyemeyeceğiniz kadar biriktiriyorsunuz, topluyorsunuz; oturamayacağınız lüks, şatafatlı binalar yapıyorsunuz; harcayamayacağınız şekilde servetler elde ediyorsunuz. Niye bunları yapıyorsunuz” derdi.

Dünya ahiretin tarlası iken; bizim cennete gitmemizi sağlaması gereken bir aracı iken, çoğu zaman ebedi kalacakmış gibi bir zanna kapılıp da ahireti unuttuğumuz, ölümü unuttuğumuz, sabrı unuttuğumuz, hesabı, mahşeri unuttuğumuz olmuyor mu? Allah (c.c.) unutanlardan olmaktan muhafaza buyursun bizleri…

İnsanların hatasını gördüğü zaman insanları ayıplamazdı. Bir defasında yolda tartaklanan bir adam görünce “Niye tartaklıyorsunuz?” diye sordu bunu yapanlara. Onlar dediler ki “işte filan günah işledi, filan yanlışı yaptı. Ondan dolayı cezalandırıyoruz” , “Öyle yapmayın! Yaptığı yanlışa düşmanlık edin, yanlışı yapana değil” dedi.

Ebû’d-Derda vaazında, nasihatinde, irşadında hatayı hedef alırdı; insanı hedef almazdı. İnsan mükerremdir. Allah'ın şerefli olarak yaratmış olduğu varlıktır. Dolayısıyla insanı yapmış olduğu yanlıştan, hatasından alıkoymaya çalışmak gerekir.

Ebû’d-Derda hastalandığı zaman etrafına insanlar geldi “Ne şikâyetin var? Hastasın, şikâyetin ne?” diye sordular “Günahlarımdan şikâyetim var.” dedi.

Eli boş gidilmez gidilen yere,

Mevlâm boş gelmedim suç getirdim.

Dağlar çekemezken o ağır yükü,

İki kat sırtımda pek güç getirdim.

                Tâhirü'l-Mevlevî

Rabbimizin huzuruna giderken suçlarımızdan endişe etmeliyiz. Günahlarımızdan, kusurlarımızdan endişe etmeliyiz. Canın ne istiyor diye sordular. “Rabbimin rahmetini mağfiretini istiyor, başka bir şey istemiyorum” dedi.

Biz de Rabbimizin rahmet ve mağfiretine nail olmayı niyaz ediyor Ebû’d-Derda ve bütün sahabeyi kirama rahmet diliyor; Cenab-ı Hak'tan onların hayatına benzer hayatlar yaşamayı bize nasip etmesini niyaz ediyoruz.

Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

 
Advertisement Advertisement Advertisement