Dolar (USD)
32.59
Euro (EUR)
34.82
Gram Altın
2495.16
BIST 100
9452.89
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Ekim 2023

Suçun Şahsiliği

Kişisel izlenimlerden, tecrübelerden, deneyimlerden ve gözlemlerden yola çıkılarak, bir topluluk ya da konu hakkında verilen hükümlere genelleme denir. İnsanların veya olayların tek bir yönünü ele alarak karar vermek, genel şeyler söylemek anlamındaki genelleme çoğu kez insanı yanıltır. İnsanları ve olayları değerlendirirken onların bütün yönlerini ele almak gerekir. Genelleme aynı zamanda bir düşünce sistemidir. Sosyoloji ve psikolojide, genelleme yapmak önyargılı insanların tercihidir. Bu tercih olumsuz bir yön olarak nitelendirilir.

Psikolojide genelleme, bireylerin belirli bir deneyimi veya örneği temel alarak daha geniş bir kavrama veya genel bir yargıya ulaşması anlamına gelir. Mesela, olumsuz bir deneyim yaşayan bir kişi, her zaman aynı sonucun olacağını düşünür ve öyle yargılar. Bu, birçok insanın yaşadığı bir düşünce eğilimidir ve çoğu kez yanlış sonuçlara götürür.

Dinimizde insanları kusurlarından dolayı hor görmek ve ayıplamak doğru olmadığı gibi bir kişi yüzünden bir toplumu da yargılamak doğru değildir. Bu aynı zamanda zan ile hareket etmek demektir. Yüce Allah “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksinir! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.” (Hucurat 12) buyurmaktadır.

Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan), insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkalarından çekiştirmek (gıybet) dinen yasaklanmıştır. Peygamber Efendimize (s.a.v.) “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı almışlardır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur” (Müslim, “Birr”, 70). Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Zanna kapılmaktan sakınınız, zan en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olunuz” (Müslim, “Birr”, 28) diye buyurmuşlardır.

Genelleme yapma eğilimi, kişisel gelişim sürecinde önemli bir noktadır. Kişisel gelişimde genelleme eğilimini azaltmanın bazı yolları vardır. Mesela farkındalık oluşturmak, düşünce kalıplarından sıyrılmak, kendi düşünce ve şartlanmışlıklarını sorgulamak, detaylara dikkat etmek, her durumu tek başına ele alıp incelemek, alternatif bakış açıları geliştirmek, başkalarının deneyimlerini dinlemek, mantıklı değerlendirmeler yapmak, objektif verilerle düşünmek bu yollardan bazılarıdır. Genelleme yapmak aynı zamanda birçok insanı yapmadığı şeyle suçlamak ve itham etmek demektir. Çünkü varlıklar arasında ya da olaylarda yaşanan benzerlik ilişkilerinin tümü bütün varlıklar için aynı değildir. Herkesi ve her şeyi aynı kefeye koymak yanlıştır. Genelleme yapmak sığ dimağların ürünüdür. Yüce Allah (c.c.) “Hak etmedikleri halde mümin erkek ve mümin kadınları yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler apaçık bir büh­­tan ve günah yüklenmiş olmaktadırlar.” (Ahzab 58) buyurmaktadır.

Bir öğretmenin işlediği bir suçu bütün bir eğitim camiasına yüklemek, bir imamın yaptığı bir hatayı bütün bir diyanet camiasına yüklemek, bir siyasinin suçunu bütün bir meclise yüklemek doğru değil faciadır. Çünkü insanlar hakkında kötü düşünmek pek çok kötülüğün kaynağı olur. Suç şahsidir ve suçu ispat edilinceye kadar herkes masumdur. Bu masumiyete saygılı olmak görevimizdir. Suçun şahsiliği ilkesi, hukukun temel taşlarından biridir ve adaletin sağlanması için büyük bir öneme sahiptir. Bu ilke, suçun kişiselliği anlamına gelir ve suçun işlenmesi durumunda ceza sorumluluğunun sadece suçu işleyen kişiye ait olduğunu belirtir. Suçun işlenmesi halinde, sadece suçu işleyen kişi sorumlu tutulur. Bu, suçun başkasının yerine cezalandırılamayacağı anlamına gelir. Örneğin, bir kişi suç işlediğinde, bu suçtan dolayı sadece suçu işleyen kişi yargılanabilir ve cezalandırılabilir. O kişinin ait olduğu toplum veya şehir yargılanamaz. Suçun şahsiliği ilkesi, hukuki güvenceyi de sağlar. Bu ilke sayesinde suç işlemeyen kişiler cezalandırılmaz. Suçun şahsiliği ilkesi, masum insanların haksız yere cezalandırılmasını engeller. Suçun şahsiliği ilkesi, adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Adil bir adalet sisteminin temelini oluşturur.

Allah’ım! Bizleri zan ile hareket etmekten muhafaza eyle.